Mefkure
Manzume, dönemin milliyetçi ülkü dilini ateş, ok, zincir, ‘hain’ ve taht imgeleriyle kurar. Bunlar tarihsel şiir sesinin mücadele ve düşmanlaştırma retoriğidir; katalog bu dili güncel bir şiddet veya kimlik hedefleme çağrısı olarak benimsemez.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Milletleri uyandırır uykudan
Bir ateştir; alevi var, külü yok!
Hainlerin ödü kopar korkudan
Kurtulunca yayından bu ateş ok!
1Milletleri uykudan uyandıran
2bir ateştir; alevi var, külü yok!
3Yayından kurtulunca bu ateşten ok,
4hainlerin korkudan ödü kopar!
- 2
Bu ateşin nuru ile esirler
Zincirleri koparırlar, galeyana gelirler.
yıkarlar, yaparlar ve derler:
"Durmayalım, hakkımız var daha çok!"
1Bu ateşin ışığıyla esirler
2zincirlerini koparır, coşarlar.
3Taht yıkar, taht yaparlar ve derler:
4“Durmayalım, daha çok hakkımız var!”
Zincir kırma anlatısı taht yıkma ve yeni taht kurma eylemleriyle sürer. Şiir devrimci şiddeti kurucu bir ülkünün parçası olarak yüceltir; yorum bu tarihsel tavrı görünür kılar ama doğrulayan bir siyasal öneriye dönüştürmez.
- 3
Mefkure bu: Yok mu, ey Türk, haberin?
Bu şeyle yanar içerin,
Aç gözünü, artık uyan, hem gerin,
Bırak çıksın kalbinden şu ateş ok!
1Ülkü budur; ey Türk, haberin yok mu?
2İçin bu kutsal şeyle yanar.
3Gözünü aç, artık uyan ve gerin;
4bırak, kalbinden şu ateşten ok çıksın!
Son bent doğrudan ‘ey Türk’ diye seslenir ve kalpteki ateşten okun dışarı çıkmasını emreder. Bu milliyetçi ve savaşçı çağrı şiirin tarihsel konuşanına aittir; katalog onu güncel bir eylem emri olarak tekrar etmez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 145493 numaralı sürüm esas alındı. Şiirin başındaki “Ülkü” satırı, başlığın Türkçe karşılığını veren bir üst not olduğu için metne dâhil edilmedi. Bazı dizeler kalıptan taşıyor; kaynağa müdahale edilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Güneş batmakta, ovada gecenin,Ömer Seyfettin · Sone→
Ülkü külü olmayan, tükenmez bir ateş ve yaydan çıkan ok olarak tanımlanır; ‘hain’ diye işaretlenen karşı taraf korku nesnesine çevrilir. Bu düşmanlaştırıcı ve savaşçı söz dönemsel şiir retoriği olarak aktarılır, bugünün okuruna yöneltilmiş bir hedef gösterme değildir.