DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Avnî (Fatih Sultan Mehmed)/Çü oldı la‘lüñe teşbîh cân-fezâ-yı şerâb
Gazel · 15. yüzyıl

Çü oldı la‘lüñe teşbîh cân-fezâ-yı şerâb

Bahar ve şarap isteğiyle açılan gazel, sâkinin yüzünü ışık kaynağı yapar; yoksul ve sarhoş konuşucu son beyitte içkinin bedelini bile yitirdiğini söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Çü oldı la‘lüñe teşbîh

    Dile ziyâde olur dem-be-dem

    1Can bağışlayan şarap senin lal dudağına benzetilince

    2Gönlün şaraba duyduğu arzu her an daha da artar.

    Şarap, sevgilinin kırmızı lal dudağına benzetildiği için değer kazanır; benzetmenin yönü dudaktan şaraba doğrudur. Cân-fezâ sözü hem şarabın canlandırıcı etkisini hem de sevgilinin söz ve öpüşle hayat verme gücünü taşır. Bu teşbih gönüldeki isteği durmadan çoğaltır.

  2. 2

    Behâr oldı vü güller açıldı ey

    Kadeh getür ki bu fasl eyler

    1Bahar geldi, güller açıldı ey saki;

    2Kadehi getir, çünkü bu mevsim şarabı gerektirir.

    Baharın gelişi ve güllerin açılması, sakiye yöneltilen kadeh emrinin gerekçesidir. İktizâ kelimesi mevsim ile içki arasında neredeyse zorunlu bir bağ kurar. Böylece şarap kişisel bir hevesten çıkar, yenilenen tabiatın çağrısına verilen uygun cevap olur.

  3. 3

    Yeter çerâğ baña şem‘a ihtiyâcum yok

    -ı mâh-ı ruh-ı vü safâ-yı şerâb

    1Bana kandil yeter, muma ihtiyacım yok;

    2Sakinin ay yüzünün ışığı ve şarabın neşesi yeter.

    Konuşan, meclisin sıradan aydınlatıcısı olan mumu gereksiz bulur. Sakinin ay gibi parlak yüzü görsel ışığı, şarabın safası ise iç neşeyi sağlar. Beyit iki ayrı aydınlanmayı tek sahnede birleştirir: yüz dış dünyayı, şarap gönlü aydınlatır.

  4. 4

    Başumda elümde köhne

    Kanı benüm gibi devr içre bir

    1Başımda düşkünlük tozu, elimde eski bir toprak kâse var;

    2Söyleyin, bu devirde benim gibi bir şarap yoksulu nerede?

    Gerd-i mezellet ile köhne sifâl, konuşanın yoksulluğunu baştan ele kadar görünür kılar. Buna rağmen kendisini devrin eşsiz gedâ-yı şerâbı diye sunması, mahrumiyeti bir övünce çevirir. Soru cevap beklemez; şaraba adanmışlıkta benzeri olmadığını bildirir.

  5. 5

    Gice yol üzre yatup mest nakdi aldurduñ

    Ne kaldı ‘Avnî elinde k’ola behâ-yı şerâb

    1Gece yol üstünde sarhoş yatıp paranı çaldırdın;

    2Avnî’nin elinde şaraba bedel olacak ne kaldı?

    Sarhoşun yol üstünde uyuyup parasını çaldırması küçük bir hikâye kurar. Son dizedeki soru hem maddi kaybı hem de şarap arzusunun süreceğini birlikte duyurur: elde bedel kalmamıştır, fakat istek bitmemiştir. Mahlas, bu ironik yoksunluğu doğrudan Avnî’ye bağlar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Cevâhirü’l-Mülûk metni şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde tahmis eder; bağımsız görsel audit incipit, son ve sonraki kayıt sınırını doğrulamıştır.

Atıf kanıtını aç ↗

Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), sürüm cevahir-1330-avni-005, PDF 35, basılı 31; tahmis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, ilk üç Emîrî mısraı dışarıda bırakıldı. Doğan 2023 yalnız kontrol tanığıdır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÇün sabâ fasl-ı hazânda gülşene dîbâ döşerAvnî (Fatih Sultan Mehmed) · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

cân-fezâ-yı şerâb

Can artıran şarap; sevgilinin lal dudağına benzetilen içki.

hevâ-yı şerâb

Şaraba duyulan istek ve arzu.

sâkî

Mecliste içki sunan kişi; yüzü ay ışığına benzetilir.

iktizâ-yı şerâb

Şarabın gerekliliği; bahar mevsiminin içkiyi çağırması.

fürûğ

Parlaklık ve ışık; burada sakinin ay yüzünden gelir.

gerd-i mezellet

Düşkünlük tozu; konuşanın yoksul görünüşü.

sifâl

Topraktan yapılmış eski kâse.

gedâ-yı şerâb

Şarabın yoksulu; bütün varlığını içkiye veren kişi.