DDizegâhDijital şiir arşivi
Tarih · 18. yüzyıl

Târîh 82

Emine Kadın'ın genç yaşta ölümünü altı beyitte anlatan tarih, gül beden ve tatlı dilli papağan imgeleriyle kaybı görünür kılar; anne babaya uzun ömür ve ölen kişinin ruhuna cennet bahçesi diler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hayf kim ol gül-beden tûtî-veşi

    Eyleyüp dehr itdi tebeh

    1Ne yazık ki o gül bedenli, papağan gibi tatlı dilli kişi;

    2dünya onu soldurup yok etti.

    Açılış “hayf” ünlemiyle başlıyor ve ölen kişiyi iki benzetmeyle tanıtıyor: gül beden ile papağan gibi tatlı dil. Biri görüntüye, öteki sese ait. İkinci dize faili söylüyor ve fail yine dünya: solduran ve yok eden o. Gül ile solma aynı beyitte karşı karşıya geliyor.

  2. 2

    Kıldı âzürde o goncayı

    Koydı hâke geldi ahbâba

    1O yeni yetişmiş goncayı incitip

    2toprağa koydu; dostlar şaşkınlığa düştü.

    İkinci beyit yaşı bir bitki evresiyle veriyor: “nev-res gonca”, henüz açmamış yeni sürgün. Yapılan işin adı incitmek; toprağa koymak bunun ardından geliyor. Son sözcük ise dostlara ait: şaşkınlık. Ölüm önce sessiz bir hareket, sonra bir donakalma olarak anlatılıyor.

  3. 3

    Oldı ol hayfâ nihân

    Dîdelerden şimdi çün nûr-ı nigeh

    1Ne yazık ki o tatlı dilli kişi artık gizlendi,

    2gözlerden, bakışın nuru gibi uzaklaştı.

    Üçüncü beyit kaybı duyudan duyuya taşıyor: tatlı dil susuyor, sonra bakışın nuru gözlerden çekiliyor. “Nihân” sözü gizlenmeyi bildirdiği için ölüm yok olmak değil görünmez olmak sayılıyor. Kayıp böylece hem işitmede hem görmede aynı anda yaşanıyor.

  4. 4

    Vâlideynine vire bâkî ‘ömür

    Devr ide dehr içre tâ hurşîd ü meh

    1Allah anne babasına kalıcı ömür versin;

    2güneş ve ay döndükçe dünyada yaşasınlar.

    Dördüncü beyit duayı ölene değil geride kalanlara yöneltiyor: anne babaya uzun ömür. İkinci dize bu ömrü göksel bir saate bağlıyor, güneş ile ay döndükçe sürsün diyor. Çocuğun kısa ömrünün karşısına ölçüsü gökten alınan bir süre konuyor.

  5. 5

    Çıkdı bir târîh zebân-ı hâmeden

    Bu sadâ buldı ser-i âfâka reh

    1Kalemin dilinden bir tarih çıktı;

    2bu ses ufukların tepesine ulaştı.

    Beşinci beyit tarihin çıkışını iki adımda veriyor: önce kalemin dili konuşuyor, sonra ses ufuklara yayılıyor. Yazı burada sessiz bir işlem değil, duyulan bir olay. “Ser-i âfâk” sözü sesi yatay değil dikey bir yayılışa çeviriyor.

  6. 6

    Bülbül-i rûhı Emîne Kadınıñ

    Kıldı gül-zâr-ı cinânı cilve-geh

    1Emine Kadın'ın ruh bülbülü

    2cennet bahçesini görüneceği yer yaptı.

    Makta ölen kişiyi ilk kez adıyla anıyor ve ruhu bülbüle çeviriyor. Bülbülün seçilmesi rastgele değil; açılıştaki tatlı dil burada ötüşe dönüşüyor. Son dize cennet bahçesini bir sahne yapıyor ve ağıdı bir görünme dileğiyle kapatıyor.

Kavram sözlüğü (7) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:t82-pdf182-183. Ana açık edisyon T82'i basılı s.169–170/PDF 182–183'de tam gövde, basılı ölçü satırı ve T83/PDF 183 sınırıyla verir. Y tanığında genel “Târîh” başlığı yoktur; ana edisyonun numaralı birimi ve gövdesi korunmuştur. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNiçe Dem Kesb-i Ma‘ârifde Tekâpû İderek
Niçe dem kesb-i ma‘ârifde tekâpû iderek
Eğrikapılı Mehmed Râsim · Kıta

Kavram sözlüğü

7 kavram bulundu.

tûtî-veş

Papağan gibi; tatlı dilli

pejmürde

Solmuş ve perişan

nev-res

Yeni yetişmiş

veleh

Şaşkınlık ve sersemleme

şîrîn-zebân

Tatlı dilli

vâlideyn

Anne ve baba

ser-i âfâk

Ufukların tepesi