DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Orhan Veli Kanık/Kitabe-i Seng-i Mezar
Kaynaklı metin
Şiir · 20. yüzyıl

Kitabe-i Seng-i Mezar

Türk şiirinin en tanınmış sıradan adamı Süleyman Efendi'nin üç bölümlük mezar taşı yazısı: nasırı, ölümü ve geride bıraktığı hiçlik.

Özgün metin
  1. 1

    Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

    Nasırdan çektiği kadar;

    Hattâ çirkin yaratıldığından bile

    O kadar müteessir değildi.

    Günümüz Türkçesi +

    1Dünyada hiçbir şeyden, nasırından çektiği

    2kadar acı çekmedi.

    3Çirkin yaratılmış olmasından bile

    4bu kadar üzülmüyordu.

    Dörtlük yorumu +

    Şiir bir mezar taşı ciddiyetiyle başlıyor ve ilk söylediği şey nasır. Bu ölçü kaydırması bir alay değil: bir insanın hayatını gerçekten dolduran şeyin ne olduğunu söylüyor.

  2. 2

    Kundurası vurmadığı zamanlarda

    Anmazdı ama Allahın adını,

    Günahkâr da sayılmazdı.

    Günümüz Türkçesi +

    1Ayakkabısı vurmadığı zamanlarda

    2Allah'ın adını anmazdı,

    3ama günahkâr da sayılmazdı.

    Üçlük yorumu +

    İnancı ağrıya bağlı. Şair bunu ayıplamıyor, aksine aklıyor: Günahkâr saymıyor. Sıradan insanın Tanrı'yla ilişkisi böyle kurulur — ihtiyaç anında.

  3. 3

    Yazık oldu Süleyman Efendi'ye.

    Günümüz Türkçesi +

    1Yazık oldu Süleyman Efendi'ye.

    Dize yorumu +

    Birinci bölümün tek dizelik kapanışı. Bütün şiirin ağırlığı bu cümlede: ne büyük bir yas ne de bir kayıtsızlık, sadece komşuluk mesafesinden söylenmiş bir hayıflanma.

  4. 4

    Mesele falan değildi öyle,

    To be or not to be kendisi için;

    Bir akşam uyudu;

    Uyanmayıverdi.

    Günümüz Türkçesi +

    1Onun için mesele öyle büyük

    2bir “var olmak ya da olmamak” sorusu değildi.

    3Bir akşam uyudu

    4ve uyanmadı.

    Dörtlük yorumu +

    Hamlet'in sorusu araya sıkıştırılıp geçilmiş. Şair felsefeyi anmadan geçemiyor ama Süleyman Efendi'nin ölümünün onunla ilgisi olmadığını da söylüyor: adam sadece uyandı diye uyanmadı.

  5. 5

    Aldılar, götürdüler.

    Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.

    Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar

    Haklarını helâl ederler elbet.

    Günümüz Türkçesi +

    1Aldılar, götürdüler.

    2Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.

    3Alacaklıları öldüğünü duyarsa

    4haklarını elbette bağışlarlar.

    Dörtlük yorumu +

    Fiiller edilgen: onu alan, götüren, yıkayan hep başkaları. Ölümden sonra insanın kendi cenazesinde bile öznesi kalmıyor.

  6. 6

    Alacağına gelince...

    Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

    Günümüz Türkçesi +

    1Alacağına gelince…

    2Rahmetlinin alacağı zaten yoktu.

    Beyit yorumu +

    Üç nokta bir bekleyiş kuruyor, sonraki dize onu boşa çıkarıyor. Şiirin en acı hesabı: Borcu vardı, alacağı yoktu.

  7. 7

    Tüfeğini deppoya koydular,

    Esvabını başkasına verdiler.

    Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,

    Ne matrasında dudaklarının izi;

    Günümüz Türkçesi +

    1Tüfeğini depoya koydular,

    2elbisesini başkasına verdiler.

    3Artık ne torbasında ekmek kırıntısı var,

    4ne matarasında dudaklarının izi.

    Dörtlük yorumu +

    Geriye kalan şeyler tek tek dağıtılıyor. Şair insanı eşyalarından çıkarıyor: matarada dudak izi kalmayınca o adam gerçekten yok.

  8. 8

    Öyle bir rûzigâr ki,

    Kendi gitti,

    İsmi bile kalmadı yadigâr.

    Günümüz Türkçesi +

    1Öyle bir rüzgâr ki:

    2kendisi gitti,

    3adı bile hatıra olarak kalmadı.

    Üçlük yorumu +

    Rüzgâr benzetmesi tamamlanmıyor — “öyle bir rüzgâr ki” dedikten sonra rüzgârın ne olduğu değil, ne götürdüğü söyleniyor. Bir insandan geriye adının bile kalmaması, şiirin en sessiz cümlesi.

  9. 9

    Yalnız şu beyit kaldı,

    Kahve ocağında, el yazısıyla:

    "Ölüm Allahın emri,

    Ayrılık olmasaydı."

    Günümüz Türkçesi +

    1Yalnız şu beyit kaldı,

    2kahve ocağında, el yazısıyla:

    3“Ölüm Allah'ın emri,

    4ayrılık olmasaydı.”

    Dörtlük yorumu +

    Şiir Süleyman Efendi'nin kendi sözünü en sona koyuyor: bir kahvehane duvarındaki el yazısı. Nasırından şikâyet eden adam, geriye halk şiirinin en yaygın beyitlerinden birini bırakıyor — ve o beyit yarım kalıyor. “Ayrılık olmasaydı” cümlesi bir dilek mi, bir şart mı belli değil; tamamlanmamışlığı bütün şiirin yerine geçiyor.

Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 166776 numaralı sürüm esas alındı; üç bölümlü yapı ve şairin imlâsı (deppo, matra, rûzigâr) korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Orhan Veli Kanık şiirleri arasında gezinin

Şair profiline dön →