DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiir · 19.–20. yüzyıl

Ölü Kafası

Tarlada bulunan insan kafatasından hareket eden şiir, bedenin toprağa karışmasını ve hayatın maddesinin varlıklar arasında sürekli dolaşmasını düşünür.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir tarlada geziyordum; ayağıma katı bir şey takıldı;

    Baktım: Kemik; dikkat ettim: Bir insanın kafasının gemiği.

    Lâkin aç yer, şu parçası kalan başı öyle yiyip emmiş ki,

    Bilinmiyor kimin başı, bilinmiyor hangi asrın evlâdı?

    1Bir tarlada yürürken ayağıma sert bir şey takıldı;

    2baktım kemikti, dikkat edince bir insan kafatası olduğunu gördüm.

    3Fakat aç toprak başın kalan parçasını öyle yiyip emmiş ki

    4kime ve hangi çağın insanına ait olduğu bilinmiyor.

    Gündelik tarla gezisi ayağa takılan sert parçayla ölüm karşılaşmasına dönüşür. Kafatası kişisel kimliğini, çağını ve sahibini yitirmiştir; ‘aç’ toprağın yiyip emmesi gömülmeyi etkin bir sindirme hareketi gibi gösterir. Tek kalan şey, bir zamanlar insan olduğunun kemik kanıtıdır.

  2. 2

    Kara toprak içersine düşen her şey bir yığın kül oluyor;

    ki bir kasırga var; bunu ona, onu buna katıyor.

    Bir el var ki çürük parçasını çiçek yapıp atıyor;

    Evet hayat bir taraftan boşalıyor, bir taraftan doluyor.

    1Kara toprağın içine düşen her şey bir kül yığınına dönüşüyor;

    2sanki bir kasırga maddeleri birbirine karıştırıyor.

    3Görünmeyen bir el çürümüş kefen parçasını çiçeğe çeviriyor;

    4evet, hayat bir yandan boşalırken öte yandan doluyor.

    Toprak yalnız yok etmez, maddeleri birbirine karıştırıp yeni biçimlere geçirir. Çürük kefenin çiçeğe dönüşmesi ölüm giysisini canlı renge çeviren en çarpıcı örnektir. Boşalma ve dolma fiilleri aynı anda sürerek yaşam ile ölümün birbirini besleyen maddi döngüsünü kurar.

  3. 3

    Kim bilir ki, şu faninin vücudundan bugün bizde neler var?

    Belki onun kemikleri şimdi senin gözlerinde parıldar,

    Belki benim şu sıtmalı dudağımın ateşleri onundur.

    Her şey böyle, hatta bizim dünyamız da bu baş gibi olacak;

    Bir gün hayat tükenecek, yalnız cansız gıranitler kalacak,

    Her zerresi bir âleme dağılacak; zira bu bir kanundur!...

    1Bu ölümlü insanın bedeninden bugün bize nelerin geçtiğini kim bilebilir?

    2Belki kemiklerinin maddesi şimdi senin gözlerinde parlıyor;

    3belki benim ateşli dudağımdaki sıcaklık ona aittir.

    4Her şey böyledir; dünyamız da bir gün bu kafatası gibi olacak.

    5Hayat tükenecek, yalnız cansız granitler kalacak;

    6her zerre başka bir âleme dağılacak, çünkü kanun budur.

    Maddi dönüşüm şimdi yaşayan iki bedene taşınır: ölü insanın kemiği göz ışığında, sıcaklığı konuşucunun dudağında bulunabilir. Sonra ölçek kafatasından bütün dünyaya genişler. Bireysel kimliğin çözülmesi gibi yeryüzü de parçalanacak; bent süreklilik düşüncesini kozmik sona kadar götürür.

Kavram sözlüğü (7) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'ın 165476 sabit revizyonu ve transklüde Türk Sazı.pdf 103. sayfaları birlikte denetlendi. Şablon, başlık, ithaf ve sayfa numarası çıkarıldı; kaynak yazımı sessizce düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÖrs Başında
— Kalk gidelim!
Mehmet Emin Yurdakul · Manzum diyalog

Kavram sözlüğü

7 kavram bulundu.

gemik

Kaynakta kemik anlamındaki ağız/yazım biçimi

asır

Yüzyıl, çağ

gûya

Sanki

kefen

Ölü bedenin sarıldığı bez

fani

Ölümlü, kalıcı olmayan

zerre

Çok küçük madde parçası

gıranit

Kaynak yazımıyla granit, sert kaya