DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Sînem üzre olan göz göz mahabbet
Şiir · 17. yüzyıl

Sînem üzre olan göz göz mahabbet

Göğüste “göz göz mahabbet” görünür; yara veya açıklık çağrışımı olasılık düzeyinde kalır ve şevkle nöbet nöbet dökülür. Şair bunun aşk ateşinin yeri mi, İskender’in davulu mu olduğunu sorar. Selamet hırkasına rağmen sevgili bazen görünür bazen kaybolur; sözünü dinleyenler onu Mecnun sanır. Büyü âşığı güçsüz bırakır, gam ordusu derdi artırır. Kaşlar yaya, yüz yıldızlar içindeki aya benzer. Ömer tecelli nuru, hicap ve ay yüzün teri sorularıyla kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Sînem üzre olan mahabbet

    Dökülür şevkile nöbet be nöbet

    1Göğsüm üzerinde ‘göz göz mahabbet’ [yara/açıklık okuması olası];

    2Şevkle sıra sıra dökülür.

    Sinede “göz göz mahabbet” görülür; gözler, açıklıklar veya yara çağrışımı mümkün olsa da kaynak bunlardan birini kesinleştirmez. Şevkle nöbet nöbet dökülme, bu kapalı görüntüye sıra tutan canlı hareket verir.

  2. 2

    Âteşinin yeri midir nedir bu

    midir nedir bu

    1Ateşinin yeri midir, nedir bu?

    2İskender’in davulu mudur, nedir bu?

    Aşk ateşinin yeri sorusu, göğüsteki göz göz izlerin kaynağını yanma alanında arar. Kûs-i İskenderî ise ünü uzaklara yayılan büyük davuldur; kalbin sesi ve yaraların görünüşü görkemli bir savaş işaretine benzetilir.

  3. 3

    Selâmet hırkasın giydim özüme

    Gâh görünür gâh görünmez gözüme

    1Esenlik hırkasını üzerime giydim;

    2Bazen gözüme görünür, bazen görünmez.

    Selamet hırkası giyme, konuşanın zarar ve kargaşadan korunma çabasıdır; fakat görüntü düzeni onun elinde değildir. Sevgilinin bazen görünmesi bazen kaybolması, hırkanın aşk hayalini sabitlemeye yetmediğini anlatır.

  4. 4

    Mecnun sanır kulak tutan sözüme

    Melek midir perî midir nedir bu

    1Sözümü dinleyen beni Mecnun sanır;

    2Melek midir, peri midir, nedir bu?

    Söze kulak verenlerin konuşanı Mecnun sanması, aşk hâlinin dışarıdan delilik diye okunmasıdır. Görünen varlığın melek mi peri mi olduğu sorusu kesin cevap istemez; sevgilinin insan ölçüsünü aşan güzelliğini iki olağanüstü ihtimalle kurar.

  5. 5

    Bu mudur âşıka eyleyen

    Beni bu sevdâ mı eyleyen

    1Âşığa büyü yapan bu mudur?

    2Beni bu sevda mı güçsüz bıraktı?

    Füsun âşığın iradesini bağlayan büyüdür ve ilk soru bu etkinin kaynağını arar. İkinci soru sevdânın konuşanı zebun edip etmediğini tartar; güçsüzlüğün sevgiliden mi duygunun kendisinden mi doğduğu açık bırakılır.

  6. 6

    Artırup derdini eyleyen

    Yoksa gam askeri midir nedir bu

    1Derdini artırıp çoğaltan;

    2Yoksa gam ordusu mudur, nedir bu?

    Derdin füzun edilmesi, var olan acının yalnız sürmesi değil sürekli artırılmasıdır; özne önceki sorulara bağlı kalır. Gam askeri benzetmesi üzüntüyü düzenli ve kalabalık bir kuşatma gücüne çevirerek tek yaranın karşısına ordu çıkarır.

  7. 7

    Gören ebrûlerin yâya benzedir

    Kevâkipler içre aya benzedir

    1Kaşlarını görenler yaya benzetir;

    2Yıldızlar içinde aya benzetir.

    Kaşların yaya benzetilmesi klasik güzellik çizgisini ve ok atan bakış tehdidini birlikte çağrıştırır. Yüzün kevâkipler arasındaki aya benzemesi ise sevgiliyi yıldız kalabalığı içinde tek merkezî ve parlak gök cismi yapar.

  8. 8

    Huplar arasında bâya benzedir

    Güzeller ülkeri midir nedir bu

    1Güzeller arasında ‘bâ’ya benzer [yüzey açık];

    2Güzellerin Ülker’i midir, nedir bu?

    Güzeller arasındaki “bâ” benzetmesinin harf, boy veya başka şekil ilişkisi tanıksız kesinleştirilmez. Ardından Ülker sorusu daha güvenlidir: sevgili güzeller topluluğu içinde seçkin bir yıldız kümesi kadar dikkat çekici sayılır.

  9. 9

    Ey Ömer yolunda türâba düşen

    Nûr-i tecellîden hicâba düşen

    1Ey Ömer, onun yolunda toprağa düşen;

    2Tecelli nurundan perdeye düşen;

    Mahlaslı ses sevgili yolunda toprağa düşeni alçak gönüllü ve tükenmiş bir âşık olarak gösterir. Tecelli nuru karşısında hicaba düşmek, ilahî görünüşe yaklaşırken aynı anda perdeye alınma paradoksunu taşır.

  10. 10

    Yüz urup pâye-i rikâba düşen

    Meh cemâlin teri midir nedir bu

    1Üzengi eşiğine yüz sürüp düşen;

    2Ay yüzünün teri midir, nedir bu?

    Rikâbın payesine yüz sürmek hükümdar veya sevgili huzurunda en aşağı eşiğe kapanmaktır. Son soru bu düşen kişiyi ay yüzlü sevgilinin teriyle ilişkilendirir; özne ve benzetme bağı kesinleştirilmeden küçüklük ile yakınlık bir arada tutulur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.146 gövdesinde “Ey Ömer yolunda türâba düşen” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n146-8D34546957E0. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.146, PDF 172–173; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBağrıma yine şevkle servi boylu bir güzel çektim
Sîneme çektim yine şevk ile bir sûrâh şuh
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

göz göz

Çok sayıda açıklık/yara hâlinde.

kûs-i İskenderî

İskender’in büyük davulu.

Selâmet hırkası

Esenlik hırkası.

füsûn

Büyü.

zebûn

Güçsüz.

füzûn

Artmış, çok.

kevâkip

Yıldızlar.

pâye-i rikâb

Üzengi eşiği.