Târîh 82
Emine Kadın'ın genç yaşta ölümünü altı beyitte anlatan tarih, gül beden ve tatlı dilli papağan imgeleriyle kaybı görünür kılar; anne babaya uzun ömür ve ölen kişinin ruhuna cennet bahçesi diler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hayf kim ol gül-beden tûtî-veşi
Eyleyüp dehr itdi tebeh
1Ne yazık ki o gül bedenli, papağan gibi tatlı dilli kişi;
2dünya onu soldurup yok etti.
- 2
Kıldı âzürde o goncayı
Koydı hâke geldi ahbâba
1O yeni yetişmiş goncayı incitip
2toprağa koydu; dostlar şaşkınlığa düştü.
İkinci beyit yaşı bir bitki evresiyle veriyor: “nev-res gonca”, henüz açmamış yeni sürgün. Yapılan işin adı incitmek; toprağa koymak bunun ardından geliyor. Son sözcük ise dostlara ait: şaşkınlık. Ölüm önce sessiz bir hareket, sonra bir donakalma olarak anlatılıyor.
- 3
Oldı ol hayfâ nihân
Dîdelerden şimdi çün nûr-ı nigeh
1Ne yazık ki o tatlı dilli kişi artık gizlendi,
2gözlerden, bakışın nuru gibi uzaklaştı.
Üçüncü beyit kaybı duyudan duyuya taşıyor: tatlı dil susuyor, sonra bakışın nuru gözlerden çekiliyor. “Nihân” sözü gizlenmeyi bildirdiği için ölüm yok olmak değil görünmez olmak sayılıyor. Kayıp böylece hem işitmede hem görmede aynı anda yaşanıyor.
- 4
Vâlideynine vire bâkî ‘ömür
Devr ide dehr içre tâ hurşîd ü meh
1Allah anne babasına kalıcı ömür versin;
2güneş ve ay döndükçe dünyada yaşasınlar.
Dördüncü beyit duayı ölene değil geride kalanlara yöneltiyor: anne babaya uzun ömür. İkinci dize bu ömrü göksel bir saate bağlıyor, güneş ile ay döndükçe sürsün diyor. Çocuğun kısa ömrünün karşısına ölçüsü gökten alınan bir süre konuyor.
- 5
Çıkdı bir târîh zebân-ı hâmeden
Bu sadâ buldı ser-i âfâka reh
1Kalemin dilinden bir tarih çıktı;
2bu ses ufukların tepesine ulaştı.
Beşinci beyit tarihin çıkışını iki adımda veriyor: önce kalemin dili konuşuyor, sonra ses ufuklara yayılıyor. Yazı burada sessiz bir işlem değil, duyulan bir olay. “Ser-i âfâk” sözü sesi yatay değil dikey bir yayılışa çeviriyor.
- 6
Bülbül-i rûhı Emîne Kadınıñ
Kıldı gül-zâr-ı cinânı cilve-geh
1Emine Kadın'ın ruh bülbülü
2cennet bahçesini görüneceği yer yaptı.
Makta ölen kişiyi ilk kez adıyla anıyor ve ruhu bülbüle çeviriyor. Bülbülün seçilmesi rastgele değil; açılıştaki tatlı dil burada ötüşe dönüşüyor. Son dize cennet bahçesini bir sahne yapıyor ve ağıdı bir görünme dileğiyle kapatıyor.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:t82-pdf182-183. Ana açık edisyon T82'i basılı s.169–170/PDF 182–183'de tam gövde, basılı ölçü satırı ve T83/PDF 183 sınırıyla verir. Y tanığında genel “Târîh” başlığı yoktur; ana edisyonun numaralı birimi ve gövdesi korunmuştur. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Niçe dem kesb-i ma‘ârifde tekâpû iderekEğrikapılı Mehmed Râsim · Kıta→
Açılış “hayf” ünlemiyle başlıyor ve ölen kişiyi iki benzetmeyle tanıtıyor: gül beden ile papağan gibi tatlı dil. Biri görüntüye, öteki sese ait. İkinci dize faili söylüyor ve fail yine dünya: solduran ve yok eden o. Gül ile solma aynı beyitte karşı karşıya geliyor.