Sevgiliyle bir sırrımız var; ey kasvet, kenarda dur
Şair kasveti kişileştirerek sevgiliyle arasındaki sır ve eğlenceye engel olmamasını ister. Kanlı gözyaşının ve eski mihnetin yeterli olduğunu, kasvetin iyi sözle görünse de başkalarını yoklayıp kendisine gelip geçtiğini söyler. Onu insana kararsızlık veren, sevimsiz bir misafir olarak uzaklaştırır; Ömer sonunda pişmanlık gecelerinde şaziliği çağırır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yâr ile bir sırrımız var gel şöyle dur
Bir taraftan olma sen engel şöyle dur
1Sevgiliyle bir sırrımız var; gel, ey kasvet, kenarda dur.
2Bir taraftan engel olma; ey kasvet, kenarda dur.
- 2
arz etsem gerek işret behişt esâsına
Tutma gel dâmânımız çengel şöyle dur
1Gizlice eğlencenin cennet temelini anlatmam gerekir.
2Gel, eteğimize çengel takma; ey kasvet, kenarda dur.
Gizli konuşma eğlenceyi cennet temeline oturtacaktır; kasvetin eteğe çengel takması bu yolculuğu durdurur. Mutluluk planı ile onu aşağı çeken ağırlık somut hareketler üzerinden karşılaştırılır.
- 3
Dîdemizden niçe bir aksun yürüsün kanlu yaş
Gel yeter derdin yeter arz etme kılma sen telâş
1Gözümüzden kanlı yaş daha ne kadar akıp gitsin?
2Gel, derdin yeter; yeni dert gösterip telaş çıkarma.
Kanlı gözyaşının yeterince aktığı söylenir ve kasvetten yeni dertle telaş çıkarmaması istenir. Şair acının varlığını inkâr etmez; yalnız aynı yaranın sürekli yeniden sunulmasına sınır koyar.
- 4
İmtihân olmak ise kasdın bana yek başa baş
Çengimiz mihnetledir evvel şöyle dur
1Amacın beni sınamaksa karşıma tek başına çık.
2Çengimiz önceden beri mihnetle kuruludur; ey kasvet, kenarda dur.
Kasvet sınamak istiyorsa tek başına karşıya çıkmalıdır; çünkü şairin çengi eskiden beri mihnetle bağlıdır. Mücadele çağrısı, uzun acı deneyiminden doğan yorgun fakat açık bir direnç gösterir.
- 5
Ben değilim dersin söze geldikçe sen
Yahşi cansın nutkile gerçi yüze geldikçe sen
1Söz sırası geldikçe ‘Ben kasvet değilim’ dersin.
2Karşımıza geldiğinde sözünle iyi bir can gibi görünürsün.
Kasvet kendisini inkâr edip güzel sözle iyi biri gibi görünür. Duygunun yanıltıcılığı, ad ile davranış arasındaki fark üzerinden açılır; konuşma tonu onun verdiği karanlığı gizleyemez.
- 6
İlleri gâhîce yoklarsın bize geldikçe sen
Bir görünür bir geçersin gel şöyle dur
1Bize her gelişinde başkalarını da ara sıra yoklarsın.
2Bir görünür bir geçersin; gel, ey kasvet, kenarda dur.
Başkalarını yoklayıp şaire bir görünüp bir geçmesi, kasvetin süreksiz ama tekrarlanan ziyaretini anlatır. Tam gitmemesi, iç huzuru bozan duygunun fırsat buldukça geri dönüşünü görünür kılar.
- 7
Fikre sa’yın çok velî yaklaşmaz âkildir bana
Âdemi dîvâne eylersin karâr olmaz sana
1Düşünmeye çok çalışırsın ama akıllı kişi bana yaklaşmaz.
2İnsanı divane edersin, sende kararlılık bulunmaz.
Kasvet çok düşünür, yine de akıllı kişi şaire yaklaşmaz; insanı divane edip kendisi kararsız kalır. Düşünce görüntüsü gerçek hikmet üretmez, tersine zihni düzeninden çıkaran verimsiz kuruntuya dönüşür.
- 8
İki üç gün ırak ol gelme sakın benden yana
Sevmedi cânım seni mükmel şöyle dur
1İki üç gün uzak kal; sakın bana doğru gelme.
2Canım seni sevmedi; ey kasvet, basılı “mükmel” nitelemesi açık değildir, kenarda dur.
Şair kasveti birkaç gün uzağa gönderir ve canının onu sevmediğini açıkça söyler. Soyut kederle yapılan bu kişisel konuşma, ruh hâlini tanıyıp ona mesafe koymaya yönelik bilinçli bir irade taşır.
- 9
Ey Ömer âh-i nedâmetle geçer hep günümüz
Âlemi bîdâr eder tâ subh olunca ünümüz
1Ey Ömer, bütün günümüz pişmanlık ahıyla geçiyor.
2Sesimiz sabaha kadar dünyayı uyanık tutar.
Ömer’in günleri pişmanlık ahıyla, geceleri dünyayı uyandıran sesle geçer. Kişisel uykusuzluk çevreye yayılan gürültü olur; kasvet yalnız içe kapanma değil herkese duyulan uzun bir inilti üretir.
- 10
Niçe bir bu ü zilletle geçsin günümüz
Kandesin ey gel gel şöyle dur
1Günümüz bu sıkıntı ve aşağılanmayla daha ne kadar geçsin?
2Neredesin ey şazilik; gel, gel; kasvet kenarda dursun.
Sıkıntı ve aşağılanmanın ne kadar süreceği sorulurken şazilik çağrılır. Son dize kederi kovmakla yetinmez, onun boşalttığı yere neşe ve hafifliği davet ederek şiire olumlu karşılık verir.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “Ey Ömer âh-i nedâmetle geçer hep günümüz”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 558 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Kasvet bir insan gibi karşıya alınır ve sevgiliyle paylaşılan sırrın önünden çekilmesi istenir. Duyguya mekânda yer gösterilmesi, şairin iç karanlığını edilgen kader değil uzaklaştırılabilir davetsiz kişi saydığını gösterir.