DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Nedîm/Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl ü behâdır
Kaynaklı metin
Kaside · 18. yüzyıl

Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl ü behâdır

İstanbul’u iki deniz arasında tek parça bir mücevher sayan; camisinden hamamına, çarşısından halkının diline kadar şehri sayıp döken kasidenin on altı beyitlik nesîb bölümü.

Özgün metin
  1. 1

    Bu şehr-i sitanbul ki bi misl ü behâdır

    Bir sengine yek pâre acem mülkü fedâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Bu İstanbul şehri benzersiz ve paha biçilmezdir.

    2Bir taşına bütün Acem ülkesi feda olsun.

    Beyit yorumu +

    Karşılaştırma bir taş ile bir ülke arasında kuruluyor; ölçü kaybolduğu için övgü tartışmaya kapanıyor. Nedîm İran’ı seçerek edebî rekabetin adresini de belirtmiş oluyor.

  2. 2

    Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında

    Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1İki denizin arasında tek parça bir mücevherdir.

    2Dünyayı aydınlatan güneşle tartılsa yeridir.

    Beyit yorumu +

    Şehir önce coğrafyayla tarif ediliyor: Marmara ile Karadeniz arasındaki tek kütle. Terazinin öbür kefesine güneş konunca İstanbul artık yerle değil gökle karşılaştırılıyor.

  3. 3

    Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl

    Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Öyle bir nimet madenidir ki cevheri baht açıklığıdır.

    2Öyle bir İrem bağıdır ki gülü şeref ve yüceliktir.

    Beyit yorumu +

    Maden mücevher yerine talih, bahçe gül yerine itibar veriyor. Şehrin ürettiği şey mal değil mevki; Nedîm İstanbul’u bir servet kaynağından çok bir kariyer alanı gibi anlatıyor.

  4. 4

    Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ

    El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Yüce cennet bunun altında mıdır, üstünde midir?

    2Doğrusu bu ne hâl, bu ne hoş su ve hava!

    Beyit yorumu +

    Şair cennetin yerini şaşırıyor ve sorusunu cevapsız bırakıyor. Övgü burada iddiaya değil bir duyu kaydına dayanıyor: suyun ve havanın hoşluğu, tartışılacak bir şey olmaktan çıkıyor.

  5. 5

    Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet

    Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Her bahçesi bir güzellik çimenliğidir.

    2Her köşesi bereket ve neşe dolu bir meclistir.

    Beyit yorumu +

    Bahçe ile meclis aynı cümlede eşitleniyor: doğa ile sohbet arasında fark kalmıyor. Nedîm için şehrin değeri manzarasında değil, o manzarada kurulan toplulukta.

  6. 6

    İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek

    Gülzarların cennete teşbih hatadır

    Günümüz Türkçesi +

    1Onu dünyaya değişmek insafa sığmaz.

    2Gül bahçelerini cennete benzetmek hatadır.

    Beyit yorumu +

    İkinci mısra alışılmış övgüyü bozuyor: gül bahçelerini cennete benzetmek yükseltmek değil, küçültmek sayılıyor. Karşılaştırma reddedilince İstanbul kıyaslanan taraf olmaktan çıkıp ölçünün kendisi hâline geliyor.

  7. 7

    Herkes irişür anda muradına ânınçün

    Dergahları melce-i erbab-ı recâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Herkes orada muradına erişir, çünkü

    2kapıları umut sahiplerinin sığınağıdır.

    Beyit yorumu +

    Şehir burada bir mimari değil bir imkân: kapılar açık olduğu için murat gerçekleşiyor. Nedîm İstanbul’u taşradan gelenin gözünden, sığınılacak yer olarak tanımlıyor.

  8. 8

    Kala-yı meârif satılır sûklarında

    Bazâr-ı hüner ma’den-i ilm ü ulemâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Çarşılarında bilgi malı satılır.

    2Burası hüner pazarı, ilim ve âlim madenidir.

    Beyit yorumu +

    Bilgi, çarşıda alınıp satılan bir mal olarak anlatılıyor. Medreseyi değil pazarı öne çıkarmak, ilmi kutsal bir alandan çıkarıp şehrin ticaretine dahil ediyor.

  9. 9

    Camilerinin her biri bir kûh-i tecellî

    Ebrû-yi melek andaki mihrâb-ı duâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Camilerinin her biri bir tecelli dağıdır.

    2Oradaki dua mihrabı meleğin kaşı gibidir.

    Beyit yorumu +

    Cami Sina Dağı’na, mihrabın kavisi meleğin kaşına benzetiliyor. Ölçek bir beyit içinde dağdan bir kaş çizgisine iniyor; büyüklük ile incelik aynı yapıda toplanıyor.

  10. 10

    Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr

    Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Mescitlerinin her biri bir nur denizidir.

    2Kandilleri ay gibi ışıkla dolup taşar.

    Beyit yorumu +

    Işık burada yayılan değil taşan bir madde; kandil dolduğu için parlıyor. Deniz imgesi ikinci kez giriyor ve şehrin suyla kurduğu ilişki ibadet mekânına kadar uzanıyor.

  11. 11

    Ser-çeşmeleri olmada insana revân-bahş

    Germ-âbeleri câna safâ cisme şifâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Çeşmeleri insana can veriyor.

    2Hamamları cana safa, bedene şifadır.

    Beyit yorumu +

    Kaside gökten inip su tesisatına geliyor: çeşme ve hamam. Şehri yaşanır kılan şey mucize değil altyapı; Nedîm övgüyü gündelik konforun üzerine kuruyor.

  12. 12

    Hep halkının etvarı pesendîde-i makbul

    Derler ki biraz dilleri bî-mihr ü vefâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Halkının bütün tavırları beğenilir ve makbuldür.

    2Derler ki dilleri biraz sevgisiz ve vefasızdır.

    Beyit yorumu +

    On bir beyit boyunca süren övgüye ilk çentik burada atılıyor ve ‘derler ki’ diyerek başkasına yükleniyor. Kusur kabul edilmiyor, aktarılıyor; ‘biraz’ sözü de zararı önceden küçültüyor.

  13. 13

    Şimdi yapılan âlem-i nev-resm ü safânın

    Evsafı hele başka kitâb olsa sezâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Şimdi yapılan o yeni biçimli, safa dolu âlemin

    2vasıflarını anlatmak için ayrı bir kitap gerekir.

    Beyit yorumu +

    ‘Şimdi yapılan’ ifadesi kasideyi tarihe bağlıyor: Lâle Devri’nin yeni yapıları henüz inşa hâlinde. Şair anlatmayı erteliyor ve bu erteleme, yeniliğin şiirden hızlı gittiğini söylüyor.

  14. 14

    Nâmı gibi olmuşdur o hem sa’d hem âbâd

    İstanbul’a sermâye-i fahr olsa revâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Adı gibi hem kutlu hem bayındır olmuştur.

    2İstanbul’a övünç sermayesi sayılsa yeridir.

    Beyit yorumu +

    Sadâbâd’ın adı ikiye bölünüp anlamına iade ediliyor: kutlu ve mamur. Kelime oyunu burada süs değil kanıt; yapı, adının gereğini yerine getirdiği için övülüyor.

  15. 15

    Kûh-sarları bağları kasrları hep

    Güya ki bütün şevk ü tarab zevk u safâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1Tepeleri, bağları, köşkleri hep

    2sanki baştan sona şevk, coşku ve zevktir.

    Beyit yorumu +

    Yer adları sayılırken araya hiç fiil girmiyor; manzara bir liste hâlinde akıyor. Nesnelerin duyguya dönüşmesi, şehri gezenin yorulmadığını da sezdiriyor.

  16. 16

    İstanbul’un evsafını mümkün mi beyân hiç

    Maksûd heman sadr-ı kerem-kâra senâdır

    Günümüz Türkçesi +

    1İstanbul’un vasıflarını anlatmak hiç mümkün mü?

    2Asıl maksat, cömert sadrazamı övmektir.

    Beyit yorumu +

    Şair on beş beyit anlattıktan sonra anlatmanın imkânsız olduğunu söylüyor ve gerçek muhatabı açıklıyor: Damat İbrahim Paşa. Şehir övgüsü, kasidenin asıl işine geçmek için kurulmuş bir giriş olarak kalıyor.

Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak’taki 140991 numaralı kalıcı sürüm esas alındı. Sayfa kasidenin tamamını değil nesîb bölümünü verir ve sonundaki noktalar metnin devam ettiğini gösterir. Vezin kaynak sayfada yazılı değildir; ikinci beytin taranmasıyla mef’ûlü mefâîlü mefâîlü fa’ûlün olarak belirtildi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Okumaya devam edin

Nedîm şiirleri arasında gezinin

Şair profiline dön →