Şükür Elhamdülillâh
Ağaran sakalla açılan şiir, yaşlanmayı bir çürüme değil bir mevsim dönümü olarak anlatır: kar yağar, tarla sürülür, ekilen biter, Hızır'ın suyu can bostanını sular. Altı bent boyunca doğa sahneleri uyanışın aşamalarına çevrilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Şükür elhamdülillâh
Kara sakal ağardı
Gördüm dağlar başında
kar yağardı
1Şükür, elhamdülillah,
2kara sakal ağardı.
3Gördüm, dağların başında
4ağarıp kar yağardı.
- 2
Eski sürüldü gitti
Geldi yenisi yendi
Ekilen yerden bitti
Yer yaşardı
1Eski sürülüp gitti,
2yenisi gelip yendi.
3Ekilen, yerden bitti;
4yer yeşerdi, göğerdi.
Yaşlanma bendinden sonra tarla geliyor ve “sürmek” fiili iki işi birden görüyor: hem toprağın sürülmesi hem eskinin sürülüp gitmesi. “Bitti” burada tükenmek değil filizlenmek demek; dört dizenin dördü de geçmiş zaman ekiyle kapanıp bir mevsim döngüsünü tamamlıyor.
- 3
Yetti yerin nebâtı
Götürüldü zulmâtı
Erdi
Can bostanın
1Yerin bitkisi yetişti,
2karanlıkları kaldırıldı.
3Hızır'ın hayat suyu erişti,
4can bostanını suladı.
Bahar sahnesi burada kerametle birleşiyor: yerden çıkan bitkiyi büyüten su, Hızır'ın âb-ı hayatıdır. Can bir “bostan” olarak adlandırılınca dirilme mecazı tarımdan tasavvufa hiç kopmadan geçiyor; sulanan bahçe, önceki bendin ekilen tarlasının karşılığı oluyor.
- 4
Urdu can baş terkisin
Çekmez ölüm korkusun
Açtı gaflet uykusun
Gönül gözün uyardı
1Can, başını terkiye vurdu;
2ölüm korkusu çekmez.
3Gaflet uykusunu açtı,
4gönül gözünü uyandırdı.
“Baş terkisi vurmak” başını eyerin arkasına asmak, yani canını ortaya koymaktır; tek deyimle ölüm korkusu tasfiye ediliyor. Ardından uyku ile uyanma çifti geliyor: gaflet uykusundan açılan gönül gözü, bendin başındaki fedakârlığın karşılığı olarak veriliyor.
- 5
Sünbül nerkis
Âşık oldu bu nakşe
Bunlar Hak’ka yüz tutup
Her dem boynun eğerdi
1Sümbül, nergis, menekşe,
2bu nakşa âşık oldu.
3Bunlar Hakk'a yüz tutup
4her an boyun eğerdi.
Üç çiçek adı tek dizeye sıralanıp bahçe sahnesini tamamlıyor. “Nakş” hem çiçeğin deseni hem yaratılışın işlenmesidir; boyun eğen çiçekler ise sapları eğik olduğu için aynı anda hem doğru bir tasvir hem bir ibadet görüntüsü kuruyor.
- 6
Sultana erdi kuldan
Âşık oldu gönülden
Muhyeddin cân ü dilden
Erenleri severdi
1Kuldan sultana erişti,
2gönülden âşık oldu.
3Muhyeddin can ve gönülden
4erenleri severdi.
Makta bendi bütün yükselişi tek dizede özetliyor: kulluktan sultanlığa geçiş, önceki bentlerdeki karın, filizin ve suyun vardığı yerdir. “Cân ü dil” ikilemesi sevginin hem ruh hem gönül tarafını kapsıyor; şiir şükürle açılıp sevgiyle kapanıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143963 numaralı sürüm esas alındı; sayfa Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” taramasının 144-157. yapraklarını topluca aktardığı bölüm sayfasıdır, bu yüzden şairin bu partideki bütün şiirleri aynı adresi ve aynı sürüm numarasını taşır. Metin Ergun'un “—13—” sıra numarasıyla dizdiği nefestir; sıra numarası ve “—12—” hizasındaki “—Yedi heceli şiirler —” tasnif başlığı metne alınmadı, ama ölçüyü o başlık belirledi ve sayım doğruladı: yirmi dört dizenin yirmi dördü de 7 hece. Kaynağın “köğerdi” (göğerdi) ve “ağırup” imlâları düzeltilmeden bırakıldı; “ağırup” ikinci dizedeki “ağardı” ile birlikte okununca “ağarıp” anlamına geliyor, ama “ağmak” fiilinin yükselmek anlamı da mümkün olduğu için günümüz Türkçesi sütununda tek okuma dayatılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiir şükürle açılıp sakalın ağarmasını bir kayıp değil bir kazanç olarak sunuyor. İkinci beyit aynı beyazı dağ başına taşıyor: saçtaki ak ile karlı zirve tek görüntüde birleşince yaşlanma, düşüşün değil yüksekliğin alameti oluyor. Bent boyunca “-ardı” sesi geçmiş zamanı sabitliyor.