Yok Dergehüñe Lâyık u Şâyeste Hediyye
Şair, seslendiği kapıya yaraşır bir armağan bulunmadığını söyleyip yerine kendi çılgın gönül kuşunu sunar; onu lütuf kapısına asıp akşam sabah öttüreceğini bildirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yok dergehüñe lāyıķ u hediyye
-i şūrįdemüz ammā ki nažarda
1Senin kapına layık ve yaraşır bir hediye yok;
2ama görünürdeki, bizim çılgın gönül kuşumuzdur.
- 2
idüp -i lûŧf u keremüñde
Dil bülbülini söyledirüz şām u seĥerde
1Onu lütuf ve cömertlik kapına asıp
2gönül bülbülünü akşam sabah konuştururuz.
İkinci beyit sunuyu asma hareketiyle kalıcılaştırır: ‘âvîze idüp’ gönül kuşunu lütuf ve kerem kapısında asılı bırakır. Ardından kuşun adı değişir ve bülbüle dönüşür; ‘şâm u seher’ ötüşü bütün güne yayar. Böylece bir kerelik hediye, sabah akşam yinelenen bir övgü sesine çevrilmiş olur.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:r46-pdf912 sabit kaydıyla kısa şiir 46, basılı s.867 / gerçek PDF görüntü 912. Dört dize tek numaralı blokta tamdır; aparat gövdeye katılmadı. CC BY bağlantısı exact ekin yanında profile-adjacenttır; PDF içinde gömülü değildir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
ǾĀlem içre her kimüñ olmaz münāsib hem-demiNazîr İbrahim · Matla/Müfred→
Beyit armağanla değil armağanın yokluğuyla açılır; ‘lâyık u şâyeste’ ikilemesi bu eksikliği bir kusur değil, seslenilen kapının yüceliğinin ölçüsü yapar. İkinci dizedeki ‘ammâ ki nazarda’ boşluğu doldurur: sunulacak şey elde tutulan bir nesne değil, bakışın önünde duran ‘mürg-ı dil’, yani çılgın gönlün kuşudur. Dizeler bu kuşun neye benzediğini ya da neyin içinde durduğunu söylemez.