O Belde
Melâli anlamayan kuşaktan sürgün sayılan bir 'ben' ile bir 'sen'in, hayalin el değmemiş bölgesindeki mavi gölgeli ülkeye özlemini kuran elli dokuz dizelik şiir.
- 1
Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-ı şâma bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ,
Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ
Olan bu mâi deniz,
Melâli anlamıyan nesle aşina değiliz.
Günümüz Türkçesi +
1Denizlerden
2esen bu ince hava saçlarınla oynasın.
3Bir bilsen,
4özlem ve gurbet hüznüyle akşam ufkuna bakan
5bu gözlerinle, bu kederinle ne güzelsin!
6Ne sen,
7ne ben,
8ne güzelliğinde toplanan bu akşam,
9ne de düşünce acılarına bir liman
10olan bu mavi deniz,
11hiçbirimiz hüznü anlamayan kuşağa yakın değiliz.
- 2
Sana yalnız bir ince taze kadın,
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer,
Bu sefil iştihâ, bu kirli nazar
Bulamaz sende bende bir mâna,
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin,
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitâr ü istiğnâ.
Sen ve ben
Ve deniz
Ve bu akşam ki lerzesiz, sessiz
Topluyor bûy-ı ruhunu gûya
Uzak
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak
Bu nefy ü hicre müebbet bu yerde mahkûmuz...
Günümüz Türkçesi +
1Sana yalnızca ince, genç bir kadın,
2bana yalnızca eskimiş bir budala
3diyen bugünün insanı,
4bu sefil açlık, bu kirli bakış
5sende de bende de bir anlam bulamaz;
6ne bu akşamda yumuşak bir keder,
7ne durgun denizde gücenmiş bir
8gizlenme ve tokgözlülük titreyişi görür.
9Sen ve ben
10ve deniz
11ve titremesiz, sessiz duran bu akşam
12sanki senin ruhunun kokusunu topluyor.
13Uzak
14ve mavi gölgeli bir ülkeden ayrı düşerek
15bu sürgüne ve ayrılığa ömür boyu burada mahkûmuz...
Bend yorumu +
Bugünün insanı iki şeyi birden göremiyor: kadını ve şairi. Görmemenin bedeli mekânsız kalmak; şiir kendini bir ülkeden değil, ülkesizlikten sürgün sayıyor.
- 3
O belde
Durur menâtık-ı dûşize-i tahayyülde;
Mâi bir akşam
Eder üstünde daima ârâm;
Eteklerinde deniz
Döker ervâha bir sükûn-ı menâm.
Günümüz Türkçesi +
1O ülke
2hayalin el değmemiş bölgelerinde durur;
3mavi bir akşam
4her zaman onun üstünde dinlenir;
5eteklerinde deniz
6ruhlara uyku dinginliği döker.
Bend yorumu +
Ülkenin adresi coğrafya değil hayalin bakir bölgesi; oraya varmak değil ancak imrenmek mümkün. Akşam orada geçmiyor, konaklıyor: zaman durunca yer de erişilmez oluyor.
- 4
Kadınlar or'da güzel, ince, saf, leylîdir;
Hepsinin gözlerinde hüznün var,
Hepsi hemşiredir veyahut yâr;
Dilde tenvîm-i ıstırabı bilir
Dudaklarındaki giryende buseler, yahut,
O gözlerindeki nîlî sükût-ı istifhâm.
Günümüz Türkçesi +
1Kadınlar orada güzel, ince, arı ve geceye çalar;
2hepsinin gözünde senin hüznün var,
3hepsi ya bir kız kardeştir ya sevgili;
4acıyı sözle uyutmayı bilir
5dudaklarındaki ağlamaklı öpüşler, ya da
6o gözlerindeki çivit renkli soru sessizliği.
Bend yorumu +
Kadınlar ayrı ayrı tanımlanmıyor; hepsi aynı hüznün taşıyıcısı oluyor. Öpücük bile teselli değil uyuşturucu: acı geçmiyor, yalnız bir süre uyutuluyor.
- 5
Onların ruhu şâm-ı muğberden
Mütekâsif menekşelerdir ki
Mütemâdi sükûn u samtı arar;
Şu'le-i bîziyâ-yı hüzn-i kamer
Mülteci sanki sade ellerine.
O kadar nâtüvan ki, ah, onlar,
Onların hüzn-i lâl ü müştereki,
Sonra dalgın mesâ, o hasta deniz
Hepsi benzer o yerde birbirine...
Günümüz Türkçesi +
1Onların ruhu, gücenmiş akşamdan
2yoğunlaşmış menekşelerdir ki
3sürekli dinginlik ve suskunluk arar;
4ayın hüznünün ışıksız alevi
5sanki yalnız onların ellerine sığınmıştır.
6Öyle güçsüzler ki, ah, onlar,
7onların dilsiz ve ortak hüznü,
8sonra dalgın akşam, o hasta deniz,
9o yerde hepsi birbirine benzer...
Bend yorumu +
Ruh burada bir çiçekten değil, akşamın yoğunlaşmasından yapılıyor; renk maddeye dönüşüyor. Benzeşme ilerledikçe kadın, akşam ve deniz ayrı varlıklar olmaktan çıkıyor.
- 6
O belde
Hangi bir kıt'a-i muhayyelde?
Hangi bir nehr-i dûr ile mahdut?
Bir yalan yer midir, veya mevcut,
Fakat bulunmıyacak bir melâz-ı hulya mı?
Bilmem... Yalnız
Bildiğim, sen ve ben ve mâi deniz
Ve bu akşam ki eyliyor tehzîz
Bende evtâr-ı hüzn ü ilhamı.
Uzak
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak,
Bu nefy ü hicre müebbet bu yerde mahkûmuz.
Günümüz Türkçesi +
1O ülke
2hangi hayalî kıtada?
3Hangi uzak ırmakla sınırlanmış?
4Yalan bir yer midir, yoksa vardır da
5bulunamayacak bir hülya sığınağı mıdır?
6Bilmiyorum... Yalnız
7bildiğim şu: sen ve ben ve mavi deniz
8ve bende hüzün ile ilham tellerini
9titreten bu akşam.
10Uzak
11ve mavi gölgeli bir ülkeden ayrı düşerek,
12bu sürgüne ve ayrılığa ömür boyu burada mahkûmuz.
Bend yorumu +
Şair üç soru soruyor, üçüne de cevap vermiyor; 'bilmem' sözü ülkeyi kurtarmıyor, yalnız aramayı sürdürüyor. Kesin olan tek şey mahkûmiyet, dize tekrarıyla kilitleniyor.
Metnin kaynağı
Vikikaynak'ın 140719 numaralı kalıcı revizyonu esas alındı. Kaynaktaki HTML karakter kısaltmaları (â, î, û) şapkalı harflere çevrildi; satır sonu boşlukları temizlendi. İki açık dizgi hatası düzeltildi: "Hangi br kıt'a-i muhayyelde" → "Hangi bir kıt'a-i muhayyelde"; son dizedeki "neyf ü hicre" → "nefy ü hicre" (aynı ifade şiirin ilk yarısında "nefy" biçiminde geçiyor). Şiir Göl Saatleri'nin (1921) serbest müstezat nazımları bölümünde yer alır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bend yorumu +
Şiir sevgiliye değil bir kuşağa sırt çeviriyor; 'melâli anlamıyan nesle' sözüyle dışlanan taraf şair değil, karşı taraftır. Reddedilen kalabalık, hüznü öğrenemeyenlerdir.