Muhyiddin Abdal kimdir?
Muhyiddin Abdal, 16. yüzyılda yaşamış bir Bektaşî şairidir. Adı bugün yalnız mahlasıyla anılır; gerçek adı, doğum yılı ve ailesi hakkında belge yoktur. Bilinenler, divanının yazma nüshalarından ve şiirlerinde andığı ad ve yerlerden çıkarılmıştır.
Şiirlerinin çoğunu aruzla değil hece ölçüsüyle yazdı — “gazel” adını taşıyan metinleri bile çoğu zaman on bir heceli dizelerden kuruludur. Metinlerinde Kalenderîlik, Bektaşîlik ve Hurufîlik iç içe geçer; harf ve sayı simgeciliği en açık işaretidir.
Hayatı ve yaşadığı çevre
Doğum tarihi bilinmiyor. Kaynaklar konar-göçer bir Yörük-Türkmen ailesinden geldiğini ve Aydın'da doğduğunu kaydeder. Şiirleri dışında hayatına ışık tutan resmî bir kayıt bulunmadığı için biyografisi büyük ölçüde divanındaki adlara ve yer bilgisine dayanır.
Aydın'dan Edirne'ye göçtüğü, sonra Bulgaristan sınırındaki Çöke'ye yerleştiği belirtilir. Türbesi Edirne'nin Lalapaşa ilçesine bağlı Hacıdanişment ile Vaysal köyleri arasındaki Muhittin Baba tepesindedir; buna karşılık bazı kaynaklar onu Bolu'da medfun gösterir, yani mezarının yeri de kesinleşmiş değildir.
Tarikat bağları geçiş dönemine özgü biçimde iç içedir: Balım Sultan'dan inabe aldığı, Akyazılı İbrahim Baba'ya intisap ettiği, Otman Baba'yı pir kabul ettiği kaydedilir. Divanında Hacı Bektaş Velî ile Otman Baba'nın adları birlikte geçer. Bu arşivdeki “Bize Serleşker Olmağa” nefesi Akyazılı ile Sultan Bâli'yi tek dörtlükte anarak bu bağların metindeki izini gösterir.
Ölüm yılı olarak yaygın biçimde 1529 verilir; Şükrü Elçin'in verdiği bu tarih Vikipedi ve Vikikaynak kayıtlarına da geçmiştir. Ancak Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü bu bilginin kaynağını belirsiz sayar, bu yüzden künyede kesin bir ölüm yılı yazılmadı. Şiirleri geniş bir okur kitlesine ilk kez Sadettin Nüzhet Ergun'un “Bektaşî Şairleri” (1930) ve “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri” (1944) derlemeleriyle ulaştı; bu arşivdeki yedi metin de o kitabın taramasından geliyor.
Şiir anlayışı ve dili
Nazım biçimiyle ölçüsü arasında bir gerilim vardır: divan geleneğinin gazelini alır ama içini halk ölçüsüyle doldurur. Bu arşivdeki dört gazelin dördü de on bir heceli, üç nefesin ikisi sekiz, biri yedi hecelidir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne göre incelenen 275 şiirinden 194'ü hece ölçüsüyle yazılmış; bunların 133'ü mani, 53'ü nefestir.
Şiirlerinin taşıyıcısı rediftir. “Ola mı”, “olmayınca”, “gerek”, “işte”, “olur” — her metin tek bir sözcüğün etrafında döner ve o sözcük her birimde işini değiştirir: bir beyitte gerçek soru olan “ola mı” bir sonrakinde uyarıya, bir dörtlükte görev bildiren “işte” bir sonrakinde parmakla göstermeye dönüşür.
Hurufîlik onda süs değil, yapı taşıdır. Otuz iki ile yirmi sekiz sayıları, insan yüzünün bir yazı sayfası gibi okunması, “remz” kelimesinin anahtar konumu ve “kerâmetim âdemde” gibi dizeler insanı merkeze alan bir okumaya bağlanır. Şiirin yüzü öğretmeye dönüktür: alıntı yapar, soru sorar, sonra dinleyeni bir sonraki bende çağırır.
Başlıca eserleri ve şiirleri
- Muhyiddin Abdal DivanıŞiirlerini toplayan küçük divan; altı yazma nüshası tespit edilmiştir (İstanbul Üniversitesi, Millet Kütüphanesi, Konya Mevlânâ Müzesi ve Ürdün Üniversitesi kütüphaneleri ile özel koleksiyonlar).
- Tuyug ve MânilerYazmalarda 137 şiirlik bir mâni ve tuyuğ derlemesi olarak geçer.
- SeyrannâmeDivan dışında adı anılan destan.
Edebiyat tarihindeki yeri
Bugünkü bilinirliği büyük ölçüde Sadettin Nüzhet Ergun'un Bektaşî antolojilerine dayanır. Boratav onu 16. yüzyılın en önemli iki Bektaşî şairinden biri, Ahmet Yaşar Ocak ise Kalenderî şairlerin en kuvvetli temsilcisi sayar; 16. yüzyıl tekke şiirinin Hurufî kanadını okumak isteyen çalışmalar onun divanına döner.
Hayat bilgileri Vikikaynak kaydı temel alınarak özetlendi; kesin olmayan biyografik ayrıntılar kesin hüküm olarak sunulmadı.
Vikikaynak kaydını aç ↗