DDizegâhDijital şiir arşivi
Kaynaklı metin
Serbest müstezat · 19.–20. yüzyıl

Ölmek

Kahır dağının tepesinden hüsran boşluğuna düşmeyi üç kez isteyen; akşamı mezbaha renginde, güneşi kanlı bir gömlek olarak gören yirmi dört dizelik şiir.

Özgün metin
  1. 1

    Firâz-ı zirve-i Sinâ-yı kahra yükselerek

    Oradan,

    Oradan düşmek, ölmek istiyorum

    Cevf-i ye's-âşinâ-yı hüsrana...

    Günümüz Türkçesi +

    1Kahır Sina'sının doruğunun tepesine çıkıp

    2oradan,

    3oradan düşmek, ölmek istiyorum

    4umutsuzlukla tanışık hüsran boşluğuna...

    Dörtlük yorumu +

    Şiir bir dilekle açılıyor ama dilek yükselmek değil düşmek. Sina adı vahyin dağını çağırırken tepeye çıkmanın karşılığı buluşma değil, boşluğa bırakılmak oluyor.

  2. 2

    Titrek

    Parıltılarla yanan bir mesâ-yı mezbaha-renk

    Dağılırken suhûr-u uryâna

    Firâz-ı zirve-i Sinâ-yı kahra yükselerek

    Oradan,

    Oradan düşmek, ölmek istiyorum

    Cevf-i ye's-âşinâ-yı hüsrana...

    Günümüz Türkçesi +

    1Titrek

    2parıltılarla yanan mezbaha renginde bir akşam

    3çıplak kayalara dağılırken

    4kahır Sina'sının doruğunun tepesine çıkıp

    5oradan,

    6oradan düşmek, ölmek istiyorum

    7umutsuzlukla tanışık hüsran boşluğuna...

    Bend yorumu +

    Akşamın rengi 'mezbaha' sözüyle veriliyor; gün batımı bir manzara değil kesim yeri. Aynı dört dize geri dönünce istek bir cümle olmaktan çıkıp saplantıya dönüşüyor.

  3. 3

    Kanlı bir gömlek

    Gibi hârâ-yı şemsi arkamdan

    Alıp sürükleyerek

    O dem ki refref-i hestîye samt olur kaim

    Ve bir günün dem-i âlâyiş-i zevâlinde

    Sürüklenir sular âfâka şu'le halinde

    Günümüz Türkçesi +

    1Kanlı bir gömlek

    2gibi güneşin kayasını arkamdan

    3alıp sürükleyerek;

    4o an ki varlığın kanat sesine suskunluk yerleşir

    5ve bir günün batışının gösterişli deminde

    6sular ufuklara alev hâlinde sürüklenir,

    Bend yorumu +

    Güneş burada ışık değil taş; sürüklenen kanlı bir gömlek gibi arkada kalıyor. Ölmek isteyen özne kendini boşaltmıyor, batan günü de birlikte götürüyor.

  4. 4

    O dem ki kollar açar cism-i na-ümide adem,

    Bir derin sesle "Haydi!" der uçurum,

    O dem,

    Firâz-ı zirve-i Sinâ-yı kahra yükselerek

    Oradan,

    Savt-ı ümmîd-i kalbi dinlemeden

    Cevf-i hüsrana düşmek istiyorum.

    Günümüz Türkçesi +

    1o an ki yokluk, umudu kalmamış bedene kollarını açar,

    2uçurum derin bir sesle "Haydi!" der,

    3o an,

    4kahır Sina'sının doruğunun tepesine çıkıp

    5oradan,

    6kalbin umut sesini dinlemeden

    7hüsran boşluğuna düşmek istiyorum.

    Bend yorumu +

    Uçurum konuşuyor, kalp de konuşuyor; şair yalnız birini dinlemeyi seçiyor. Son dizede 'ölmek' sözü düşüyor, geriye yalnız düşme fiili kalıyor.

Kaynak

Metnin kaynağı

Vikikaynak'ın 140721 numaralı kalıcı revizyonu esas alındı. Kaynaktaki HTML karakter kısaltmaları (â, î, û) şapkalı harflere çevrildi; satır sonu boşlukları temizlendi. "dem-ı âlâyiş" yazımı "dem-i âlâyiş" olarak düzeltildi; kaynaktaki ´´Haydi!´´ tırnakları normal tırnağa çevrildi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Okumaya devam edin

Ahmet Hâşim şiirleri arasında gezinin

Şair profiline dön →