İstanbul'u Dinliyorum
İstanbul'u gözle değil ses, koku, serinlik ve dokunuşla kuran altı bentlik şehir şiiri; sucu çıngırağından Kapalı Çarşı'ya, lodos uğultusundan sevgilinin kalp vuruşuna ilerler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
1Gözlerimi kapatıp İstanbul'un sesini dinliyorum;
2önce hafif bir rüzgâr esiyor;
3yavaş yavaş sallanıyor
4ağaçlardaki yapraklar;
5çok uzaklardan
6sucuların durmadan çalan çıngırakları geliyor;
7gözlerim kapalı, İstanbul'u dinliyorum.
- 2
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık,
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
1Gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum;
2birden kuşlar geçiyor;
3yüksekten, sürüler hâlinde ve çığlıklarla;
4balıkçı dalyanlarında ağlar çekiliyor;
5bir kadının ayakları suya dokunuyor;
6gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum.
Gökyüzündeki kuş sürüsüyle sudaki ağ aynı dikey hareketin iki ucudur: biri yukarıdan geçer, öteki sudan çekilir. Sonra büyük şehir manzarası tek bir kadının ayağına kadar küçülür. Şair görmediği bir dokunuşu sesle hayal ederek işitmeden bedensel duyuma geçer.
- 3
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalı Çarşı;
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa;
Güvercin dolu avlular.
Çekiç sesleri geliyor doklardan,
Güzelim bahar rüzgârında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
1Gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum;
2Kapalı Çarşı serin;
3Mahmutpaşa hareketli ve kalabalık;
4avlular güvercinlerle dolu.
5Tersanelerden çekiç sesleri geliyor,
6güzel bahar rüzgârında ter kokuları geliyor;
7gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum.
Bu bent şehrin ticaret ve emek haritasını çıkarır. Kapalı Çarşı serinliği, Mahmutpaşa kalabalığı, güvercinler, doklardaki çekiç ve ter kokusu art arda gelir. İstanbul yalnız güzel bir manzara değildir; çalışan bedenlerin sesi ve kokusu da bahar rüzgârına karışır.
- 4
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski âlemlerin sarhoşluğu,
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
1Gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum;
2geçmiş zamanların sarhoşluğu başımda,
3karanlık kayıkhaneleri olan bir yalı var;
4artık durmuş lodosların geride kalan uğultusu içinde
5gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum.
Gündelik şehir bir anda geçmişin ‘eski âlemler’ine açılır. Yalı, loş kayıkhaneleri ve dinmiş lodosun zihinde süren uğultusu geçmişe ait bir İstanbul duygusu kurar. Böylece dinlemek, yalnız o anki sesleri değil, şehirde geçmişten kalan uğultuyu da algılamaktır.
- 5
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, lâf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
1Gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum;
2alımlı, fettan bir kadın kaldırımdan geçiyor;
3çevrede küfürler, şarkılar, türküler ve laf atmalar var.
4Kadının elinden yere bir şey düşüyor;
5bir gül olmalı;
6gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum.
Sokak sesi bu bentte en kalabalık hâline gelir. Şair gözleri kapalı olduğu için geçen kadını da düşen nesneyi de kesin olarak bilemez; ‘bir gül olmalı’ sözü işitilen gerçeğe hayalin eklenmesidir. Şehir, kaba seslerle romantik gül ihtimalini aynı kaldırımda yan yana tutar.
- 6
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.
1Gözlerim kapalı İstanbul'u dinliyorum;
2eteklerinde bir kuş çırpınıyor;
3alnının sıcak olup olmadığını biliyorum;
4dudaklarının ıslak olup olmadığını biliyorum;
5fıstık ağaçlarının arkasından beyaz bir ay yükseliyor;
6kalbinin vuruşundan anlıyorum;
7İstanbul'u dinliyorum.
Son bentte şehir ile sevgili birbirine karışır. Önceki bentlerin kamusal sesleri çekilir; alın, dudak ve kalp vuruşu kadar yakın bir beden kalır. Nakaratın son kullanımı ‘gözlerim kapalı’ sözünü bırakır; şehri dinlemekle sevgilinin kalbini dinlemek birbirine yaklaşır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 168259 numaralı ana revizyonu şiiri Sayfa:İstanbul'u Dinliyorum.pdf/1@122570 alt revizyonundan aktarır; iki revizyon birlikte esas alındı. Tekrarlanan başlık/yazar satırları, telif şablonu ve HTML boşlukları çıkarıldı; altı bent ve şiir dizelerinin sözcükleri korundu. ‘Yavaş yavaş sallanıyor’ ile ‘Uzaklarda, çok uzaklarda’ sonundaki yalnız dizgiye ait boşluklar temizlendi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,Orhan Veli Kanık · Serbest şiir→
İlk bent şehri görüntüden arındırıp işitmeyle başlatır. Rüzgâr önce yaprakları hareket ettirir, ardından uzak sucu çıngırakları duyulur; ses yakından uzağa doğru genişler. Başa ve sona yerleşen nakarat, gözleri kapatmanın eksiklik değil başka bir görme biçimi olduğunu söyler.