Her müjen bir tîr-i dil-dûz u kemândır kaşlarıñ
Her beyti “kaşlarıñ” redifiyle biten bir gazel; kaş sırasıyla yay, dünyayla pençeleşen bir pazu, hançer, kılıç ve gizli bir dert olarak tarif ediliyor. Övgü ilerledikçe seçilen silah adları da ağırlaşıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Her müjen bir u kemândır kaşlarıñ
-yı hilâl-i âsmândır kaşlarıñ
1Her kirpiğin gönül delen bir ok, kaşların da yay;
2kaşların gökteki hilâli kıskandırır.
- 2
Gerçi kim kad bir pîre benzer sûretâ
Pençe tâb-ı rûz-ı bâzû-yı cihândır kaşlarıñ
1Görünüşte beli bükülmüş bir ihtiyara benzese de,
2kaşların dünyanın pazu gücüyle pençeleşendir.
Beyit kaşın kavisini önce yaşlılığa yoruyor — “ham-geşte kad” beli bükülmüş boy demek — sonra aynı eğriliği güce çeviriyor. Kaynakta “rûz-ı bâzû” diye dizilen terkip bozuk görünüyor; pazu kuvveti anlamındaki okunuş hem anlamı hem ölçüyü tutuyor, ama dizeye dokunulmadı.
- 3
Nice gersin gögsünü bî-çâre gönlüm bî-siper
Hançer-i ser tîz-i hûnîden yamandır kaşlarıñ
1Çaresiz gönlüm siperi yokken göğsünü nasıl gersin?
2Kaşların ucu keskin, kan dökücü bir hançerden daha yaman.
Soru kipi âşığı savunmasız bırakıyor: gönül göğsünü siper edecek, ama siperi yok. “Hûnî” kan dökücü demek ve kaş burada hançerden yaman sayılarak silahlar sıralamasında bir basamak daha yükseliyor. Beytin gerilimi “bî-siper” ile “gersin” arasındaki çelişkiden çıkıyor.
- 4
Berk urır yâd eyledikçe kalbimi eder
Öyle bir tîg-ı tahammül-sûz-ı cândır kaşlarıñ
1Andıkça şimşek gibi çakar, kalbimi ateşle doldurur;
2kaşların canın tahammülünü yakan öyle bir kılıçtır.
Kaş bu beyitte uzaktan görülen bir şey olmaktan çıkıyor, hatırlanınca çakan bir şimşeğe dönüşüyor. “Berk urmak” şimşek çakmak, “pür-tâb” ateş dolu demek. Sıralama böylece yaydan hançere, hançerden canın tahammülünü yakan kılıca kadar tırmanmış oluyor.
- 5
Ekrem-i aşkına ey mâh-ı hüsn
Genc-i gamda başka bir derd-i nihândır kaşlarıñ
1Ey güzellik ayı, hâli perişan Ekrem'in aşkı hakkı için söyle:
2kaşların gam hazinesinde saklı, başka bir gizli derttir.
Mahlas beyti gazeli dışarıdan içeriye çeviriyor: kaş bir silah olmaktan çıkıp gam hazinesinde saklanan gizli bir dert oluyor. “Genc” hazine demek ve gamla birleşince yoksunluk bir servet gibi sayılıyor. Bu dize de kaynakta kalıptan bir hece eksik dizilmiş.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142881 numaralı sürüm esas alındı. Metnin başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı; mahlas tamlamanın parçası olduğu için (“*Ekrem*-i şûrîde-hâl”) alındı, yalnız yıldızlar atıldı. Matla'nın ikinci dizesi kalıptan iki, mahlas beytinin ilk dizesi bir hece eksik. İkinci beyitteki “rûz-ı bâzû” bozuk görünüyor; pazu gücü demek olan “zûr” okunuşu hem anlamı hem kalıbı tutuyor, dize değiştirilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif her beytin sonunu tek bir uzva bağlıyor; gazel böylece bir kaş tasviri dizisine dönüşüyor. İlk dize kirpik-ok ve kaş-yay eşlemesini kuruyor, ikinci dize kaşı gökteki hilâlin üstüne çıkarıyor: hilâl artık örnek değil, kıskanan taraf. Bu dize kaynakta kalıptan kısa dizilmiş.