Âb u Ziyâ
Adı “su ve ışık” demek ve şiir tam olarak bu ikisinin birbirine karışmasını anlatıyor. Cenab burada bir manzara çizmiyor; sesin ışığa, ışığın sese dönüştüğü bir algı hâli kuruyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
O zamanki ederdi '
Suda -i -ı berf ü semen,
O zaman ki gelirdi her yerden
Nagme-i âb ile beyaz-ı seher,
1O zaman ki ayın yansıması
2suda karla yaseminden bahçeler çizerdi;
3o zaman ki her yerden
4suyun ezgisiyle seherin beyazı gelirdi,
- 2
O zaman - gûş u nazar, -
Eyleyip terk-i -ı hazen
Sâhil-i sâf-ı bahre indim ben;
Serime oldı bir taş üstü !
1O sırada —kulak ve göz dinlenmişken—
2hüznün ney iniltisini bırakıp
3denizin duru kıyısına indim;
4bir taşın üstü başım için dinlenme yeri oldu.
Konuşan, dinlenmiş kulak ve gözle hüznün ney iniltisini geride bırakıp kıyıya iner. Son dize taşın üstünü başı için bir dinlenme yeri yapar; modern karşılık bu yer ilişkisini açıkça korur.
- 3
Gark-ı nûr u idi deryâ:
Sanki bir sesle bir parıltı idi
Suda her katreyi eden imlâ!
Görülen bir ziyâ-yı şüstelikâ,
1Deniz nura ve ezgiye batmıştı;
2sanki bir sesle bir parıltıydı
3sudaki her damlayı dolduran.
4Görülen, yıkanmış yüzlü bir ışıktı,
Deniz hem nura hem ezgiye batmıştır. Ses ile parıltı, sudaki her damlayı dolduran tek bir algı gibi sunulur; görülen ışık ile duyulan çağıltı sonraki bentte ayrıştırılacaktır.
- 4
Duyulan tatlı bir çagıltı idi:
Sanki aglardı âb içinde ziyâ!
1duyulan ise tatlı bir çağıltıydı:
2sanki suyun içinde ışık ağlıyordu!
Son dize bütün şiiri tek görüntüye bağlar: suyun içinde ağlayan ışık. Çağıltı işitilirken ağlama eylemi ışığa verilir; şiir görme ile işitme duyularını aynı su yüzeyinde birleştirerek kapanır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 162599 numaralı sürüm esas alındı. Başlık ve imza satırı metne dâhil edilmedi; kaynaktaki “O zamanki” bitişik yazımı ile “şüstelikâ” dizgisi olduğu gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir miss ile bir gün sâhilde dururkenCenab Şahabeddin · Sone→
‘O zaman ki’ sözü iki kez yinelenerek geçmişteki ışıklı ânı uzatır. Ayın yansıması suda kar ve yaseminden bahçeler çizer; suyun ezgisiyle seherin beyazı aynı manzarada birleşir.