Meded ey kilk-i feyzkâr meded!
Şair önce kaleminden yardım isteyerek tek Tanrı’yı övmeye girişir; Arapça tevhid ifadeleri yaratılmamışlık ve benzersizlik vurgusunu güçlendirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Meded ey -i feyzkâr meded!
Ettim azm-i -yı Rabb-ı ahad
Celle şânühü zehî ilâh-ı
lem-yelid velem yûled
"Her giyâhî ki ez-zemîn rûyed
gûyed"
O Hûdavend-i kadir ü kahhâr
Ki eder dehre lûtfunu îsâr
Gösterir zâtını bütün âsâr
Nice mümkün vücûdunu inkâr?
"Her giyâhî ki ez-zemîn rûyed
gûyed"
Bâd u kûhsâr u merg u cûy-ı revân
Ahter ü mâh u mihr-i nûr-efşân
Her biri bir lis"an ile her ân
Vahdet-i hâlık eder i'lân!
"Her giyâhî ki ez-zemîn rûyed
gûyed"
Hikmeti kıldı âlemi îcâd
Anda gösterdi nice
Kılmak üzre vücûduna işhâd
Kim odur kudretiyle bî-endâd
"Her giyâhî ki ez-zemîn rûyed
gûyed"
Hayf kim ba'zı câhilân-ı ânud
Olarak çirk-i şirk ile âlûd
Hakkı bir kaç gümân eder yâhud
Eyler inkâr-ı Hak velîk çî sûd
"Her giyâhî ki ez-zemîn rûyed
gûyed"
Ey eden kudreti beni bî-hûş
Eylesem her ne dem havâle-i gûş
Duyarım kim bütün cemâd u vuhûş
Zikr ü fikrinle olmada pür-cûş
"Her giyâhî ki ez-zemîn rûyed
gûyed"
"Ekreme" cây olunca taht-ı serâ
Eylesin aşk-ı pâk-i zât-ı Hûdâ
Sebz-i hâk-i mezârını gûyâ
Ki desin istimâ' eden Hakk'a
"Her giyâhî ki ez-zemîn rûyed
gûyed"
1Yetiş, ey feyizli kalem, yetiş!
2Bir olan Tanrı’yı övmeye niyet ettim.
3Şanı yücedir; ne güzel, hiçbir şeye muhtaç olmayan Tanrı’dır.
4Ezelîdir; doğurmamış ve doğurulmamıştır.
5“Yerden biten her ot,
6O birdir, ortağı yoktur, der.”
7O kudretli ve her şeye üstün gelen hükümdar,
8Dünyaya lütfunu bol bol sunar.
9Bütün eserler onun varlığını gösterir;
10Varlığını inkâr etmek nasıl mümkün olabilir?
11“Yerden biten her ot,
12O birdir, ortağı yoktur, der.”
13Rüzgâr, dağlar, çayır ve akan ırmak;
14Yıldız, ay ve ışık saçan güneş:
15Her biri her an ayrı bir dille
16Yaratıcının birliğini ilan eder.
17“Yerden biten her ot,
18O birdir, ortağı yoktur, der.”
19Hikmeti dünyayı yarattı;
20Orada oluş ve yok oluşun nice biçimini gösterdi.
21Bunlar onun varlığına tanıklık eder;
22Çünkü kudretiyle ölçüsüz olan odur.
23“Yerden biten her ot,
24O birdir, ortağı yoktur, der.”
25Ne yazık ki bazı inatçı cahiller,
26Ortak koşma kirine bulanmış olarak,
27Tanrı’yı birkaç varlık sanır ya da
28Onu inkâr eder; fakat bunun ne yararı var?
29“Yerden biten her ot,
30O birdir, ortağı yoktur, der.”
31Ey kudretiyle beni kendimden geçiren Tanrı,
32Ne zaman kulağımı versem
33Bütün cansız varlıklarla hayvanların
34Seni anıp düşünerek coştuğunu duyarım.
35“Yerden biten her ot,
36O birdir, ortağı yoktur, der.”
37Ekrem’in yeri toprağın altı olduğunda,
38Tanrı’nın temiz özüne duyduğu aşk
39Mezar toprağındaki yeşilliği dile getirsin;
40Onu işiten de Tanrı için şöyle desin:
41“Yerden biten her ot,
42O birdir, ortağı yoktur, der.”
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Recaizade Mahmut Ekrem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'taki 2 sabit sayfa revizyonundan birleştirilmiştir (oldid: 98012, 98013). Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şair önce kaleminden yardım isteyerek tek Tanrı’yı övmeye girişir; Arapça tevhid ifadeleri yaratılmamışlık ve benzersizlik vurgusunu güçlendirir. Mezardaki her otun Allah’ın birliğini söylediğini bildiren Farsça kapanış, tabiatı sessiz bir zikir alanına dönüştürür ve çok dilli yapıyı tamamlar.