Hoş geldi bana mey-gedenüñ âb u hevâsı
Meyhanenin havasından kuru öğretiye, sevgilinin hançerinden şairlik iddiasına uzanan; konuşma dilinin nüktelerini yüksek şiirle buluşturan yedi beyitlik gazel.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hoş geldi bana mey-gedenüñ âb u hevâsı
Va’llâhi güzel yirde yapılmış yıkılası
1Meyhanenin suyu ve havası bana pek hoş geldi.
2Vallahi şu yıkılası yer ne güzel bir yerde yapılmış.
- 2
Men’ eyler imiş mes’ele-i ‘aşkı
Ey hvâce anuñ var ise yaklaşdı kazâsı
1Müderris aşk meselesini yasaklıyormuş.
2Ey hoca, kaderinde varsa onun kazası yaklaştı demektir.
Aşkı ders konusu gibi yasaklayan müderris, hayatın bizzat kendisi tarafından sınanacaktır. ‘Kazâ’ hem kaderin gerçekleşmesi hem başa gelecek olaydır; kuru bilginin karşısına tecrübenin kaçınılmazlığını çıkaran keskin bir şaka yapılır.
- 3
Gitmez o mehüñ râ gibi hançer kemerinden
Üftâdelerin öldürür âh işte burası
1O ay yüzlünün râ harfine benzeyen hançeri kemerinden hiç ayrılmaz.
2Düşkün âşıkları öldüren de işte tam burasıdır.
Kavisli ‘râ’ harfi sevgilinin kemerindeki hançere dönüşür. İkinci dizedeki ‘burası’ sözü hem öldürücü noktayı işaret eder hem ilk dizenin harf oyununu gündelik bir nida ile tamamlar; yazı, eşya ve konuşma aynı sahnede buluşur.
- 4
Zîbâ yaraşur o boyı serve
İki kolumı kılsam aña bil tolaması
1Naz elbisesi o servi boylu güzele çok yakışıyor.
2Keşke iki kolumu onun beline dolanan bir kuşak yapabilsem.
Sevgili servi kadar uzun ve erişilmezken âşığın arzusu şaşırtıcı derecede bedenseldir: Kollarını bir giysi parçasına çevirip mesafeyi kapatmak ister. Hayal, klasik ‘servi boy’ mazmununa dokunma isteğinin sıcaklığını ekler.
- 5
Dikkatler ile seyr iderüz yâri
Görmez mi idük biz de eger olsa vefâsı
1Sevgiliyi baştan ayağa büyük bir dikkatle inceleriz.
2Vefası olsaydı onu da görmez miydik?
Âşık sevgilinin bedeninde hiçbir ayrıntıyı kaçırmadığını iddia eder; bu yüzden vefanın görünmemesi onun hiç bulunmadığının kanıtıdır. Beyit, duygusal şikâyeti neredeyse mantıksal bir çıkarım gibi sunan zarif bir alay taşır.
- 6
Dünyâ deger ol dil-ber-i garrâ
Yûsufda dahı yokdur anuñ hüsn ü bahâsı
1O ay yüzlü, parlak sevgili bütün dünyaya değer.
2Onun güzelliği ve değeri Yusuf’ta bile yoktur.
Güzelliğin geleneksel zirvesi Yusuf’tur; Bâkî sevgiliyi onun da üzerine çıkararak ölçüyü bilinçli biçimde aşar. ‘Bahâ’ hem güzellik hem fiyat/değer çağrışımıyla ‘dünyaya değer’ sözünü tamamlar.
- 7
Meddâh olalı çeşm-i gazâlânına Bâkî
Ögrendi gazel tarzını Rûmun şu’arâsı
1Bâkî senin ceylan gözlerini övmeye başladığından beri
2Anadolu şairleri gazel söylemenin yolunu öğrendi.
Şair son beyitte yalnız sevgiliyi değil kendi şiir kudretini de över. Ceylan anlamındaki ‘gazâl’ ile şiir biçimi ‘gazel’ arasındaki ses yakınlığı, onun gözleri övmekle bütün Rûm şairlerine üslup öğrettiği iddiasını neşeli bir fahriyeye dönüştürür.
Metnin kaynağı
Sabahattin Küçük neşrindeki Bâkî Dîvânı’nın 508 numaralı gazeli (PDF s. 297) esas alındı. Matladaki ‘yıkılası’ ve üçüncü beyitteki râ/hançer kelime oyunu korunarak çevrildi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imişBâkî · Gazel→
‘Yıkılası’ görünüşte beddua, konuşma dilinde ise sevgi dolu bir hayranlık ünlemidir. Bâkî meyhaneyi överken resmî kaside dilini değil İstanbul sokağının sıcak ve muzip sesini gazelin matlaına taşır.