Şunda bir cânânın meftûnuyum ben
Konuşan uzaktaki bir sevgilinin tutkunudur ve Leyla saçlı kişinin Mecnun’u olduğunu söyler. Sevgilinin yüzü Kenanlı Yusuf’a, göğsü çıplaklığa benzetilir. Sevgilinin cefasıyla solmayan, içinde aşk ve dert bulunmayan kişi gerçek âşık değil dünyada hayvan gibidir. Aşka düşen kendini şaşırır; ayrılık ateşi bağrını pişirirken rakip Şeytan’a benzer. Ömer gözünden kan döker, Kaf ile Nun diye anılan bütün âlemi dolaşır; aşk cinneti yeniden geldiği hâlde aradığı sevgiliye benzer bir güzel bulamaz.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Şunda bir cânânın ben
Ol Mecnun’uyum ben
1Şurada bir sevgilinin tutkunuyum ben;
2O saçı Leyla olanın Mecnun’uyum ben.
- 2
Cemâli benzer
Desinler sînesi uryâna benzer
1Yüzü Kenanlı Yusuf’a benzer;
2Göğsü çıplak olana benzer desinler [bağ açık].
İlk dize sevgilinin yüzünü Kenanlı Yusuf’un güzelliğiyle ölçer. İkinci dizedeki “sînesi uryâna benzer” sözü, göğsün kime bağlandığını ve benzetmenin sınırını açık bırakır; görünmeyen bir beden sahnesi eklenmez.
- 3
ile solmayan âşık
aşkı olmayan âşık
1Sevgilinin cefasıyla solmayan âşık;
2İçinde aşkı olmayan âşık.
Cevr-i dildâr karşısında solmamak ilk bakışta dayanıklılık görünse de şiir bunu aşk eksikliğiyle sınar. Derunda aşk bulunmaması, dışarıdan âşık adını taşıyan kişinin iç hakikatini boş bırakır.
- 4
Derûnu derd ile dolmayan âşık
Heman dünyâda bir hayvâna benzer
1İçi dertle dolmayan âşık;
2Dünyada yalnız bir hayvana benzer.
Önceki eksiklik derunun dertle dolmamasıyla tamamlanır; şiirde aşk ile acı birbirinden ayrılmaz. Böyle kişi insan görünse de hayvana benzetilir, çünkü gerçek âşıklığın ayırıcı ölçüsü iç yanış ve derttir.
- 5
Aşka düşen âşık kendin şaşırır
Âşıkı ma’şuktan cüdâ düşürür
1Aşka düşen âşık kendini şaşırır;
2Âşığı sevgiliden ayrı düşürür [fail bağı açık].
Aşka düşen kişinin kendini şaşırması öz bilgisinin ve yönünün bozulmasıdır. İkinci dizedeki ayıran fail açık değildir; aşk, kader veya başka özne seçilmeden âşık ile maşukun cüda düşmesi korunur.
- 6
bağrın pişirir
Rakib dedikleri Şeytân’a benzer
1Ayrılık ateşiyle bağrını pişirir;
2Rakip dedikleri Şeytan’a benzer.
Nâr-ı firkat bağrı pişiren iç ateştir; ayrılık duygudan bedensel yanışa geçer. Rakibin Şeytan’a benzemesi onu yalnız üçüncü kişi değil, aşk birliğini bozan ve ayırmayı teşvik eden kötücül güç yapar.
- 7
Bu Ömer çeşminden dökmekte hûnu
Büsbütün dolaştım bu
1Bu Ömer gözünden kan döküyor;
2Bu Kaf ve Nun’un bütününü dolaştım.
Mahlaslı beyitte gözyaşı su değil “hûn”, kandır; Ömer’in bakışı yara gibi akar. Kaf ve Nun birlikte bütün yaratılmış âlem veya çevrelenen dünya alanı kurar, dolaşma arayışın genişliğini abartır.
- 8
Geldi çün aşkımın yine
Bulmadım bir güzel falana benzer
1Aşkımın cinneti yine geldi;
2Falan sevgiliye benzer bir güzel bulamadım.
Aşkın cünunu yeniden gelir; delilik tek olay değil tekrarlayan hâl olur. Bütün dolaşmaya rağmen “falan” diye işaret edilen sevgiliye benzeyen güzel bulunmaz, arayış eşsizlik hükmüyle kapanır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.128 gövdesinde “Bu Ömer çeşminden dökmekte hûnu” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n128-3B1A013D194B. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.128, PDF 164–165; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Şunda” sevgiliyi uzakta veya işaret edilen yerde gösterir; konuşan onu belirli ama erişilmez kişi yapar. Saçın Leyla oluşu sevgiliyi kıssanın kadın rolüne, konuşanı da doğrudan Mecnun kimliğine yerleştirir.