DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Himmet/Seyyah oldum şu âlemi gezerim
Koşma · 16.–17. yüzyıl

Seyyah oldum şu âlemi gezerim

Dört dörtlük boyunca aynı cümle dönüyor: dost bulunamadı, gün akşam oldu. Şair önce âlemi ve kitabı deniyor, sonra suçu kendi özünde buluyor, sonunda dervişliği de çare listesine ekleyip yine aynı yere düşüyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    oldum şu âlemi gezerim

    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

    Kendi efkârımca okur yazarım

    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

    1Gezgin oldum, şu dünyayı dolaşırım;

    2bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

    3Kendi düşüncemce okur yazarım;

    4bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

    Arayış iki koldan yürüyor: yol ve kitap. Şair hem âlemi geziyor hem okuyup yazıyor, iki uğraş da aynı nakarata çarpıyor. "Gün akşam oldu" bir günün sonunu söylerken ömrün sonunu da ima ediyor. "Kendi efkârımca" okumak ise rehbersizliğin itirafı; kitabı bile yalnız açıyor.

  2. 2

    İki elim gitmez oldu yüzümden

    Ahettikçe yaşlar gelir gözümden

    Kusurumu gördüm kendi özümden

    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

    1İki elim yüzümden ayrılmaz oldu;

    2âh ettikçe gözümden yaşlar gelir.

    3Kusuru kendi özümde gördüm;

    4bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

    Dörtlük tek bir beden hareketiyle açılıyor: eller yüzden inmiyor. Ağlamayı tarif etmek yerine ağlayanın duruşu gösteriliyor. Üçüncü dize yönü çeviriyor; dostsuzluğun sebebi âlem değil, kendi özündeki kusur. Şikâyet davadan itirafa geçiyor.

  3. 3

    Bozuk şu dünyanın temeli bozuk

    Tükendi daneler kalmadı

    Yazıktır şu geçen ömre yazık

    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

    1Bozuk; şu dünyanın temeli bozuk.

    2Taneler tükendi, azık kalmadı.

    3Yazık, şu geçip giden ömre yazık;

    4bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

    İki dize kendi sözcüğünü tekrarlayarak kuruluyor: "bozuk" başta ve sonda, "yazık" başta ve sonda. Şikâyet gerekçe aramıyor, aynı kelimeye vurup duruyor. Üçüncü dize kaynakta on hece, şiirin geri kalanı on birli; aksaklık düzeltilmedi.

  4. 4

    Kul Himmet üstadım ummana dalam

    Gidenler gelmedi bir haber alam

    oldum giyindim bir zaman

    Bir dost bulamadım gün akşam oldu

    1Kul Himmet üstadım, ummana dalayım;

    2gidenler dönmedi ki bir haber alayım.

    3Bir vakit abdal oldum, şal giyindim;

    4bir dost bulamadım, gün akşam oldu.

    Mahlas dörtlüğü üç çareyi sırayla deniyor: denize dalmak, gidenlerden haber almak, abdal olup şal giyinmek. Üçü de nakarata çarpıp geri dönüyor. "Gidenler gelmedi" arayışı ölülerin tarafına taşıyor; dostun bu dünyada bulunmaması yetmemiş, öbür yakadan da haber çıkmıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinden; Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı, imlâsına dokunulmadı. Kaynaktaki bitişik "Ahettikçe" yazımı korundu. Üçüncü dörtlüğün üçüncü dizesi kaynakta on hece, şiirin geri kalanı on birli; aksaklık düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYetmiş iki buçuk millet dileğiKul Himmet · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

seyyah

Gezgin, diyar diyar dolaşan

efkâr

Fikirler; düşünce, tasa

âh etmek

İç geçirmek, inleyerek yakınmak

dane

Tane; tahıl, yiyecek

azık

Yol için hazırlanan yiyecek

umman

Büyük deniz, okyanus

abdal

Gezgin derviş

şal

Dervişin omzuna aldığı yün örtü