Ol bā-fırādı cenāb-ı Yūsuf fażl-āşinā
Fazilet sahibi Yusuf Efendi'nin ölümü, ilim araştırması ve dünyada kalıcılık bulunmadığını görmesi üzerinden 1160'ta anılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ol cenāb-ı Yūsuf
Terk-i dünyā ile itdi Ǿazm-i
1O eşsiz, fazileti bilen yüce Yusuf,
2dünyayı bırakıp cennet bahçesine yöneldi.
- 2
Miŝli yok bir źāt idi dā’im śāĥibi
Bulmadı bir mes’ele Ǿālemde ola
1Benzeri olmayan, daima araştıran bir kişiydi;
2dünyada kalıcı olacak tek bir mesele bulamadı.
Sürekli araştıran Yusuf Efendi'nin dünyada kalıcı bir ‘mesele’ bulamaması, ilim dilini fanilik sonucuna ulaştırır. ‘Mesele’ sözü burada yalnız bilgi nesnesi değil, sürekliliği sorgulanan dünya işidir; bilginin son hükmü kalıcılığın yokluğudur.
- 3
gördi śāyesi yok Ǿāķibet
Eyledi olarak terk-i cihān
1Âlem kitabında sonunda kalıcı bir gölge olmadığını gördü;
2inleyip ağlayarak dünyayı bıraktı.
Âlemin bir nüsha, yani okunacak kitap sayılması, araştırmacı portresini sürdürür. Bu kitapta kalıcı bir gölge bulamayan kişi dünyayı inleyip ağlayarak terk eder; aklî fanilik bilgisi ile ayrılığın duygusal acısı aynı beyitte yan yana tutulur.
- 4
Didiler tārįħini āh ile
Gül-sitān-ı Ǿadn ola Yūsuf Efendiye mekān
1Sevgi ehli ah çekerek tarihini söyledi:
2Adn'ın gül bahçesi Yusuf Efendi'ye mekân olsun.
Sevenlerin çektiği ah, şairin bireysel yasını ortak bir kayba dönüştürür. Tarih cümlesi, dünyada bulunamayan kalıcılığı Adn'ın gül bahçesinde mekân olma duasıyla karşılar; ilk beyitteki cennet yönelişi böylece kapanışta kesin bir dilek kazanır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih130-pdf1038; Târihler no.130, basılı 993/gerçek PDF 1038, basılı yıl 1160; ayrı numaralı tam kayıt. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ol ġamzeler ki Ǿāşıķına bį-riyā kıyarNazîr İbrahim · Matla/Müfred→
Yusuf Efendi ‘eşsiz’ ve fazileti tanıyan biri diye sunulur; dünyayı terk edişi de doğrudan cennet bahçesine yönelmiş bir karar gibi anlatılır. Beyit, kişinin ahlâkî portresiyle ölüm yolculuğunu aynı cümlede birleştirerek mersiyenin övgü ve dua eksenini kurar.