Gizli hazine sözünün aslını bilmeyen saygınlığını yitirir
Şiir gizli hazine öğretisini bilmeyen ve büyüklerin öğüdünü tutmayan kişinin yücelikten düşeceğini söyler. İyilik ile kötülüğün sahibine döneceği atasözüyle ahlaki sorumluluk kurulur. Geçici mecliste ömür tüketmek yerine hakikat ilmini öğrenmek, cevheri ehline sunmak ve Ömer’in sözünü hikmet denizinden çıkmış tek inci gibi dinlemek gerekir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
aslını bilmeyen izzetten çıkar
Sâye veş hâke düşer çıkar
1‘Gizli bir hazineydim’ sözünün aslını bilmeyen saygınlığını yitirir.
2Gölge gibi toprağa düşer, yüce köşkten çıkar.
- 2
Tutmayan pîr ü rağbetten çıkar
Hazret-i Âdem gibi gûyâ ki cennetten çıkar
1Pirinin ve babasının öğüdünü tutmayan ilgiden düşer.
2Sanki Âdem gibi cennetten çıkar.
Pir ve baba öğüdü iki kuşağın birikmiş tecrübesini temsil eder. Bu sözü dinlemeyen kişinin Âdem gibi cennetten çıkması, gündelik itaatsizliği ilk büyük kayıp anlatısıyla ilişkilendirir.
- 3
Atalardan kalma bir eski meseldir bu haber
Kim ne kadar keder etse kişiye kendi eder
1Bu söz atalardan kalmış eski bir atasözüdür.
2Kim birine ne kadar kötülük ederse aslında kendine eder.
Atasözü kötülüğün hedefe değil sahibine döndüğünü söyler. Şair ahlakın dış cezadan önce kişinin kendi davranışında işleyen karşılıklılık yasasına dayandığını açıklar.
- 4
Hayr isen hayrın olur şer ise şerrin yine şer
Âhırın hayr ola dersen şerrini kalbden çıkar
1İyiysen iyiliğin sana döner; kötüysen kötülüğün yine kötüdür.
2Sonunun iyi olmasını istiyorsan kötülüğü kalbinden çıkar.
İyilik ve kötülük sonuçlarını çoğaltarak geri getirir; iyi son isteyen kalbini kötülükten temizlemelidir. Değişim, başkasını düzeltmekten önce iç niyetin arındırılmasıyla başlar.
- 5
Aldanıp kaldıysa her kim işbu
Hey yazıklar nâzenin ömrünü verdi zâide
1Kim bu geçici meclise aldanıp kaldıysa,
2Yazık, nazlı ömrünü boşuna harcamıştır.
Geçici meclise aldanan kişi, nazlı ve geri gelmez ömrünü boşuna verir. Eğlencenin kısa çekiciliği, kaybedilen hayat zamanıyla karşılaştırıldığında ağır bir israf olarak görünür.
- 6
Son nefeste etmez ana peşimanlık fâide
Çâk eder tâc ü kabâyı âr ü gayretten çıkar
1Son nefeste pişmanlık ona yarar sağlamaz.
2Tacını ve kaftanını yırtar, utanma ve gayretten çıkar.
Son nefeste pişmanlık fayda sağlamaz; taç ve kaftanın yırtılması dünyevi makamın çöküşüdür. Utanma ile gayretin kaybı, geç kalmış fark edişin kişiliği de dağıttığını belirtir.
- 7
Anlamaz bilmeyen esrârını
Taşa çalma gevherin ehline arzet varını
1Hakikat bilgisini bilmeyen onun sırlarını anlayamaz.
2Cevherini taşa çalma; varını ehline sun.
Hakikat ilmi olmadan sır anlaşılmaz; değerli cevher rastgele taşa vurulmamalıdır. Sözün ehline sunulması, bilginin yalnız doğru içerik değil doğru muhatap gerektirdiğini anlatır.
- 8
Gûş edenler derler ey Âşık Ömer güftârını
Dürr-i yektâdır kamu deryâ-yi hikmetten çıkar
1Sözünü dinleyenler, ey Âşık Ömer, şöyle der:
2Bu söz tek incidir; bütünü hikmet denizinden çıkar.
Ömer’in sözü tek inciye, kaynağı hikmet denizine benzetilir. Dinleyicilerin verdiği bu hüküm, şiirdeki öğütleri kişisel iddia olmaktan çıkarıp ehil çevrenin onayladığı değer yapar.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 15. dize “Gûş edenler derler ey Âşık Ömer güftârını”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 536 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Kurulalı neler çekmişÂşık Ömer · Koşma düzeninde manzume→
Gizli hazine sözünün aslını bilmemek manevi yücelikten düşüş sebebidir. Gölgenin toprağa inmesi ile köşkten çıkarılma, bilgisizliği hem alçalma hem barınak kaybı olarak gösterir.