Târîh-i Fahrü’l-Meşâyıh Hûbân Ali Efendi
Bilgi dolu Hûbân Ali Efendi'nin ölümü karşısında dervişlerin şaşkınlığı ve onun nimet yurduna gidişi 1133 yılıyla anlatılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Śūfįler ĥayretde kaldı cümle
Ol şeyħ-i anlarla ħoş geçindi
1Bütün sûfîler koyunlar gibi şaşkın kaldı;
2o bilgi dolu şeyh onlarla iyi geçinmişti.
- 2
Dervįşlerinden iki kimse gelüp didiler
Dār-ı naǾįme gitdi ǾAli Efendi
1Dervişlerinden iki kişi gelip şöyle dedi:
2Hûbân Ali Efendi nimet yurduna gitti.
Tarih düşürme işi burada şairin ağzından alınıp iki dervişe verilir; ölüm haberi kurumun içinden ve tanıklık biçiminde gelir. Söyledikleri cümle aynı zamanda tarihin kendisidir: gidilen yer mezar değil ‘dâr-ı naîm’, yani nimet yurdudur. Adın başına konan ‘hûbân’ sıfatı da vefat ilanına bir güzellik övgüsü iliştirir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih20-pdf994; Târihler no.20, basılı 949/gerçek PDF 994, basılı yıl 1133; ayrı numaralı tam kayıt. Tarihsel atıf başlık/metin dışına genişletilmedi. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sürmesi olsa daħį rūyını görmez yāruñNazîr İbrahim · Matla/Müfred→
‘Ganem-sâ’ benzetmesi topluluğu tek tek adlarla değil bir sürü hâlinde gösterir: şeyhini yitiren dervişler çobansız kalmış koyunlar gibi hep birlikte şaşkındır. İkinci dize bu boşluğun sebebini verir; ‘pür-ma‘ârif’ şeyh onlarla hoş geçindiği için yitirilen şey yalnız bir otorite değil, gündelik bir yakınlıktır.