Bir lâhza âlemin zevk u safâsı
Âlemin zevki ve sevgilinin vefası âşığa dert, mihnet ve meşakkat getirir. Akıl öğüt dinlemez; bin sıkıntı ile ay yüzlü güzel arasında eksiltili bağ korunur ve konuşan ney gibi ömrünü hevaya verir. Yakınlığın sonu gurbet, kavuşmanın sonu usanmadır. Hasret padişahının buyruğu ve basılı “sen lebi kandimden” yüzeyiyle devranın ayırması karşısında derman yoktur. Ömer’in meyli ve ezel sevgisi anılır; arayan ile bulanın kişi ve zaman bağı kesinleştirilmez.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir âlemin zevk u safâsı
Âşıka dilberin mihr ü vefâsı
1Âlemin bir anlık zevk ve sefası;
2Âşığa sevgilinin sevgisi ve vefası;
- 2
Hâsıl eder nice derd ile mihnet
Sebebdir çekmeğe
1Nice dert ve mihnet doğurur;
2Sıkıntı ve güçlük çekmeye sebep olur.
Zevk ile vefanın sonucu alışılmış beklentinin tersine dert ve mihnettir. Renc ile meşakkatin ayrıca anılması, aşkın acısını tek duygudan çıkarıp uzayan emek, yorgunluk ve dayanma sürecine dönüştürür.
- 3
Nasîhat kâr eylemez aklı zâya
Renc-i hezâr ile bir mehlikaya
1Öğüt, aklını yitirmiş kişiye işlemez;
2Bin sıkıntıyla bir ay yüzlü güzele [eksiltili dizim; fiil eklenmedi].
Aklı zayi olmuş kişiye nasihatin kâr etmemesi, öğüdün doğruluğundan çok alıcının aşk hâlini vurgular. Bin sıkıntı ile ay yüzlü güzel arasındaki ikinci dize eksiltilidir; kaynakta bulunmayan yönelme fiili eklenmez.
- 4
Ney gibi ömrümü verdim hevâya
Gördüm kurbiyyetin âhırı gurbet
1Ney gibi ömrümü rüzgâra ve hevese verdim;
2Yakınlığın sonunun gurbet olduğunu gördüm.
Ney benzetmesi konuşanın içinin boşalıp nefesle ses vermesini çağrıştırır; ömür hem rüzgâra hem arzuya bırakılır. Yakınlık sonunda gurbet görülünce, fiziksel yaklaşmanın kalıcı aidiyet sağlamadığı acı bir deneyim olarak kayda geçer.
- 5
Nasîhat eylerim kaşı hilâle
Ey dilâ reşk etme erbâb-ı mâle
1Hilal kaşlıya öğüt veririm;
2Ey gönül alan, mal sahiplerini kıskanma.
Hilal kaşlı sevgiliye nasihat edilmesi, öğüt dinlemeyen âşığın bu kez öğüt veren role geçmesidir. Erbab-ı mala reşk etmemek çağrısı, güzelliğin servet sahiplerine bakışını eleştirirken konuşanın maddi yoksunluğunu da sezdirir.
- 6
Erdikte vuslatın âhır melâle
Kişiye sonunda el vere devlet
1Kavuşmaya erişince sonu usanmadır;
2İnsana sonunda talih yardım edebilir.
Vuslata erişmenin sonu melal, yani usanma olarak çizilir; arzu gerçekleşince kendi parlaklığını kaybedebilir. Buna karşılık devletin sonunda el vermesi kesin vaat değildir, “el vere” yapısıyla gecikmiş talih ihtimalini açık tutar.
- 7
Meğer şâh-ı hasret eyledi ferman
Sen lebi kandimden ayırdı devran
1Meğer hasret padişahı ferman vermiş;
2‘Sen lebi kandimden’ ayırdı devran [basılı yüzey kapalı].
Hasretin şah olup ferman vermesi ayrılığı kişisel tercihten üstün buyruğa dönüştürür. Basılı “sen lebi kandimden” yüzeyi sen, dudak ve şekerimden ilişkisini kapalı tutar; devranın ayırması açıkken nesne sessizce düzeltilmez.
- 8
Ne mümkindir bulam derdime derman
bu imiş kesildi kısmet
1Derdime çare bulmam nasıl mümkün olsun?
2Kader buymuş, kısmet kesildi.
Derman bulma ihtimali soru yoluyla kapatılır ve acının tedavisizliği bildirilir. Mukadder olanın bu çıkması, kısmetin kesilmesini rastlantı değil önceden çizilmiş pay olarak kabul eder; teslimiyet yakınma sesini bütünüyle silmez.
- 9
Ömer sana meyil kılmaya idi
Dilberâ nolaydı olmaya idi
1Ömer sana gönül vermeseydi;
2Ey sevgili, keşke bu olmasaydı.
Ömer’in sevgiliye meyletmemiş olmayı dilemesi gerçekleşemeyecek geriye dönük arzudur. Ardından “olmaya idi” sözü hem ilişkinin hem yaşanan acının hiç doğmamasını ister; mahlas pişmanlığı doğrudan kişinin kendi seçimine bağlar.
- 10
Aramakta ise bulmaya idi
Ezelden seninle meyl ü mahabbet
1‘Aramakta ise bulmaya idi’ [arayan/bulan ve zaman bağı açık];
2Ezelden seninle sevgi vardı.
“Aramakta ise bulmaya idi” yüzeyinde arayan, bulan, koşul ve zaman ilişkisi kesin değildir; günümüz Türkçesi geriye dönük tek kişili dilek kurmaz. Son dize yalnız sevgiliyle meyil ve muhabbetin ezelden bulunduğunu güvenle bildirir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.142 gövdesinde “Ömer sana meyil kılmaya idi” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n142-299CBE067721. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.142, PDF 170–171; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir melek sîmâ perî ruhsâr ile derdim yeğinÂşık Ömer · Şiir→
Âlemin zevk ve sefası daha ilk sözde “bir lahza” ile sınırlanır; kalıcılık iddiası taşımaz. Sevgilinin mihr ve vefası da tek başına güvence değildir, çünkü sonraki birim bu hoş görünen iki imkânın âşığa ne doğurduğunu açıklayacaktır.