Zuhûr-ı tâb-ı gam dag-ı dil-i sad-çâktendir hep
Beş beyitlik bir hikmet gazeli. Her beyit bir hâli alıp sebebine bağlıyor: gamın alevi yaralı gönülden, ikbal eğri huyludan, kargaşa alçaklardan, dert de idrakten gelir. Sonunda bütün zincir tek bir yan bakışa çıkar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zuhûr-ı tâb-ı gam dag-ı dil-i sad-çâktendir hep
Serimde sûz-ı sevdâ sîne-i gam-nâktendir hep
1Gam ateşinin görünmesi, hep yüz parça olmuş gönlün yarasındandır;
2başımdaki sevda yangını da hep gama batmış sinemdendir.
- 2
Olurlar kec-nihâdân -i neşve-i ikbâl
Husûl-i hûşe-i engûr-ı nahl-i tâktendir hep
1Eğri yaradılışlılar talih neşesinin mayasını kapar;
2çünkü üzüm salkımı hep eğrilen asma dalında olur.
Beyit ahlâkî bir şikâyeti bağcılıktan gelen bir gözlemle temellendiriyor: salkım düz gövdede değil, kıvrılan asma çubuğunda yetişir. “Kec-nihâd” eğri yaradılışlı demek; eğrilik hem huy hem dal olarak aynı dizede çalışıyor. Şarabın neşesi ile ikbalin neşesi de böylece tek bir kökene bağlanıyor.
- 3
Edânîdir medâr-ı işti'âl-i külhan-ı şûriş
Alev-gîr olması nârın has u hâşâktendir hep
1Kargaşa külhanını tutuşturan hep alçaklardır;
2ateşin alev alması da hep çalı çırpıdandır.
Aynı kalıp yeniden: hüküm önce, delil sonra. Külhan hamamı ısıtan ocaktır ve orada kalın odun değil çalı çırpı yanar. Beyit toplumsal kargaşayı bu ateşe benzetip kışkırtıcıyı doğrudan yakıtla eşliyor — hafif olan çabuk tutuşur. “Edânî” aşağılık kimseler, “hâşâk” ise süprüntü demek.
- 4
Olan âzâde bend-i kayd-ı âlem ehl-i gafletdir
Hücûm-ı derd ü mihnet hâlet-i idrâktendir hep
1Dünyanın bağından kurtulmuş görünen, gaflet ehlidir;
2dert ve sıkıntının hücumu hep idrak hâlindendir.
Beyit huzuru başarı değil gaflet belirtisi sayar: âlemin bağlarından kurtulmuş görünen kişi gaflet ehlidir; dert ve sıkıntının hücumu ise idrak hâlinden gelir. Böylece acı ile farkındalık arasında doğrudan bir bağ kurulur; dış doktrin karşılaştırması eklenmez.
- 5
Ne demdir sîne-çâkim -i zahm-ı cefâsıyla
Şikâyet dilde Ekrem gamze-i çâlâktendir hep
1Cefasının yarasını isteye isteye nicedir sinem yarık;
2Ekrem, dildeki şikâyet hep o çevik gamzedendir.
Mahlas beyti sebep zincirini sevgiliye getirip bağlıyor: bütün gazel boyunca aranan kaynak, sonunda bir yan bakış çıkıyor. Ama beyit şikâyeti kendi içinde de çürütüyor — yarayı isteyen âşığın kendisi. “Çâlâk” çevik demek; gamzenin hızı yaranın sürekliliğini açıklıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142834 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar ve yıldızların açtığı fazla boşluk atıldı. Redifli mısralarda “-âk” hecesi med'li okunur; bu yüzden o dizeler yazıda bir hece kısa görünse de vezni tutar.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif “-tendir hep” bütün gazeli tek bir soruya bağlıyor: bu hâlin sebebi nedir? Matla cevabı içeriden veriyor — gam dışarıdan gelmiyor, yaralı gönülden çıkıyor. Baş ile sine arasındaki iş bölümü de dikkat çekici: yangının göründüğü yer baş, kaynağı ise göğüs.