DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Nedir menâfi'i emrse rûzenin bilmem
gazel/kıt’a · 19. yüzyıl

Nedir menâfi'i emrse rûzenin bilmem

Şair, orucun yararını sormakla başlayan düşünceyi dünyanın elemli yapısına ve hazların geçiciliğine genişletir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Nedir menâfi'i emrse rûzenin bilmem

    Bu dâr-ı pür-miheni cilvegâh eder âdem

    Ne hazzı var meselâ kılsa kişi

    Degil mi âhiri nîş-i belâ vü zahm-ı elem

    Bu oldı deydene-i rûzgâr-ı bed-girdâr

    Ki her meserretin elbet sonu olur mâtem

    Firîb-i hurde-i ikbâl-i dehr olur mukbil

    Sanır ki ola cihân içre dâ'imâ hurrem

    Döner mi çerh-i her zamân murâd üzre

    Anıda bir gün eder iktizâ-yı devr-i dijem

    Cihânda hâsılı yoktur hevesçe kâm almış

    Gerek gedâ-yı muhakkar gerek şeh-i efham

    Verir mi ârif olan -ı dehre vücûd

    Olur mı nâfile hâtır-rübûde-i âlem

    Hakîkat üzre tasavvur olunsa dünyânın

    Çıkar vücûdu adem zevk u lütfu renciş ü gam

    Degil degil bu fenâ bezmi câygâh-ı huzûr

    Hazer ki olmayasın dil-harâb-ı câm-ı gurûr

    Bu âlemin ki yogu vârı cümle yeksândır

    Bu sırra vâkıf olan hâl-i dehre handândır

    Eden hakîkat-i eşyâya iktisâb-ı vukuf

    Seferber oldıgına âleme peşîmândır

    Garîb-i gülşen-i âlâmdır bu bâg-ı fenâ

    Gül-i şüküftesi hem-hâlet-i mugaylandır

    Viren bu âlem-i sûrînin âl ü nakşına dil

    Soñunda pâ-zede-i mihnet-i firâvândır

    Bu sûrgehte olan bir nefes sürûr ile şâd

    Hezâr sâle gam-ı mâtem ile giryândır

    Emîn olur mu kişi dest-bürd-i kahrından

    ki eski cefâkâr-ı bezm-i imkândır

    Muhâl ise ta'accüb intizâm-ı kevn ü fesâd

    Esâs-ı dehr cihân olalı perîşândır

    Olan bekasına ka'il bu kârgâh-ı gamın

    Fenâ-yı nefsine esbâb arar harîfândır

    Yazık bu mertebe re'yi sakîm olan dûna

    Ki hande-bahş ola akvâli merd-i mecnûna

    Yoluñ şaşırma tarîk-ı savâb ara her gâh

    K'ider bu bâdiye çok rehrevânını gümrâh

    Serâbı âb sınırsın hayâli ayn-ı misâl

    Bu vechile seni bir gün kılar fütâde-i çâh

    Ne çerh u bahtı zahîr et ne mâle ol magrûr

    Ne eyle kendiñi dilhaste-i tahassür-i câh

    Ne kâr-ı sa'bıñ olursa verir kolaylıgını

    Bütün umûrda dergâh-ı hakkı eyle penâh

    Açar suhûletile kufl-ı genc-i eltâfı

    Medenk-i âh gibi zûr-ı bang-i yâ allâh

    Kalaydı iş bize vay idi hâl-i zârımıza

    Olurdu acz ile hep kârımız tazallüm-i vâh

    Veren Hudâ mı degildir bu fikr ü aklı bize

    Cebîn-i hamdi hemân eyle sûde-i dergâh

    Tahayyür eyle Hudâ’nın kemâl-i kudretine

    Edip semâ vü zemîne üzre nigâh

    Gör añla cilve-i esrâr-ı sun’-ı mevlâ’yı

    Cihâna akl-ı kasîrince verme ma’nâyı

    1Günün ya da ömrün yararları nedir, bilmem;

    2İnsan bu sıkıntılarla dolu dünyayı kendine görünme yeri yapar.

    3Örneğin yiyip içmenin ne tadı vardır?

    4Sonu bela dikeni ve acı yarası değil midir?

    5Kötü davranan zamanın değişmez âdeti şudur:

    6Her sevincin sonunda mutlaka matem vardır.

    7Talihli kişi dünyanın küçük bir talih oyununa aldanır;

    8Bu dünyada her zaman mutlu kalacağını sanır.

    9Feleğin çarkı her zaman dileğe göre döner mi?

    10Kasvetli dönüşünün gereği onu da bir gün bulur.

    11Kısacası dünyada istediği gibi muradına eren yoktur;

    12İster hor görülen dilenci, ister anlayışlı padişah olsun.

    13Bilge kişi dünyanın daraltıp genişletmesine değer verir mi?

    14Boş yere dünyanın çekiciliğine kapılır mı?

    15Dünya gerçeğe uygun biçimde düşünülürse

    16Varlığı yokluk, zevki ve lütfu sıkıntı ile keder çıkar.

    17Hayır, bu geçici meclis huzur yeri değildir;

    18Sakın gurur kadehiyle gönlünü yıkma.

    19Bu dünyanın yokluğu da varlığı da birdir;

    20Bu sırrı bilen, dünyanın hâline gülümser.

    21Eşyanın gerçeğini öğrenen kişi

    22Bu dünyaya yolcu geldiğine pişmandır.

    23Bu geçici bahçe, acılar gül bahçesinin garibidir;

    24Açılmış gülü bile diken çalısı gibidir.

    25Bu görünüş dünyasının süsüne ve nakşına gönül veren

    26Sonunda bol sıkıntının ayakları altında kalır.

    27Bu sürgün yerinde bir nefes sevinç duyan

    28Bin yıl matem kederiyle ağlar.

    29İnsan onun kahredici saldırısından güvende olabilir mi?

    30Felek, imkân meclisinin eski eziyetçisidir.

    31Oluş ve yok oluş düzenine şaşmak yersizdir;

    32Dünyanın temeli kurulduğundan beri karmakarışıktır.

    33Bu keder düzeninin kalıcı olduğuna inanan kişi

    34Kendi yok oluşuna araç arayan bir budaladır.

    35Görüşü bu derece bozuk olan alçağa yazık;

    36Sözleri, Mecnun yaradılışlı adamı bile güldürür.

    37Yolunu şaşırma, her zaman doğru yolu ara;

    38Çünkü bu çöl nice yolcusunu yolundan eder.

    39Serabı su, hayali gerçeğin kendisi sanırsın;

    40Böylece seni bir gün kuyuya düşürür.

    41Ne göğü ve talihi kendine destek say ne de malınla gururlan;

    42Makam özlemiyle kendini gönül hastası etme.

    43Ne kadar güç işin olursa olsun Tanrı onu kolaylaştırır;

    44Bütün işlerinde Tanrı’nın dergâhına sığın.

    45“Ey Tanrı!” sesinin gücü, ahın maymuncuğu gibi

    46Lütuf hazinesinin kilidini kolayca açar.

    47İş yalnız bize kalsaydı perişan hâlimize yazık olurdu;

    48Güçsüzlük içinde bütün işimiz “vah” diye yakınmak olurdu.

    49Bu düşünce ve aklı bize veren Tanrı değil midir?

    50Şükreden alnını hemen onun dergâhına sür.

    51Göğe ve yere basiretle bakıp

    52Tanrı’nın eksiksiz kudretine hayran ol.

    53Yaratıcının sanatındaki sırların görünüşünü gör ve anla;

    54Dünyaya kendi sınırlı aklınca anlam yükleme.

    Şair, orucun yararını sormakla başlayan düşünceyi dünyanın elemli yapısına ve hazların geçiciliğine genişletir. Son dizelerde bakış göğe ve yere çevrilir; insanın sınırlı aklıyla yaratılış sırrına kesin anlam vermemesi istenir. Böylece sorgulama, kör inkâra değil ölçülü hayrete bağlanır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Recaizade Mahmut Ekrem adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'taki 4 sabit sayfa revizyonundan birleştirilmiştir (oldid: 99912, 100444, 100445, 100446). Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirO perî-zâd-ı rubâyende-i akl u hûşunRecaizade Mahmut Ekrem · tarih manzumesi

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

ayş u nûş

yiyip içerek eğlenme

basîret

gerçeği kavrayan iç görüş

felek

gök, talih düzeni

dâr-ı pür-mihen

Sıkıntılarla dolu dünya.

kabz u bast

Dünyanın gönlü daraltıp genişleten değişken hâlleri.

serâb

Yolcuyu aldatarak su sanılan çöl görüntüsü.