DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Tevfik Fikret/Ömr-i Muhayyel
Manzume · 20. yüzyıl

Ömr-i Muhayyel

Şair, kalabalıktan ve gerçeklikten uzakta, sevgilisiyle bulut üstünde geçecek bir hayat kurar; ama bu hayatın ölçüsü olarak bir kuşun ve bir dalganın ömrünü seçer. Açılış bendi sonda tek kelimesi değişerek döndüğünde kurulan hayal kendi boşluğunu itiraf eder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir ...Hani gülbünler içinde

    Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş;

    Bir ...Hani göllerde,yeşil,boş

    Göllerde,o sâfiyet-i vecd-âver içinde

    1Hayalde kurulmuş bir ömür... Hani gül fidanlarının arasında

    2küçük bir kuşun bahar ömrü kadar hoş olan;

    3hayalde kurulmuş bir ömür... Hani göllerde, yeşil, boş

    4göllerde, o coşku veren duruluğun içinde

    Şiir yüklemsiz bir isim tamlamasıyla açılıyor ve o tamlama tekrarlanarak askıda kalıyor; söylenen bir cümle değil, bir özlem. Ölçü birimi olarak seçilenler kuş ile dalga: ikisi de kısa ömürlü. Fikret istediği hayatı büyüklüğüyle değil, ne kadar çabuk biteceğiyle tartıyor.

  2. 2

    Bir dalgacığın ömrü kadar ü

    Bir !

    1bir küçücük dalganın ömrü kadar geçici ve aldanmış

    2hayalde kurulmuş bir ömür!

    Uzun dizelerden sonra bent ansızın altı heceye düşen bir mısrayla kapanıyor; kalıbın kısalması ömrün kısalığını taklit ediyor. “Zaîl ü muğfel” ikilisi de hayale iki sıfatı birden yüklüyor: hem çabuk bitecek hem kendini kandırıyor. Hayalin sahibi bunu biliyor.

  3. 3

    Yalnız ikimiz,bir de o:Ma'bûde-i şi'rim;

    Yalnız ikimiz,bir de onun zıll-ı cenâhı;

    Hâkîlere bahş eyleyerek hâk-i siyâhı

    Dûşunda beyaz bir bulutun göklere âzim.

    1Yalnız ikimiz, bir de o: Şiirimin tanrıçası;

    2yalnız ikimiz, bir de onun kanadının gölgesi;

    3kara toprağı toprağa bağlı kalanlara bırakarak

    4beyaz bir bulutun omzunda göklere yönelmiş.

    ‘Yalnız ikimiz’ iki kez tekrar edilerek sayı sabitlenir; üçüncü varlık şiirin tanrıçası ve onun kanat gölgesidir. Kara toprak yerde kalanlara bırakılırken çift beyaz bir bulutun omzunda göğe yönelir; yorum bunu dönem genellemesine bağlamaz.

  4. 4

    Her sahn-ı hakîkatten uzak,herkese mechûl;

    Bir safvet-i masûmenin âgûş-ı terinde,

    Bir leyle-i aşkın müteennî seherinde

    Yalnız ikimiz ile meşgul.

    1Her gerçeklik sahnesinden uzak, herkese bilinmez;

    2masum bir duruluğun taze kucağında,

    3bir aşk gecesinin ağır ağır gelen seherinde

    4yalnız ikimiz hayal avlamakla meşgul.

    Kaçışın koşulları tek tek sayılıyor: hakikatten uzaklık, bilinmezlik, masumiyet, seher vakti. Dörtlüğün asıl buluşu son dizedeki “sayd-ı hayâlât” tamlaması — avcılık hayale çevriliyor. Bu çiftin işi bir şey ele geçirmek değil, ele geçirilemeyeni kovalamak.

  5. 5

    Savtındaki eş'ar-ı pür-âhenk ile mâlî,

    Şİ'rimdeki elhan-ı muhabbetle nagam-saz,

    Ah istiyorum,göklere âmâde-i pervâz

    Bir lâne-i âvârede bir ömr-i hayâlî...

    1Sesindeki ahenk dolu şiirlerle dolup taşan,

    2şiirimdeki sevgi ezgileriyle nağme söyleyen,

    3ah istiyorum, göklere uçmaya hazır

    4başıboş bir yuvada hayalî bir ömür...

    Bent iki yönlü bir alışveriş üzerine kurulu: sevgilinin sesi şairin şiirleriyle doluyor, şairin şiiri onun ezgileriyle nağmeleniyor. Kapanıştaki “lâne-i âvâre” ise kendi içinde çelişik bir tamlama — yuva yerleşmeyi, âvâre yersizliği getirir; şairin istediği tam da bu ikisi arada duran yer.

  6. 6

    Bir ömr-i hayâlî...Hani gülbünler içinde

    Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş;

    Bir ömr-i hayâlî...Hani göllerde,yeşil,boş

    Göllerde,o sâfiyet-i vecd-âver içinde

    1Hayalî bir ömür... Hani gül fidanlarının arasında

    2küçük bir kuşun bahar ömrü kadar hoş olan;

    3hayalî bir ömür... Hani göllerde, yeşil, boş

    4göllerde, o coşku veren duruluğun içinde

    İlk bendin neredeyse birebir tekrarı, yalnız “muhayyel” yerini “hayâlî”ye bırakmış: aynı anlam, Arapça kalıptan Farsça nisbete geçmiş. Aynı kafiye dizisi ikinci kez döndüğünde şiir çemberini kapatıyor ve arada anlatılan bütün kaçış sahnesi başladığı yere geri düşüyor.

  7. 7

    Bir dalgacığın ömrü kadar ü hâlî

    Bir ömr-i hayâlî!

    1bir küçücük dalganın ömrü kadar geçici ve bomboş

    2hayalî bir ömür!

    Kapanış, açılıştaki “muğfel”i “hâlî” ile değiştiriyor: aldanmışlık gidiyor, yerine boşluk geliyor. Şiirin son sözü artık kandırılmış bir umut değil, içi boşaltılmış bir hayal. Tek kelimelik bu değişiklik yirmi dört dizelik manzumenin tonunu tersine çeviriyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 152995 numaralı sürüm esas alındı; Rübâb-ı Şikeste'nin Ömr-i Muhayyel sayfası, yirmi dört dize. Bu dizgide virgülden ve üç noktadan sonra boşluk bırakılmamış (“göllerde,yeşil,boş”, “muhayyel...Hani”); kaynağa dokunulmadı. On altıncı dizenin “Şİ'rimdeki” yazımı da kaynakta böyle, büyük İ ile; düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSabah Olursa
Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Halûk,
Tevfik Fikret · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ömr-i muhayyel

hayalde kurulmuş ömür

gülbün

gül fidanı

zaîl

geçip giden, kalıcı olmayan

muğfel

aldatılmış, gafil bırakılmış

zıll-ı cenâh

kanat gölgesi

hâkî

toprağa ait, yerde kalan

sayd-ı hayâlât

hayal avı

lâne-i âvâre

başıboş yuva