Nigāh-ı ġamze-dārıñ dāġ-ı dilde tįşe-zenlikde
Sevgilinin yan bakışı gönlü Ferhad'ın dağı gibi deler, zülfü Mansûr'un darağacına döner, hançeri göğüste bırakılır. Beş beyit boyunca yara bir eziyet değil bir makam sayılır; kapanışta gözyaşı yere iner, âh göğe çıkar ve geriye tek bir soru kalır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Nigāh-ı ġamze-dārıñ dāġ-ı dilde tįşe-zenlikde
Akıtdı cūy-ı ḫūnum menzil aldı Kūh-kenlikde
1Yan bakışlı gözün gönül yarasında kazma vururken
2kan ırmağımı akıttı, dağ kazan Ferhad'ın yerine yerleşti.
- 2
Bu dil Manṣūr-veş cānā senüñ -ı zülfüñdür
Ne ḥikmetdür daḫi bį-çārenüñ daʻvāsı benlikde
1Ey sevgili, bu gönül Mansur gibi zülfünün darağacındadır;
2bu çaresizin hâlâ benlik iddiasında bulunması ne tuhaftır.
Zülf bu beyitte darağacına dönüşür ve gönül Mansûr'un yerinde asılı durur. Asıl tuhaflık asılmak değil, o hâldeyken hâlâ benlik iddiasında bulunmaktır; “ne hikmettir” sorusu çelişkiyi çözmez, açıkta bırakır.
- 3
Ḳo dursun sįnede yāķūt-ı ķabża ḫançerüñ ey māh
Bilinsün ṭāş diken menzil-geh-i ḫaṭır-şikenlikde
1Ey ay yüzlü, yakut saplı hançerin göğüste dursun;
2gönül kırma yerinde taş dikenin kim olduğu bilinsin.
Hançer göğüsten çıkarılmaz, yakut kabzasıyla orada bırakılır: yara bir işaret taşı gibi durur. “Taş diken” sözü gönül kıranı hem yaralayan hem anıt diken yapar; hatır kırma yeri böylece bir menzil adı kazanır.
- 4
Dehānıñ seyrine ķıldum müjemden çeşmimi
Yazuķdur ķalmasun ol ġonçe-i zįbā dikenlikde
1Ağzını seyretmek için gözümü kirpiğimle temizledim;
2o güzel goncanın dikenlikte kalması yazıktır.
Bakmak için gözü kirpikle temizlemek, seyri bir arınma törenine çevirir. İkinci mısra ağzı goncaya, çevresini dikenliğe benzetince temizlenen göz de dikenler arasında gül arayan bir el hâline gelir.
- 5
Yiregeçdi sirişkimYüsrį āhım çıķdı eflāke
Cihān-ı fānįde nem ķaldı ṣaġlıķda esenlikde
1Ey Yüsrî, gözyaşım yere geçti, ahım göklere çıktı;
2bu fani dünyada sağlık ve esenlikten bana ne kaldı?
Makta iki yönü aynı anda çizer: gözyaşı yere iner, âh göğe çıkar. İkisi arasında kalan beden için geriye yalnız bir soru kalır; fani dünyada sağlıktan ve esenlikten “nem kaldı” sorusu cevapsız bırakılır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e71aaa83-1018-43b8-b60b-3c54bb86037c:g120-pdf190. G120, gerçek PDF 190; 10 dize, basılı ölçü satırı ve sonraki numara sınırı. Kaynak başlığındaki Yüsrî Ahmed Nazif Dede adı temkinli katalog adıdır; kayıt 1694'te ölen Şam kadısıyla birleştirilmedi. Ana sayfa görüntüsü G120 başlığını, basılı ölçü satırını, beş beyitlik metni ve sonraki numara sınırını verir. Kaynak sayfasında aparat ana gövdeden ayrıdır. CC BY 4.0 bağlantısı resmî AVESIS profilinde exact dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Yan bakış bir kazma gibi çalışır ve gönül yarasını derinleştirir. Ferhad'ın dağ delme işi buraya taşınınca sevgilinin bakışı âşığın yerine geçer: kan ırmağını akıtan da Kûh-ken makamına yerleşen de odur.