DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Mübtelâyım hâtırımdan fikr-i yâr eksik değil
Şiir · 17. yüzyıl

Mübtelâyım hâtırımdan fikr-i yâr eksik değil

Sevgiliyi görmeyen âşık, düşüncesinin zihninden; inleme, ateş ve zahmetin de hayatından eksilmediğini söyler. Acıyı ezelde yazılmış kaderle ilişkilendirirken kötü kişilerin keyfini bozduğunu belirtir. Şiir daha sonra saadetin olgun gönül insanlarıyla sohbet ederek aranmasını, cahillerle yakınlığın ise sözden ya da elden zarar getireceğini öğütler. Son beyit, hayat denizine tedbirsiz açılan kayığı ters rüzgârın beklediği uyarısıyla mahlasını verir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Mübtelâyım hâtırımdan fikr-i yâr eksik değil

    Görmeyeli mah cemâlin âh ü zâr eksik değil

    1Tutkunum; sevgilinin düşüncesi aklımdan hiç eksilmiyor.

    2Ay yüzünü görmeyeli ah edip inlemem de dinmiyor.

    Tutkunluk, sevgili düşüncesinin zihinden çıkarılamamasıyla tanımlanır. Ay yüzü görülmeyince ah ve feryat kesilmez; hatırlama ile bedensel ses aynı süreklilik içinde ilerler. Beytin eksik değil redifi, yokluğu anlatırken acının eksilmezliğini özellikle vurgular.

  2. 2

    Çeksem el kılsam aşk beni râhat komaz

    Başta sevdâ dilde zahmet kalbde nâr eksik değil

    1El çekip vazgeçmeye kalksam aşk beni rahat bırakmaz.

    2Başımda sevda, gönlümde zahmet, kalbimde ateş sürekli bulunur.

    Aşktan el çekme ihtimali düşünülse bile duygu özneyi serbest bırakmaz. Sevda başı, zahmet gönlü, ateş kalbi tutar; üç ayrı iç bölgeye dağıtılan yükler, vazgeçme kararının yalnız iradeyle uygulanamayacağını katmanlı biçimde gösterir.

  3. 3

    Emr-i Hak’la tâ ezelden böyle yazılmış kalem

    Bağrımı hûn eyledi derd ü belâ mihnet elem

    1Tanrı’nın buyruğuyla kalem bunu ezelden böyle yazmış.

    2Dert, bela, sıkıntı ve keder bağrımı kana çevirdi.

    Ezelde yazan kalem, yaşanan sıkıntıyı ilahî takdir bağlamına yerleştirir. Bağrın kana dönmesi dert, bela, mihnet ve elemin toplam sonucudur; art arda sıralanan dört sözcük, tek bir acıdan ziyade her yönden kuşatılmışlık duygusu yaratır.

  4. 4

    Bilmezem pâyem mi alçak bu benim bahtım mı kem

    Keyfime keder verir bir eksik değil

    1Bilmem makamım mı düşük, yoksa talihim mi kötü?

    2Keyfimi bozacak bir işe yaramaz mutlaka çıkıyor.

    Anlatıcı sıkıntısının nedenini kesinleştiremez: toplumsal mertebesinin düşüklüğü ile bahtının kötülüğü arasında kalır. Buna karşılık keyfini bozan değersiz birinin eksik olmayışından emindir; iç talih sorusu gündelik insan engeliyle birleşir.

  5. 5

    Ger bulayım der isen sen bu cihanda devleti

    kâmiller ile kaim eyle sohbeti

    1Bu dünyada saadete erişmek istersen eğer,

    2Gönül ehli olgun kişilerle sohbetini sürdür.

    Devlet sözcüğü burada yalnız yönetim değil saadet ve iyi talih anlamını da taşır. Ona ulaşmanın yolu, gönül ehli ve olgun kişilerle sürdürülen sohbet olarak verilir; şiir aşk yakınmasından ahlaki çevre seçimine doğru açık bir yön değiştirir.

  6. 6

    Câhil ü nâdân ile ger ider isen ülfeti

    Yâ elinden yâ dilinden bir zarar eksik değil

    1Cahil ve bilgisiz kimselerle yakınlık kurarsan,

    2Ya elinden ya dilinden gelecek zarar hiç eksik olmaz.

    Cahil ve bilgisiz kişiyle ülfet, zararın iki kanalını açar: el fiilî incitmeyi, dil sözle yaralamayı temsil eder. Zararın eksik olmayacağı hükmü, önceki beyitte önerilen olgun sohbetin neden gerekli olduğunu karşıt örnek üzerinden açıklar.

  7. 7

    Gel nasîhat diler isen sana tahkik bir haber

    Ger nasîhat dinlemezsen sana çok ider zarar

    1Gel, öğüt istiyorsan sana doğrulanmış bir haber vereyim.

    2Öğüdü dinlemezsen bunun sana zararı çok olur.

    Öğüt isteyen muhataba sunulan haber tahkik, yani doğruluğu sınanmış bilgi diye nitelenir. Dinlememenin çok zarar vereceği söylenerek nasihat yalnız iyi niyetli bir tavsiye olmaktan çıkar, sonuçları bulunan pratik bir uyarıya dönüşür.

  8. 8

    Zevrakı engîne salma pek sakın Âşık Ömer

    Deryalarda bir muhâlif rûzigâr eksik değil

    1Kayığını engin denize sürme, çok sakın Âşık Ömer.

    2Denizlerde karşıdan esen ters bir rüzgâr daima vardır.

    Kayık, insanın hayat içindeki kırılgan hareketini; engin deniz ise öngörülemeyen dünyayı temsil eder. Âşık Ömer mahlasını anarak kendisini de uyarının kapsamına alır. Muhalif rüzgâr, uygun görünen yolculukta bile karşı güç bulunacağını hatırlatır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Tam gövdede görünür Âşık Ömer mahlası: 15. dize: “Zevrakı engîne salma pek sakın Âşık Ömer”. Basılı koleksiyon yerleşimi destekleyici kanıttır.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 377 numaralı metin, 300 ve 301 numaralı PDF sayfalarından aktarılmıştır. Sabit kayıt sürümü ergun1936-n377-0703CD540719 olarak belirtilmiştir. Şiirin 8 birimi ve 16 özgün dizesi basılı biçimiyle korunmuş, tarama görseli yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMüntehâ kametin görenler dediÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

mübtelâ

Tutulmuş, bir aşka bağlanmış.

ferâgat

Vazgeçme, el çekme.

nâbekâr

İşe yaramaz, kötü kişi.

ehl-i dil

Gönül ve anlayış sahibi kimse.

ülfet

Yakınlık, görüşüp alışma.

zevrak

Küçük gemi, kayık.