DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Nazîr İbrahim/Terk eyledi cihānı ĥayfā ki Şeyħ Fāżıl
Tarih Manzumesi · 18. yüzyıl

Terk eyledi cihānı ĥayfā ki Şeyħ Fāżıl

Şeyh Fâzıl'ın ibadetle geçen ömrü, Gülşenî dergâhındaki irşadı ve bir yakınının dönüşünde öğrendiği ölümü 1175'te anılır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Terk eyledi cihānı ki Şeyħ Fāżıl

    ŦāǾatla geçdi Ǿömri olmazdı gice

    1Yazık, Şeyh Fâzıl dünyayı bıraktı;

    2ömrü ibadetle geçti, geceleri uyumazdı.

    Şeyh Fâzıl'ın dünyayı terk edişi hayıflanmayla duyurulur; ömrünün ibadetle geçmesi ve geceleri uyumaması, manevî gayretin sürekliliğini bedensel uyanıklıkla gösterir. Gece uykusundan vazgeçiş, ibadetin zamanı bütün ömre yaydığını anlatır.

  2. 2

    Tekmįl ile ŧarįķi -ı Gülşenįde

    ile oldı cihānda ķāim

    1Gülşenî dergâhında yolu tamamlayıp,

    2manevî yolcuları irşat ederek dünyada ayakta kaldı.

    Gülşenî dergâhında yolu tamamlayan şeyh, manevî yolcuları irşat ederek dünyadaki yerini sürdürür. Kişisel kemale erişme topluluğa aktarılan rehberliğe dönüşür; ‘kâim olmak’ onun hizmet yoluyla ayakta tuttuğu manevî konumu belirtir.

  3. 3

    Çok mürde-diller iĥyā itmişdi çün Mesįĥā

    Her biri oldı ĥālā źikr-i Ħudāda dā’im

    1Mesih gibi birçok ölü gönlü diriltmişti;

    2şimdi her biri Tanrı'yı anmayı sürdürüyor.

    Mesih benzetmesi, şeyhin birçok ‘ölü gönlü’ diriltmesini anlatır; burada diriliş mecazî ve manevîdir. Onun irşatıyla canlananların Tanrı'yı anmayı hâlâ sürdürmesi, şeyhin etkisini ölümünden sonra devam eden zikir pratiğinde görünür kılar.

  4. 4

    Bir nūr-ı Ǿaynı geldi seyyāh idi cihānda

    Mātemde gördi cümle mevtini oldı Ǿālim

    1Dünyayı gezen bir göz nuru geri geldi;

    2herkesi matemde görünce ölümünü öğrendi.

    Dünyada seyyah olan bir ‘göz nuru’ geri geldiğinde herkesi matem içinde görür ve şeyhin ölümünü öğrenir. Haber doğrudan bildirilmez; topluluğun ortak yas görüntüsü olayı açıklar ve uzaktaki yakını kaybın içine çeker.

  5. 5

    Bir āh ile didi kim şād ola rūĥı yā Rab

    Gül-zār-ı Ǿadne oldı Fāżıl Efendi Ǿāzim

    1Bir ahla, “ey Tanrım, ruhu sevinsin” dedi;

    2Fâzıl Efendi Adn'ın gül bahçesine yöneldi.

    Seyyah bir ahla şeyhin ruhunun sevinmesini diler; Fâzıl Efendi'nin Adn gül bahçesine yöneldiği cümlesi bu duaya cennet mekânı kazandırır. Matemle başlayan haber, ölen kişi için sevinç ve gül bahçesi beklentisiyle kapanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih195-pdf1065; Târihler no.195, basılı 1020/gerçek PDF 1065, basılı yıl 1175; ayrı numaralı tam kayıt. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTerk-i dünyā eyledi Ĥacı Muĥammed śad dirįġNazîr İbrahim · Tarih Manzumesi

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ĥayfā

Yazık!, ne yazık ki. Mersiye ve ağıt dilinde acıyı doğrudan seslendiren ünlem.

nāim

Uyuyan (Ar.). Olumsuzuyla kullanıldığında geceyi uykuya ayırmayan, ibadetle geçiren kimseyi anlatır.

ŧarįķ

Yol. Tasavvufta bir şeyhe bağlanarak yürünen manevî yolu ve bu yolun kurumlaşmış düzenini gösterir.

dergāh

Tasavvuf topluluğunun toplandığı, şeyhin oturduğu yapı; Farsça “kapı eşiği” anlamındaki birleşimden gelir.

irşād

Doğru yolu gösterme; tasavvufta rehberin yola yeni girenleri eğitip yönlendirmesi.

sālik

Manevî yolu adım adım yürüyen kimse; rehberin karşısındaki öğrenci konumundadır.

mürde-dil

Gönlü ölmüş kimse. Farsça “mürde” (ölmüş) ile “dil” (gönül) birleşimi; manevî duyarlığını yitirmiş insanı anlatır.

nūr-ı Ǿayn

Göz aydınlığı. Çok sevilen, varlığı bakışa güç veren kimse için kullanılan sevgi deyimi.