DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Bir verem kızın hasbihâli yahud yâd-ı mâzî
mesnevi · 19. yüzyıl

Bir verem kızın hasbihâli yahud yâd-ı mâzî

Parlak bir sabah ve gülen gökyüzüyle açılan anlatı, veremli genç kızın geçmiş aşkını hatırlamasıyla giderek karanlıklaşır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir idi pek hevâ güzeldi

    Dünya gülüyor semâ güzeldi

    Yer yer oluyordı aşk bârık

    Ateşde yüzer idi meşârık

    «Ulvî ulvî cihân handan»

    Ulviyyet iderdi âlem ilân

    Maksadı bugünden istifâde

    Dirken giyinüb basid ve sade

    Çıktı o zaman ki ben evimden

    Çıkmışdı göñül kalem-revimden

    Sür'at ile 'azm-i gülşen itdim

    Bülbülleri, gülleri şen itdim

    Dirken oturub kenâr-ı cûya

    Hayran kaldım güzâr-ı cûya

    Bir tatlı güzel hayale daldım

    Bir 'alem-i bî-me'ale daldım

    Pîş ü pesime nigâh itdim

    Birdenbire bir de âh itdim

    Bir gonca-i nev-bahar oturmuş

    Bir dilber-i işvekâr oturmuş

    «Karşımda hazin hazin gülümser»

    Sân gamla gülüş tecessüm iyler

    Bakdı baña 'aşıkâne bakdı

    Hâlık sanki cihâna bakdı

    Âsaba lerzeler üşürdi

    Efkârıma neşveler düşürdi

    Didâr-ı beyâz ve behcet-efrûz

    Mestâne bakardı asmana

    Sân neşve akardı hâk-dâne

    Vechinde söner şu'â-ı allah

    Tâbiyle söner şu'â-ı allah

    Bir nûr medârı-ı temeyyü itmiş?

    Bir hande midir tecemmü' itmiş?

    Gözler kamaşırdı satvetinden

    Aylar dolaşırdı behcetinden

    Ârızları mihr ü mâh-ı gül-pûş

    Gül lebleri bir hezâr-ı hâmuş

    Envâr dogardı çehresinden

    Ezhâr düşerdi zühresinden

    Ya feyz-i hüdâ cihâna inmiş

    Ya -i gülistâna inmiş

    o zaman taaşşuk itdim

    Bir ahtere ben ta'alluk itdim. ..

    Bakdım o da hande, hande giryân

    Bildim o da o marazla nâlân

    Hayret! Hayret! ne hâlet itdiñ!

    Sâfi, sâfi muhabbet itdiñ.

    Mâzideki bu sefâlı anda

    Sevdaya alıştıgım zamanda

    Bir taze çiçek idim rebi'

    Bir nazlı melek idim tabi'

    Sevda çiçegiydim allah allah

    Yerler melegiydim allah allah

    Pek sâde libâs 'adetimdi

    Ol tevb benim saâdetimdi...

    Kalkardım [*] 'ale's-seher yatakdan

    Ol demde nişîmenimdi gülşen

    Seyreyler idim tulû-ı mihri

    Terk eyler idim gumûm-ı dehri

    Gezdikce zemîn zemîn hurrem

    Bülbüller ile hemîşe hem-dem

    Âhengime ibtidâ iderdim

    Bülbüllere iktidâ iderdim

    Bu hâle güneş de gıbta-keşti

    Çünki dil ana hemen bir eşdi

    Gittikce füzûn olurdı zevkim

    Efzûn oluyordı aşk u şevkim

    Pertevler alur idim güneşden

    Gitdikce melîh olur idim

    Herhâl cihân-ı sefâyı dilken

    Dil böyle safâyla müştagilken

    Birdenbire 'arz iderdi didâr

    Her tavrına cân virdigim yâr

    Peygule-güzîn-i bag olurduk

    Bir tavr-ı hazin ile kalurdık

    Pertevli beyaz kolı elimde

    Penbe yumuşak eli elimde

    Aguş firaş-ı nâzenim

    Bâlîn-i sefâ-yı dil-nişînim

    Bir gül koparub baña virirdi

    Hüsnümle o nazlı gül erirdi

    Bülbül gibi nagmesâz olurduk

    Güller gibi handebâz olurduk

    Soñ sözleri istimâ' iderdiñ

    Birbirimize vedâ' iderdik

    Bu bir eser-i sefâ degilmi?

    Yâdı- dile değilmi?

    Mehtâblı gecelerde irken

    Sandalcıgıma biner idim ben

    Pertevde yürür yüzer idim âh

    Cennetde yürür gezer idim âh

    Ol mâh sefânümâ-yı enver

    Âfâka döker ziyâlı güller

    Âyine olur cihân behişte

    Yer yer döner âsman behişte

    Gûya ki cihân tebessüm iyler

    Yâhud ki sefâ tecessüm iyler

    Bir böyle şeb-i sefâda allah!

    Bir böyle güzel hevâda allah!

    Kevkeblere gıbtares olurdum

    Herhalde biñ sefâ billurdum

    Mehtâb ile her civâr pür tâb

    Gevher gibi ben deñizde şebtâb

    Bir hayret ile gezer iken ben

    Birden görinüb o nûr u şen

    Mutlak aña iyleyüb tesâdüf

    Mutlak ana iyleyüb ta'arrüf!

    Biñ nükte-i cânla nâz iderdik

    Cânlar yakacak niyâz iderdik

    Her zevkimizi idince tekmîl

    Bir hande idüb vedâ'ı tertîl

    Soñra iderdik mekâna 'avdet

    Her zevkime dir idim şebâbet

    Kim hâbgaha girüb yatardım

    Bir şevkime biñ de ben katardım

    Rû'yama girdi mutlaka o

    Hülyâma irerdi mutlaka o

    Rû'yalarımız da aşka dâ'ir

    Hayallerimiz de zevk-i tâir

    Bir lem' a-i terle leb kızarmış

    Bir dem' a-i terle ruh sararmış

    Handân uyanurdım irken irken

    Dil isteyerek nigârî dirken

    Kalkar yine azm-i bag iderdim

    Yârimle buluşmaga giderim.

    İrken buluşur idi kedersiz

    Sevdalı bir er sefâlı bir kız

    Rû'yâmızı söyleşir gülerdik

    Hulyâmızı söyleşir gülerdik

    Esvâtımızı hezâr diñler

    Âhengimizi bahar diñler

    Heyhât! gelir mi ol zamanlar?

    Revnaklı leyâl, o u anlar!

    Gitdi o dem-i bahar gitdi

    Mâtem dökerek mesâr gitti

    Geldi haber-i mezâr geldi

    Bir leyle-i gam-nisâr geldi...

    Handân olarak ziyâ girîzân

    Nalân olarak zalâm rîzân

    Bir yanda zalâm dûş-ber-dûş

    Üstümde memât cûş-ber-cûş

    Bir pisterin olmuşum esîri

    Bir şem'acıgıñ da müstenîri

    Efsus! O da intifâya meyyâl

    Âyâ neden inzivâya meyyâl?

    Bîçâreyi iş fedâ mı âyâ Yarim gibi bîvefâ mıdır yâ?

    Ay! Söndi. Yazık hayâtı bitdi?

    Gitdi 'adem memâta gitdi

    Tenhâ kaldım esîr-i zulmet

    Sevdalı vü müstenîr-i zulmet

    Âfâk-ı cihân semâ siyeh reng

    Göñlüm gibide hevâ siyeh reng

    'aşkımda sadakatim mü'eyyed

    Sıdkımda ise sebât müebbed

    Ey 'aşk beni bu hâle koyduñ!

    Sevdâzedeyi yidiñ de doyduñ!

    Bir anda sefâ-yı bâlim olduñ!

    Pertevşiken-i cemâlim olduñ!

    Deycûr-u keder fezâ imişsiñ!

    Bir mahbes-i pürbelâ imişsiñ{

    Bir mâr-ı semûm-u bâr imişsiñ!

    Bir ejder-i cân-şikâr imişsiñ!

    Bir cism-i garîb garîb yutduñ

    Dildârı müebbeden uyutduñ

    'Âşıklara iftirâk çokdur

    Bîdillere iştiyâk yokdur

    Hiç ben anı terk idermiyim ben?

    Hiç böyle yola gidermiyim ben?

    Başım döniyor tahatturumdan

    Fikrim sönüyor tefekküründen

    Şiddet buluyor cezâ-yı vicdân

    Dehşetleniyor ezâ-yı vicdân

    Bu da-ı verem ne müdhiş [**] 'illet

    Bir gamla gice kederli devlet...

    Ey derd çekil! nedir bu kahrıñ

    Eñ ‘azamısın balâyı dehriñ....

    Bir nemleye çok değilmi cevriñ?

    Sâbitmisin? Âh yokmı devriñ?

    Erkek gibi bîvefâ degilsin!

    Tâ mevtime dek ezâ-yı dilsiñ!

    Şiddet buluyor gidermi? heyhât

    Bak hâlime rahm idermi? heyhât!

    Allah! baña ‘ iyle

    Bir öksüziñi himâyet iyle

    Al canımıda nigârı buldır

    ‘ukbâ boş ise benimle toldır

    1Bir sabahtı; hava pek güzeldi.

    2Dünya gülümsüyor, gökyüzü güzel görünüyordu.

    3Yer yer aşkın şimşekleri çakıyor,

    4Doğu ufukları ateş içinde yüzüyordu.

    5“Yüce, yüce dünya gülüyor”;

    6Bütün âlem yüceliği ilan ediyordu.

    7O günden yararlanmak amacıyla

    8Sade ve gösterişsiz giyindim.

    9Evden çıktığım sırada

    10Gönlüm de kendi ülkesinden çıkmıştı.

    11Hızla gül bahçesine yöneldim;

    12Bülbülleri ve gülleri sevindirdim.

    13Derken ırmak kıyısına oturdum;

    14Suyun akışına hayran kaldım.

    15Tatlı ve güzel bir hayale daldım;

    16Anlamsız, bambaşka bir dünyaya daldım.

    17Önüme ve arkama baktım;

    18Birdenbire derin bir ah çektim.

    19Yeni açmış bir bahar goncası oturuyordu;

    20İşveli bir güzel oturuyordu.

    21“Karşımda üzgün üzgün gülümsüyordu”;

    22Sanki kederle gülüş onun yüzünde cisimleşmişti.

    23Bana baktı, âşıkça baktı;

    24Sanki Yaratıcı dünyaya bakıyordu.

    25Sinirlerimi titremeler sardı;

    26Düşüncelerime sarhoşluklar düştü.

    27Beyaz ve sevinç saçan yüzü

    28Gökyüzüne sarhoşça bakıyordu.

    29Sanki yeryüzüne neşe akıyordu.

    30Yüzünde Tanrı’nın ışını bile sönük kalırdı;

    31Onun parlaklığı karşısında ilahî ışık da sönüyordu.

    32Bir ışık mı bir araya gelmişti?

    33Yoksa bir gülüş mü toplanıp beden bulmuştu?

    34Görkeminden gözler kamaşıyor,

    35Güzelliğinin çevresinde aylar dönüyordu.

    36Yanakları, güllerle örtülü güneş ve ay gibiydi;

    37Gül renkli dudakları suskun bir bülbüldü.

    38Yüzünden ışıklar doğuyor,

    39Parıltısından çiçekler dökülüyordu.

    40Ya Tanrı’nın feyzi dünyaya inmişti,

    41Ya da gül bahçesinin ışığı yeryüzüne gelmişti.

    42Eyvah, işte o zaman âşık oldum;

    43Bir yıldıza bağlandım.

    44Baktım, o da gülümserken ağlıyordu;

    45Onun da aynı hastalıkla inlediğini anladım.

    46Hayret! Hayret! Beni ne hâle getirdin!

    47Ne duru ve içten bir sevgi yarattın.

    48Geçmişteki o sevinçli anda,

    49Sevdaya alıştığım zamanda,

    50Ben baharın taze bir çiçeğiydim;

    51Yaradılışça nazlı bir melektim.

    52Sevda çiçeğiydim, Tanrım!

    53Yeryüzünün meleğiydim, Tanrım!

    54Çok sade giyinmek âdetimdi;

    55O tavır benim mutluluğumdu.

    56Seher vakti yatağımdan kalkardım;

    57O sırada yuvam gül bahçesi olurdu.

    58Güneşin doğuşunu seyreder,

    59Dünyanın kederlerini geride bırakırdım.

    60Yeryüzünde sevinçle dolaştıkça

    61Bülbüllerle her zaman arkadaş olurdum.

    62Kendi ezgime başlar,

    63Bülbüllerin sesini izlerdim.

    64Güneş bile bu hâlime imrenirdi;

    65Çünkü gönlüm onun tam bir eşiydi.

    66Zevkim gittikçe artar,

    67Aşkım ve coşkum çoğalırdı.

    68Güneşten ışıklar alır,

    69Gittikçe daha sevimli olurdum.

    70Gönül sevinçli dünyayı dilerken,

    71Böyle bir mutlulukla oyalanırken,

    72Her tavrına can verdiğim sevgili

    73Birdenbire yüzünü gösterirdi.

    74Bahçenin tenha bir köşesini seçer,

    75Hüzünlü bir tavırla orada kalırdık.

    76Işıklı beyaz kolu elimde,

    77Pamuk gibi yumuşak eli elimdeydi.

    78Kucağım nazlı sevgilinin yatağı,

    79Gönül çeken huzurun yastığı olurdu.

    80Bir gül koparıp bana verirdi;

    81O nazlı gül güzelliğim karşısında erirdi.

    82Bülbül gibi ezgiler söyler,

    83Güller gibi gülüşürdük.

    84Son sözlerimizi dinler,

    85Birbirimize veda ederdik.

    86Bu, mutluluktan kalan bir iz değil mi?

    87Onu anmak gönle eziyet değil mi?

    88Mehtaplı geceler geldiğinde

    89Küçük sandalıma binerdim.

    90Ah, ışığın içinde ilerler ve yüzerdim;

    91Ah, cennette yürüyüp dolaşırdım.

    92O aydınlık ay sevinci gösterir,

    93Ufuklara ışıklı güller dökerdi.

    94Dünya cennete ayna olur,

    95Gökyüzü yer yer cennete dönüşürdü.

    96Sanki bütün dünya gülümsüyor,

    97Ya da sevinç cisimleşiyordu.

    98Tanrım, böyle huzurlu bir gecede,

    99Tanrım, böyle güzel bir havada,

    100Yıldızlara imrenir,

    101Her durumda bin türlü sevinç bulurdum.

    102Mehtapla her yan ışıkla dolardı;

    103Ben de denizde cevher gibi gece ışıldardım.

    104Şaşkınlık içinde gezerken

    105Birden o aydınlık ve neşeli sevgili görünürdü.

    106Mutlaka onunla karşılaşır,

    107Mutlaka onunla tanışırdım.

    108Can alıcı bin nükteli sözle nazlaşır,

    109Canlar yakacak yakarışlarda bulunurduk.

    110Bütün sevincimizi tamamladıktan sonra

    111Bir gülümsemeyle vedayı dile getirirdik.

    112Sonra evimize dönerdik;

    113Her zevkime “gençlik” derdim.

    114Yatağıma girip yatınca

    115Bir coşkuma ben de binini katardım.

    116O mutlaka rüyama girer,

    117Mutlaka hülyama erişirdi.

    118Rüyalarımız da aşkla ilgiliydi;

    119Hayallerimiz de uçucu bir zevk taşırdı.

    120Taze bir parıltıyla dudak kızarır,

    121Taze bir damlayla yüz sararırdı.

    122Erken uyanınca gülümserdim;

    123Gönül sevgiliyi isterken adını söylerdim.

    124Yine kalkıp bahçeye yönelir,

    125Sevgilimle buluşmaya giderdim.

    126Kedersizce buluşurdu iki kişi:

    127Sevdalı bir delikanlı ile mutlu bir kız.

    128Rüyamızı anlatıp gülüşür,

    129Hülyamızı anlatıp gülüşürdük.

    130Seslerimizi bülbül dinler,

    131Ezgimizi bahar dinlerdi.

    132Ne yazık! O zamanlar geri gelir mi?

    133O parlak geceler, sabahlar ve anlar!

    134O bahar zamanı gitti;

    135Sevinç, ardından matem saçarak gitti.

    136Mezar haberi geldi;

    137Keder yağdıran bir gece geldi.

    138Işık, gülümseyerek kaçtı;

    139Karanlık, inleyerek her yana yayıldı.

    140Bir yanda karanlık omuz omuza yükseldi;

    141Üstümde ölüm dalga dalga coştu.

    142Bir yatağın tutsağı olmuşum;

    143Küçük bir mumun ışığıyla aydınlanıyorum.

    144Yazık! O da sönmeye yöneliyor;

    145Acaba neden bir köşeye çekilmek istiyor?

    146Zavallıyı feda etmek mi gerek; yoksa o da sevgilim gibi vefasız mı?

    147Ah, söndü! Yazık, hayatı bitti mi?

    148Yokluğa, ölüme gitti.

    149Karanlığın tutsağı olarak yalnız kaldım;

    150Sevdalı ve ışığa muhtaç bir karanlıktayım.

    151Dünyanın ufukları, gökyüzü kara renkte;

    152Hava da gönlüm gibi kara renkte.

    153Aşkımdaki bağlılığım kanıtlanmıştır;

    154Doğruluğumdaki kararlılığım sonsuzdur.

    155Ey aşk, beni bu hâle sen koydun!

    156Sevdaya düşmüş beni yiyip de doydun!

    157Bir anda gönlümün sevinci oldun;

    158Sonra güzelliğimi kırıp dağıttın.

    159Meğer sen kederin karanlık göğüymüşsün;

    160Belalarla dolu bir hapishaneymişsin.

    161Zehir taşıyan bir yılanmışsın;

    162Can avlayan bir ejderhaymışsın.

    163Garip bir varlığı acımasızca yuttun;

    164Sevgiliyi sonsuza dek uyuttun.

    165Âşıklar için ayrılık çoktur;

    166Gönülsüzlerde ise özlem yoktur.

    167Ben onu hiç terk eder miyim?

    168Hiç böyle bir yola gider miyim?

    169Onu hatırladıkça başım dönüyor;

    170Onu düşündükçe zihnim sönüyor.

    171Vicdan cezası gittikçe ağırlaşıyor;

    172Vicdan azabı dehşet veriyor.

    173Bu verem derdi ne korkunç bir hastalıktır;

    174Kederli geceyi yalnız bir gam bile ağır bir devlete çevirir.

    175Ey dert, çekil! Bu eziyetin nedir?

    176Dünya belalarının en büyüğü sen misin?

    177Bir karıncaya ettiğin eziyet fazla değil mi?

    178Hep kalacak mısın; ah, senin de sonun yok mu?

    179Bir erkek gibi vefasız değilsin;

    180Ölümüme dek gönlüme eziyet edeceksin.

    181Şiddeti artıyor; geçip gider mi? Ne yazık!

    182Hâlime bakıp acır mı? Ne yazık!

    183Tanrım, bana yardım et;

    184Bir öksüzünü koru.

    185Canımı al da sevgiliyi buldur;

    186Öte dünya boşsa benimle doldur.

    Parlak bir sabah ve gülen gökyüzüyle açılan anlatı, veremli genç kızın geçmiş aşkını hatırlamasıyla giderek karanlıklaşır. Bahçe, akarsu, gonca ve sevgili imgeleri kaybedilmiş canlılığın ölçüsüdür; finalde ölüm, sevgiliye kavuşma ve ahirette korunma isteği iç içe geçer.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Cenab Şahabeddin adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'taki 11 sabit sayfa revizyonundan birleştirilmiştir (oldid: 89805, 98465, 98466, 98467, 89797, 89798, 89794, 166886, 89876, 89877, 166887). Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBüyük Valide
Bir cedde-i müsinne titrek, zebûn eliyle
Cenab Şahabeddin · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

eyvâh

pişmanlık ve üzüntü ünlemi

pertev

ışık, parıltı

cefâ

sıkıntı ve eziyet

inâyet

lütuf ve koruyucu yardım

subh

sabah

yâd-ı mâzî

Geçmişteki sevinç ve aşk günlerini yeniden hatırlama.