Ey perî ettklerin çoktur bana ben söylemem
Şair sevgiliye ettiği eziyetlerin çok olduğunu söyler fakat bunları dile getirmeyeceğini tekrarlar. Rakiple birlikte alınmayı bile kabul eder; sevgilinin buyruğuna canıyla bağlı olduğunu belirtirken bedeninin parçalanmasına varan şiddeti sessizce göğüsler. Derdine hekim bulunmadığını, sevgiliyle konuşmanın kendisi gibi garibe mümkün görünmediğini söyler ve hesabı Tanrı’ya bırakır. Kan dökücü gamzenin canına kastettiği, sevgilinin hâlini sormadığı vurgulanır; kapanışta Âşık Ömer’in kavuşma arzusu Mustafa adına bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey ettklerin çoktur bana ben söylemem
Razıyım her ne edersen sen bana ben söylemem
1Ey peri, bana yaptıkların çoktur ama ben söylemem.
2Bana ne yaparsan yap razıyım; yine dile getirmem.
- 2
Bir el ile al rakîbi bir el ile al beni
Şânına her ne düşerse et şehâ ben söylemem
1Bir elinle rakibi, öteki elinle beni al.
2Şanına ne yakışıyorsa onu yap ey şah; ben konuşmam.
Rakiple aynı anda alınmayı kabul etmek kıskançlık düzenini tersine çevirir ve yakınlık uğruna paylaşmaya razı olunduğunu gösterir. Sevgili şah makamındadır; âşık onun şanına ne düşerse yapmasını isterken kendi itiraz hakkını askıya alır.
- 3
Hep senin aşkın çeken yâ ben gibi âşık mıdır
Emrine bin cân ile -i sâdık mıdır
1Senin aşkını çekenlerin hepsi benim gibi âşık mıdır?
2Buyruğuna bin canla boyun eğen sadık bir kul mudur?
Soru, sevgilinin çevresindeki herkesin gerçek âşık olup olmadığını sınar. Ölçü, buyruğa bin canla boyun eğen sadık kul olmaktır; anlatıcı kendisini bu aşırı bağlılığın örneği sayarak rakiplerin sevgisini yüzeysel göstermek ister.
- 4
Kendin insâf eyle cânım bendene lâyık mıdır
Her azamı lokma lokma et dilâ ben söylemem
1Kendin insaf et sevgilim; bu, kuluna layık mıdır?
2Bedenimin her parçasını lokma lokma et; ben yine söylemem.
Sevgilinin kendi vicdanına başvurması istenir: kula yapılan eziyet gerçekten ona layık mıdır? Ardından bedenin lokma lokma edilmesine razı oluş gelir. İnsaf çağrısı ile şiddeti kabullenen sessizlik yan yana gelerek sitemin sertliğini artırır.
- 5
Derdliyim bu derdime derman kılan yoktur tabîb
Kim bu derdim ola yeğdir kim bana olmaz nasîb
1Dertliyim; bu derdime çare bulan hiçbir hekim yok.
2Bu derdin bulunması iyidir; onsuzluk bana nasip olmasın.
Derdin hekimi bulunmaz, fakat anlatıcı onun yok olmasını da istemez. İkinci dizedeki karmaşık tercih, aşk acısının hem hastalık hem değerli nasip olduğunu gösterir; şifa arayışı sevgiliye bağlılığı bitirecekse hastalık korunmaya değer sayılır.
- 6
Sevdiğim söyleşme mümkin mi seninle ben garîb
Gele hakkından senin ancak Hudâ ben söylemem
1Sevdiğim, seninle bu garibin konuşması mümkün müdür?
2Senin hakkından ancak Tanrı gelir; ben bir şey söylemem.
Garip âşığın sevgiliyle konuşması toplumsal ya da duygusal mesafe yüzünden imkânsız görünür. Hesabı Tanrı’ya bırakmak, doğrudan karşılık veremeyen öznenin adalet talebidir; ben söylemem sözü bu kez suskunluğun üst merciye havale edilmesini sağlar.
- 7
Kasdı şimdi cânadır ol gamze-i hunhârenin
Hâtırın sormağa gelmez bu dil-i âvârenin
1O kan dökücü yan bakış şimdi doğrudan canımı hedefliyor.
2Bu avare gönlün hâlini sormaya bile gelmiyor.
Gamze kan dökücü bir saldırgan gibi cana kastederken sevgili âşığın hâlini sormaya gelmez. Bakışın etkin şiddeti ile kişinin edilgen ilgisizliği birleşir; avare gönül hem vurulur hem de yarasının görülmemesiyle ikinci kez incinir.
- 8
Vaslın arzû eyleyen Âşık Ömer bîçârenin
Sen bilürsün yâ ne hâcet Mustafâ’dır söylemem
1Kavuşmanı isteyen zavallı Âşık Ömer’in durumunu,
2Sen bilirsin; söylemeye ne gerek var, Mustafa’dır, ben söylemem.
Mahlas beyti kavuşma isteyen zavallı Âşık Ömer’i doğrudan tanıtır. Son dizedeki Mustafa adı kaynakta açıklanmadan gelir; sevgilinin adı, bir tanık ya da farklı bir hitap olabilir. Yorum tek bir kimlik dayatmadan, söylenmesine gerek kalmadığı iddiasını korur.
Metnin kaynağı
Tam gövdede görünür Âşık Ömer mahlası: 15. dize: “Vaslın arzû eyleyen Âşık Ömer bîçârenin”. Basılı koleksiyon yerleşimi destekleyici kanıttır.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 386 numaralı metin, 307 numaralı PDF sayfalarından aktarılmıştır. Sabit kayıt sürümü ergun1936-n386-E486D66BA09D olarak belirtilmiştir. Şiirin 8 birimi ve 16 özgün dizesi basılı biçimiyle korunmuş, tarama görseli yeniden dağıtılmamıştır. Basılı yüzey notu: 1. dizedeki “ettklerin” biçimi aynen korunmuştur; Basılı yüzeyde “ettklerin” görünür; olası “ettiklerin” onarımı ikinci tanık olmadan yapılmadı. 8. dizedeki “azamı” biçimi aynen korunmuştur; Basılı “azamı” yüzeyi sözlükçe kapalıdır; “a'zamı/âzâmı” diye sessizce düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey perî hüsnüne hayrân olduğum mudur suçumÂşık Ömer · Şiir→
Ben söylemem redifi bütünüyle sessizlik değildir; yapılanların çokluğu daha ilk dizede açıkça bildirilir. Âşık şikâyetini dile getirip geri çeker, ardından her eyleme razı olduğunu söyler; susma, bağlılık kadar sevgiliyi mahcup eden örtülü sitem işlevi görür.