Ey Bîvefa, Hoş Âmedî Hoş
Söyleyen, sevgilinin vefasızlığını alaylı “hoş âmedî” nakaratıyla karşılar. Güzelliğin geçeceğini, yapılan eziyetin geri döneceğini söyler; son bentte Âşık Ömer’in yokluğunun sonradan anlaşılacağını ileri sürer.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sen bana cevreyledin ey bîvefâ hoş
Gayrıları âşık ettin galibâ hoş
1Ey vefasız, bana eziyet ettin; hoş geldin, hoş.
2Anlaşılan başkalarını kendine âşık ettin; hoş geldin, hoş.
- 2
Bir birine benzemez nâz ü edâya başladın
Ahdimiz böyle değildi hoş
1Birbirine benzemeyen naz ve tavırlara başladın.
2Başlangıçta aramızdaki söz böyle değildi; hoş geldin, hoş.
Değişken tavırlar eski ahitle karşılaştırılır. Söyleyen, şimdiki davranışı ortak geçmişe dayanarak tutarsız bulur. “İbtidâ”ya yapılan dönüş, bugünkü nazı başlangıçtaki karşılıklı sözün bozulması olarak çerçeveler.
- 3
Bir zamân ola ki zâyi’ ola hüsnün gevheri
Ettiğin çevre peşîmân olasın sen ey perî
1Bir zaman gelir, güzelliğinin cevheri değerini yitirir.
2Yaptığın eziyetten sen de pişman olursun ey peri.
Güzelliğin geçiciliği ahlâkî bir uyarıya çevrilir; bugünkü üstünlük gelecekteki pişmanlıkla sınırlandırılır. Cevherin değer yitirmesi, bedensel güzelliği kalıcı sermaye sayan sevgiliye yöneltilmiş zamanlı bir uyarıdır.
- 4
Kasdederken benlerin bu canıma şimdengeri
Çün çeküp misâli eşkıyâ hoş
1Benlerin artık canıma kastederken,
2Hançer çekmiş eşkıya gibi geldin; hoş geldin, hoş.
Ben ve hançer mazmunları birleşir; küçük güzellik işareti, âşığın gözünde doğrudan saldırı aracına dönüşür. Eşkıya benzetmesi bu saldırıyı kişileştirir ve alaylı karşılama sözünün tehditle yan yana durmasını sağlar.
- 5
Tutalım bir imişsin sevdiğim
Kokmağa lâyık gül-i ra’nâ imişsin sevdiğim
1Tutalım, gerçekten eşsiz bir güzelmişsin sevdiğim.
2Koklanmaya lâyık seçkin bir gülmüşsün sevdiğim.
Övgü şartlı “tutalım” sözüyle verilir; söyleyen güzelliği kabul ederken ona teslim olmadığını da sezdirir. “Müstesna güzel” ile “seçkin gül” aynı üstünlüğü insan yüzü ve bahçe imgesi üzerinden iki kez sınar.
- 6
Âşık öldürücü bir yosma imişsin sevdiğim
Hançerin deldi vücûdum eşkıyâ hoş
1Âşık öldüren bir yosmaymışsın sevdiğim.
2Hançerin bedenimi deldi; ey eşkıya, hoş geldin, hoş.
Gül imgesi hemen öldürücü yosma ve hançere döner. Bu sert geçiş, çekim ile zarar arasındaki bağı görünür kılar. Yosma ile eşkıya adlarının peş peşe kullanılması, güzelliğin cazibesini tehlike ve yaralanma diliyle kuşatır.
- 7
Gerçi kâr etmez sana hiç şimdi ettiğim dilek
Sonra duyarsın güzellik gidicek bu ne demek
1Şimdi ettiğim dilek sana hiç etki etmese de,
2Güzellik gidince bu sözün anlamını sonradan anlarsın.
“Kâr etmez” dileğin sevgili üzerinde şimdi etkisiz kalmasını bildirir; bir yarar hesabı kurmaz. Sitem, güzellik geçince sözün anlamının anlaşılacağı gelecekteki bir hükme bağlanır.
- 8
Çün benim gibi çekersin sen dahi âşık emek
Hep bulursun ettiğin hoş
1O zaman sen de benim gibi âşıklık zahmeti çekersin.
2Yaptığın bütün vefasızlıkların karşılığını bulursun; hoş geldin, hoş.
Şair cezayı dışarıdan değil benzer bir aşk deneyiminden bekler; sevgilinin âşığın yerine geçmesi adalet fikrini kurar. “Ettiğini bulmak” sözü, karşılığın dışarıdan verilecek cezadan çok davranışın geri dönüşü olduğunu belirtir.
- 9
Ah niçe oldu benim mahzûnum ol Âşık Ömer
Yâr-ı garım hemdemim mecnûnum ol Âşık Ömer
1Benim üzgünüm, o Âşık Ömer ne oldu diyeceksin.
2Yakın dostum, yoldaşım, tutkunum olan Âşık Ömer nerede diyeceksin.
Ses bir an gelecekteki sevgiliye verilir. Art arda yakınlık adları, yokluğun sonradan yaratacağı boşluğu büyütür. “Mahzun, hemdem, meftun” dizisi Ömer’in tek bir rolden değil, sevgilinin bütün yakınlık çevresinden silineceğini söyler.
- 10
Kandedir ol şâir-i meftûnum ol Âşık Ömer
Çok arayasın beni sen her yana
1O tutkun şair Âşık Ömer nerede diyeceksin.
2Beni her yerde çok arayacaksın; hoş geldin.
Son birim, şiirin öznesini “şair” diye de tanımlar; alaylı nakarat aranan kişinin artık bulunamayacağı tehdidiyle eksik bırakılır. Geleceğe yönelik “arayasın” sözü, bugün değeri bilinmeyen şairin yokluğunun sonradan anlaşılacağını bildirir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 basılı No. 581 gövdesindeki görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 581, PDF 445–446; 10 birim/20 dize. Kaynak dizeleri harfi harfine korundu, tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sen cemâli afitâba mâilim İbrâhimimÂşık Ömer · Gazel→
Karşılama sözü gerçek bir sevinç değil, kırgın ironidir; sevgilinin gelişi önceki vefasızlığın hesabıyla karşılanır. Başkalarının da âşık edilmesi, sitemi iki kişi arasındaki kırgınlıktan rekabet duygusuna taşır.