Bir Derd-i Kadîme Râci
Sone, boyun kıran kulluk halkasını ve idrak gözünü örten perdeyi sorgular; ardından Endülüs'ü anıp doğrudan İspanya'ya seslenir. Küba'nın felaketini İspanya'nın felaketini çağıran bir zincir olarak kurar ve bütün umutların onunla alay etmesi dileğiyle kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Nedir bu rakabe-i ki her yerde
Eder tahakküm a'sârı tecdîd ?..
Niçin bu dîde-i idrâki habs eden perde,
Ziyâ-yı feyzini müstakbelin eder tehdîd?..
1Nedir bu boyun kıran kulluk halkası ki her yerde
2yüzyıllar onun tahakkümünü an be an yeniler?..
3Niçin bu idrak gözünü hapseden perde,
4geleceğin bereket ışığını tehdit eder?..
- 2
Yıkıldı Endülüs.. Eyvâh unutmadık hâlâ!..
-Bana gelir ki o bizden umar bugün imdâd-
Döver ufuklarını bin sadâ-yı ,
Geçen mezâlimi eyler harâbeler ..
1Endülüs yıkıldı.. Eyvah, hâlâ unutmadık!..
2-bana öyle gelir ki o bugün bizden yardım umar-
3Ufuklarını bin feryat sesi döver,
4geçmiş zulümleri harabeler sayıp döker..
Endülüs'ün yıkılışı unutulmamış bir kayıp olarak çağrılır. Zulümleri sayan tanık insan değil harabelerdir; çizgiler arasındaki ‘bana gelir ki’ sözü ise yardım beklentisini kesin bilgi değil konuşanın kanaati olarak sınırlar.
- 3
Penah-ı zulm ve kesilse de dünyâ,
Beşer musahharın olmaz yine ey İspanya,
Felâketi Küba'nın celb eder felâketini,
1Dünya zulmün ve zorbalığın sığınağı kesilse de,
2insanlık yine sana boyun eğmez ey İspanya,
3Küba'nın felaketi senin felaketini çeker getirir,
Üçlüğe geçerken hitap doğrudan İspanya'ya döner. Dünya zulmün sığınağı kesilse bile insanlığın ona boyun eğmeyeceği söylenir; Küba'nın felaketi de onun felaketini çağıran neden olarak verilir. Dize dışı savaş kronolojisi yorumun kanıtı yapılmaz.
- 4
Seni harâb edecektir bu ye's-i .
Eğer ümîd ediyorsan bekâ-yı şevketini,
Bütün ümîtler etsin seninle !.
1Azmi artıran bu umutsuzluk seni harap edecektir.
2Eğer saltanatının kalıcı olmasını umuyorsan,
3bütün umutlar seninle alay etsin!.
Kapanış bir beddua: bütün umutlar seninle alay etsin. “Ye's-i azm-efzâ” tuhaf bir bileşim — İspanya'nın yarattığı çaresizlik, sonunda onu yıkacak direnci besliyor. Şiir yıkım dilemiyor, yıkımın çoktan işlemekte olduğunu bildiriyor; son dize umudu cezaya çeviriyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141761 numaralı sürüm esas alındı. Sayfa bir paragraf nesirle açılıyor — Nazif Endülüs'ün hikâyesini on yaşından önce duyduğunu, kırk yıldır İspanya'ya kin beslediğini ve şiiri Küba isyanı ile Mayn zırhlısının batırıldığı günlerde yazdığını söyler; bu nesir manzumenin dizesi olmadığı için metne alınmadı. Şiirin üstündeki “KÜBALILAR” başlığı, “-Endülüs şühedâsına -” ithafı ve altındaki “Bursa” kaydı da alınmadı. Bentler kaynaktaki 4+4+3+3 bölümüne göre. Birinci dize kalıbın bir hece üstünde, ikinci ve son dizeler bir hece altında kalıyor; kaynakta öyle dizili, dokunulmadı. “Penah-ı” şapkasız, “zulm ve tağallüb”de beklenen “vü” yerine “ve” var; ikisi de korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Mâvi göklerle câ-be-câ öpüşenSüleyman Nazif · Manzume→
Şiir soruyla açılıyor ve soru boyun imgesinde toplanıyor: “rakabe” hem boyun hem kulluktur, “gerden-şiken” onu kıran. İkinci bende kadar İspanya'nın adı geçmez; önce bir baskı tarifi, sonra adres. Perdeyle kapatılan “dîde-i idrâk” yüzünden tehdit altına giren şey de geçmiş değil, gelecektir.