Ümîd-i şefkat itmez ol cefâdan gönül zîrâ
Şefkat umudunu kesen gönül, billur beden içindeki taş görüntüsünü sevgilinin kılıcı ve aşkın ceza meydanındaki korkusuz tavrıyla birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ümîd-i şefkat itmez ol cefâdan gönül zîrâ
Nümâyân cism-i billûrında ol âb içre
1Gönül, onun cefasından şefkat ummaz; çünkü
2o güzel, billur bedeninde su içindeki taş gibi görünür.
- 2
Elinde tîğı cellâd-ı felekdir ol büt-i ra‘nâ
-ı ‘aşkından yine merdâne bî-pervâ
1Elindeki kılıç feleğin celladıdır; o güzel sevgili
2aşkın ceza meydanında yine yiğitçe korkusuzdur.
İkinci beyit sevgiliyi elinde kılıç tutan bir infazcı olarak çizer ve aşkı bir ceza meydanına çevirir. Yine ve bî-pervâ sözcükleri korkusuzluğu tek seferlik bir cesaret değil sürekli bir tavır yapar; mecazî hüküm alanı kurulurken belirli bir olay ya da fail adlandırılmaz.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.de5bf684-adac-4840-a246-d2ddcb5fc3e7:rubai-4-pdf252-printed220. Ali Açıkgöz (haz.), Belîğ Divanı: Metin-İndeks, R4, basılı s.220 / PDF 252; dört dizelik rubâî komşu numaralı sınırla sabittir. Basılı sayfada yalnız görsel uzunluk şeması bulunur; bahir ve tef‘ile adı yazılı değildir. AVESIS kaydı CC BY 4.0 bağlantısını ekin yanında gösterir; PDF içinde gömülü lisans beyanı yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gönül umudunu daha ilk dizede keser ve zîrâ ile gerekçeye geçer. Gerekçe bir görüntüdür: suyun içindeki taş. Parlak, saydam olan ile sert, geçirimsiz olan aynı bedende üst üste görülünce şefkatsizlik geçici bir hâl değil, bir yapı olarak okunur.