Meftûnun medhetsin hüsnün evsâfın
Şair sevgiliden hem güzelliğinin övgüsünü hem âşığa ettiği cefanın hesabını düşünmesini ister; başkalarının sözüyle reddedilişini, gönül otağının yıkılışını ve onun ayağı altında toprağa dönüşme korkusunu sorularla dile getirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Meftûnun medhetsin hüsnün evsâfın
Âşıka ettiğin cevr ü cefâlar
1Tutkunun, güzelliğinin niteliklerini övsün;
2âşığa ettiğin eziyet ve cefaları da ansın.
- 2
Hitâb olsun mu sultânım ne dersin
Hisâb olsun mu sultânım ne dersin
1Ey sultanım, bunlar sana yöneltilen bir söz olsun mu, ne dersin?
2Yoksa bir hesap olsun mu, ne dersin?
‘Hitap’ ile ‘hesap’ ses ve anlam bakımından karşı karşıya getirilir. Şair sözlerinin yalnızca sevgiliye yönelmiş bir çağrı mı, yoksa ondan sorumluluk isteyen bir muhasebe mi olacağını sorar; kararı sevgiyle ‘sultan’ dediği kişiye bırakır.
- 3
Olur olmazın sözüne aldanıp
Âteş-i aşkınla bu bağrın yanıp
1Olur olmaz kişilerin sözüne aldanıp
2aşkının ateşiyle bu bağır yanarken,
Sevgilinin güvenilmez kişilerin sözüne kapılması, âşığın dışlanmasının nedeni olarak öne sürülür. Aşk ateşinin bağrı yakması henüz sonuç cümlesine bağlanmaz; iki dize sonraki ret ve kebap imgesine doğru ilerleyen şartı hazırlar.
- 4
Bizi reddeyleyip halka inanıp
Kebâb olsun mu sultânım ne dersin
1Bizi reddedip halka inanarak,
2bu bağır kebap olsun mu, sultanım, ne dersin?
Kaynakta reddetme ile halka inanma, şart ekiyle değil art arda gelen zarf-fiillerle kurulmuştur. Modern aktarım bu iki eylemi aynı akışta korur; ‘inanırsan’ biçiminde yeni bir koşul üretmeden, yanan bağrın kebap oluşunu sevgiliye yöneltilen soruya bağlar.
- 5
Seni seven neyler bağçeyi bağı
Yıkılıp perîşan oldu yatağı
1Seni seven bağı, bahçeyi ne yapsın?
2Onun yatağı yıkılıp perişan oldu.
Sevgiliyi seven kişi için bağ ve bahçe değerini yitirir; güzellikten ayrı bir tabiat tesellisi kalmaz. Yatağın yıkılıp perişan olması yalnız uyku düzenini değil, âşığın barınma ve huzur duygusunun çöküşünü de gösterir.
- 6
Hüsnünde kurulmuş
Harâb olsun mu sultânım ne dersin
1Gönül otağı senin güzelliğinde kurulmuşken
2harap olsun mu, sultanım, ne dersin?
Gönül bir otağ, sevgilinin güzelliği de bu otağın kurulduğu yer olarak düşünülür. Şair kurulu düzenin harap edilip edilmeyeceğini sorarken sevgiliyi hem yuvanın dayanağı hem de onu yıkabilecek irade sahibi kılar.
- 7
Âlemi yıktığı çeşm-i fettânın
Âşık Ömer ayağın altında senin
1Fitneci gözünün âlemi yıktığı;
2Âşık Ömer senin ayağının altındadır.
‘Âlemi yıktığı’ geçmiş veya tamamlanmış eylemi adlaştıran bir yapıdır; eşzamanlı ‘yıkarken’ sürerliği eklenmez. İkinci dize Ömer’in ayağın altındaki konumunu bildirir; kozmik yıkımla âşığın ezilişi yan yana, fakat kipleri değiştirilmeden verilir.
- 8
Söyle kaşlarına yok mu amânın
olsun mu sultânım ne dersin
1Söyle, kaşlarında hiç aman yok mu?
2Ömer toprak olsun mu, sultanım, ne dersin?
Kaşlara yöneltilen aman sorusu, yüz güzelliğini bağışlama veya öldürme yetkisi taşıyan bir makama dönüştürür. Ömer’in toprağa dönüşmesi hem ayağın altındaki konumun sonucu hem de bütünüyle yok olma korkusudur; karar yine sevgiliye sorulur.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.113 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n113-FFE39059E861. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.113, PDF 159; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: reddetme/inanma zarf-fiilleri şart kipine, ‘âlemi yıktığı’ da eşzamanlı sürerliğe çevrilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk dize sevgilinin güzellik vasıflarını övecek kişinin onun meftunu olduğunu söyler; ikinci dize övgünün yanına ceza dökümünü koyar. Böylece medih tek yönlü kalmaz, âşığa yapılanların hatırlatıldığı bir siteme dönüşür.