Nağme-i Seher/Kafiye-i Bâ/Yedinci Gazel
Gece, gam meşalesi ve iniltinin çalgısı olarak kurulur. Ay yüzlü sevgilinin ışığı karşısında bedenin gözenekleri kuyuya, yaralar âh söyleyen ağızlara dönüşür; mahlaslı kapanış arzu ile acıyı aynı imgeye bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Meş'al-firûz-ı külliye-i gam âhtır bu şeb
Bezmimde -i cângâhtır bu şeb
1Bu gece bütün gamları aydınlatan meşale âhtır
2Bu gece meclisimdeki çalgı, can yakan iniltidir
- 2
Gördükçe nûr-ı rûyunu sultân-ı
Bergeşte-sâz-ı nahvet-i câhtır bu şeb
1Ay ışığının sultanı yüzünün nurunu gördükçe
2Bu gece makam gururunu tersine çevirir
2. beyit: “Gördükçe nûr-ı rûyunu sultân-ı mâh-tâb” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Ay ışığı sevgilinin yüz nurunu gördükçe makam gururunu tersine çevirir; göksel sultanın eğilmesi, yüzün parlaklığını hiyerarşik bir üstünlükle anlatır.
- 3
Etvârı şûh, gamzesi yaman, işvesi
Ser-tâ-pâ edâları dil-hâhtır bu şeb
1Tavrı şuh, yan bakışı sert, cilvesi gönül alıcıdır
2Bu gece baştan ayağa bütün edaları gönlün istediği gibidir
3. beyit: “Etvârı şûh, gamzesi yaman, işvesi dil-firîb” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Şuh tavır, sert yan bakış ve gönül alan cilve ayrı özelliklerdir; baştan ayağa istenen edalar, sevgilinin bütün görünüşünü arzuya uygun sayar.
- 4
Her bir şerârı şu'le-i dâğ-ı cünûnumun
Haclet-fezâ-yı reng-i ruh-ı mâhtır bu şeb
1Çılgınlık yaramın her kıvılcımı
2Bu gece ay yüzünün rengini utandırır
4. beyit: “Her bir şerârı şu'le-i dâğ-ı cünûnumun” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Çılgınlık yarasından sıçrayan her kıvılcım ay yüzünün rengini utandırır; acıdan çıkan ateş, güzellik ölçüsü olan ayı aşan karşı bir parlaklık kurar.
- 5
Ol Yûsuf-ı vefâyı gönül cüst ü cûdadır
Her bir -ı ten yine bir çâhtır bu şeb
1Gönül o vefalı Yusuf’u arayıp duruyor
2Bu gece bedenimin her gözeneği yine bir kuyudur
5. beyit: “Ol Yûsuf-ı vefâyı gönül cüst ü cûdadır” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gönül vefalı Yusuf’u ararken bedenin her gözenek oluşu kuyuya dönüşür; kutsal hikâyenin arayış ve kuyu unsurları fiziksel bedene dağıtılır.
- 6
Pür-âteşim gamınla ki ser-seng-i meşhedim
Deşt-i belâda meş'ale-i râhtır bu şeb
1Gamınla öyle ateş doluyum ki mezar taşım bile
2Bu gece bela çölünde yol meşalesidir
6. beyit: “Pür-âteşim gamınla ki ser-seng-i meşhedim” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gam ateşi mezar taşını bile bela çölünde yol meşalesi yapar; ölüm işareti olan taş, acının şiddetiyle başkalarına yön gösteren ışığa çevrilir.
- 7
Hâhiş-güzâr-ı zahm-ı dem-i tîğ-ı yâr olup
Her dâğım Ekremâ dehen-i âhtır bu şeb
1Sevgilinin kılıcının açtığı yarayı isteyen biri olarak
2Ey Ekrem, bu gece her yaram bir âh ağzıdır
7. beyit: “Hâhiş-güzâr-ı zahm-ı dem-i tîğ-ı yâr olup” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Sevgilinin kılıç yarasını isteyen konuşan, mahlasla kendine döner; her yaranın âh söyleyen ağız oluşu bedenin acıyı çoğul sesle dile getirmesidir.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Recaizade Mahmut Ekrem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 142835 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Mülket-i aşka hıred râh-nümûn olmaz hiçRecaizade Mahmut Ekrem · gazel→
1. beyit: “Meş'al-firûz-ı külliye-i gam âhtır bu şeb” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gamların meşalesi olan âh ile meclisin çalgısı sayılan iniltinin birleşmesi, geceyi ışık ve ses üreten acılı bir toplantı yerine dönüştürür.