Hilâl-i Semen
Çocuklukta büyükanneyle seyredilen yeni ayı, ölümden sonra da süren bir bakış ve dua hatırasına dönüştüren şiir; hilalde geçmişi, sevgilinin gözünde ise geleceği arar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Daha pek yavru, pek küçükken ben,
Büyük annem tutardı alnımdan.
“- Bana bak, böyle dilberim” derdi.
Sonra mâh-ı nev-incilâya bakar,
Leb-i mağmûmu bir bükâ saklar,
Bir hitâb-î semâyi dinlerdi.
1Ben daha çok küçük bir çocukken
2büyükannem alnımdan tutardı.
3‘Bana böyle bak, güzelim,’ derdi.
4Sonra yeni beliren aya bakar,
5kederli dudağını bir ağlayış örter,
6ve gökten gelen bir seslenişi dinlerdi.
- 2
Ey hayatımda her doğan derdi
Kalbeden bir ziyâ-yi hissîye,
Bu duâsiydi eski bir rûhun
Sis ve zulmette gizli âtiyye.
1Ey hayatımda doğan her acıyı
2duygulu bir ışığa dönüştüren varlık,
3bu, yaşlı bir ruhun
4sis ve karanlıkta gizlenen geleceğe duasıydı.
Hayatta doğan her derdi duygusal bir ışığa dönüştüren varlığa seslenilir. Bu dönüşüm, yaşlı bir ruhun sis ve karanlıkta saklanan geleceğe yönelttiği duasıdır; büyükanne hatırası böylece yalnız geçmişte kalmaz, çocuğun henüz bilinmeyen ömrüne uzanır.
- 3
Leyle-î gayb, sırr-ı müstakbel,
Çeşm-i sâfında hasta bir çocuğun
Gizli fecrin ziyâlarından emel,
Bir tesellî-î mihribân alacak,
O harâbât-ı târ ü sâkitiye
Doğacak belki bir ziyâ-yı şafak.
1Bilinmeyenin gecesi, geleceğin sırrı,
2hasta bir çocuğun duru gözlerinde
3gizli şafağın ışıklarından umut
4ve şefkatli bir teselli bulacaktı;
5o karanlık ve sessiz yıkıntıya
6belki bir şafak ışığı doğacaktı.
Bilinmeyenin gecesi ve geleceğin sırrı, hasta çocuğun duru gözünde gizli şafaktan umut ve şefkatli teselli alacaktır. Karanlık, sessiz yıkıntıya doğması beklenen şafak ışığı kesin bilgi değil, gözün berraklığında taşınan kırılgan gelecek ümididir.
- 4
Böyle her nev-hilâli seyretti,
O soluk göz ki şimdi topraktan
Seyreder başka bir ,
1Her yeni hilali işte böyle seyretti
2şimdi toprağın altından bakan o solgun göz
3başka, yasemin renkli bir hilali seyrediyor.
Her yeni hilali seyreden solgun göz artık toprağın altından başka, yasemin renkli bir hilale bakar. Üç dizelik cümle ölümü bakışın kesilmesi değil yön değiştirmesi olarak hayal eder; büyükanne ile ay arasındaki ilişki mezarın ötesine taşınır.
- 5
Ben ki efsâne-î tahayyülden
Hep hayatımda bir emel taşıdım
O solan şi’r-i sâf ü mağmumumu
Hep o mazîyle duymak isterdim,
Gözünün samt-ı pür-füsûnunda.
1Ben ise hayalin kurduğu efsaneden
2hayatım boyunca bir umut taşıdım;
3o solmakta olan temiz ve hüzünlü şiirimi
4hep o geçmişle birlikte,
5senin gözündeki büyü dolu sessizlikte duymak isterdim.
Konuşucu hayalin kurduğu efsaneden hayat boyu bir emel taşır ve solan, temiz, hüzünlü şiirini geçmişle birlikte sevgilinin gözündeki büyülü sessizlikte duymak ister. Çocukluk anısı böylece şiirsel benliğin sürekliliğini sağlayan iç sese dönüşür.
- 6
Gel bu şâmın gümüş sükûtunda
Bu sadeften hilâle karşı senin
Bir yeşil bûse saklayan gözünün
Göreyim cennetinde âtimi.
1Gel, bu akşamın gümüş renkli sessizliğinde
2sedefi andıran bu hilalin karşısında,
3yeşil bir öpücük saklayan gözünün
4cennetinde kendi geleceğimi göreyim.
Son cümle geçmişteki büyükanne bakışından şimdiki sevgilinin gözüne geçer. Gümüş akşam, sedef hilal ve gözde saklanan yeşil öpücük renkli bir gelecek mekânı kurar; şair kendi yarınını sevilen gözün cennetinde görmeyi ister.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 141044 numaralı sabit revizyonundaki yirmi sekiz dize ana tanıktır. Ana oldid'deki birleşmiş ‘Leb-i mağmûmunu bir bükâsaklar’ dizgisi, iki tezdeki Hâşim neşri aktarımları ve ilk yayım bağlamıyla ‘Leb-i mağmûmu bir bükâ saklar’ olarak kritik biçimde düzeltildi. Bağımsız tanıklar araştırma amacıyla künyelendi; yeniden dağıtım hakkı ileri sürülmez. Şablon, künye ve vezin açıklaması gövdeye alınmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Akşam… Sarı bir hasta semâ… Bir gam-ı mechûl…Ahmet Hâşim · Şiir→
Büyükanne çocuğun yüzünü kendisine çevirirken hemen ardından göğe yönelir; insan bakışı ile hilal aynı hatıra çerçevesine girer. Ağlayışın kederli dudağı örtmesi ve göksel hitabın dinlenmesi, kişisel hüznü dua ile yas arasında kutsal bir sessizliğe taşır.