Serâpâ Hüsn ü Ânsın Dilsitansın Nâz-perversin
Dört bentlik şarkı sevgiliyi baştan başa güzellik, güneş ve paha biçilmez cevher olarak över; naz sanatının kaynağını sorar, onu evden bahçeye çağırır ve salınışını güneş-ay soyuyla tamamlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
hüsn ü ânsın dilsitansın nâzperversin
Civân-ı mihribânsın şuhsun nâzende dilbersin
Nazîrin yok cihânda hüsn ile mihr-i münevversin
Behâ olmaz sana cânâ aceb pâkîze gevhersin
1Baştan başa güzellik ve cazibesin; gönül çalan, nazla beslenensin.
2Şefkatli bir gençsin; cilveli, nazlı bir sevgilisin.
3Dünyada benzerin yok; güzelliğinle aydınlık güneşsin.
4Ey sevgili, sana paha biçilemez; ne temiz bir cevhersin.
- 2
Eyâ gülzâr-ı hüsn ü behcetin nahl-i ser-efrâzı
Kim üstâd etti fenn-i işvede ol çeşm-i tannâzı
Kim öğretti sana cânâ bu denlü şîve vü nâzı
Ki dâ'im böyle nâz ile güler nâz ile söylersin
1Ey güzellik ve sevinç bahçesinin başı dik fidanı!
2O alımlı gözü işve sanatında kim usta etti?
3Ey sevgili, bunca cilveyi ve nazı sana kim öğretti?
4Çünkü hep böyle nazla güler, nazla söylersin.
İkinci bent sevgiliyi güzellik bahçesinin başı dik fidanı yapar ve gözündeki işveyi öğrenilmiş bir sanat gibi sorgular. Kim sorusunun tekrarı cevap aramaz; nazla gülme ve söylemenin erişilmez ustalığını büyütür.
- 3
Yeter kaldın yeter ey tıfl-ı nâzım hânede tenhâ
Yeter karışmasınlar sana gayri
Biraz gel bâğa bülbül dinle seyret açıl cânâ
Ki sen dahi henüz açılmamış bir gonce-i tersin
1Ey nazlı yavrum, evde yalnız kaldığın yeter.
2Dadı ile lala artık sana karışmasın.
3Biraz bahçeye gel; bülbülü dinle, seyret ve açıl sevgili.
4Çünkü sen de henüz açılmamış taze bir goncasın.
Üçüncü bent sevgiliyi `tıfl-ı nâzım` diye çocukluk sözlüğüyle anıp dadı ve lala gözetiminden çıkararak bahçeye çağırır. Bu tarihsel şiir dili, korunan genç kişiyi güzellik ve aşk nesnesi yapan bakışı açıkça taşır; yorum bu erotikleştirmeyi günümüzde olağan ya da onaylanabilir bir ilişki olarak sunmaz. Bülbül, seyir ve açılmamış gonca imgeleri de aynı sorunlu gençlik-güzellik bağını sürdürür.
- 4
Hırâmın dilpesend ü cünbüşün dilhâhdır cânâ
Hayâlinle Nedim’in kârı âh ü vâhdır cânâ
Atan anan senin var ise mihr ü mâhtır cânâ
Ki bir bakışta mihre bir bakışta mâha benzersin
1Salınışın gönle hoş, hareketin gönüllerin istediğidir sevgili.
2Senin hayalinle Nedîm'in işi ah edip inlemektir sevgili.
3Eğer atan ve anan varsa güneş ile aydır sevgili.
4Çünkü bir bakışta güneşe, bir bakışta aya benzersin.
Son bent yürüyüş ve hareketi gönlün arzusu sayarken Nedîm'in payına ah ile vahı bırakır. Güneş ve ay sevgilinin anne-babası gibi düşünülür; iki ayrı bakışta iki gök ışığına benzemesi yüzün değişken parlaklığını tamamlar.
Metnin kaynağı
141015 numaralı sabit Vikikaynak sürümü, Nedîm atfı ve 16 dizelik açık lisanslı tabandır. Sevim 2010 şarkı 19, basılı s.163–164 / PDF s.180–181 sınırı ve Mefâîlün ×4 ölçüsünü doğrular. Özgün katmanda pinli yazım korundu; yalnız bozuk ya da anlamlı üç kısa yer kritik tanıkla düzeltildi: “gül seyret” yerine “seyret”; “Hıramın dil-pesend ü cünbişin diî-hâhdır” yerine “Hırâmın dilpesend ü cünbüşün dilhâhdır”; “âh u vâhtır” yerine “âh ü vâhdır”. Tam yalnızca araştırma amacıyla metin ve tez çevirisi gömülmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Tahammül mülkünü yıkdın Hülâgû Han mısın kâfirNedîm · Gazel→
İlk bent sevgilinin güzelliğini tek benzetmeyle sınırlamaz; cazibe, gönül çalma, naz, şefkat, güneş ve cevher art arda gelir. Paha biçilemeyen temiz cevher, maddî değer dilini kullanıp sevgiliyi bu ölçünün dışına çıkarır.