DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Bir Kırlangıç
Manzume · 19. yüzyıl

Bir Kırlangıç

Uçmayı yeni öğrenen bir kuşa verilen öğütler dizisi. İlk yarı göğü ve yaratılışı görmeye çağırır, ikinci yarı yere inip insanın avcılığını, on paralık gümüş için işlediği cinayeti ve bir kızın ırzına kastını sayar. Sonunda kuşa uzaklaşmayı salık verir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gel çocugum naz ile

    Göklere ile

    1Gel çocuğum, naz ederek

    2Göklere kanat çırparak

    Şiir bir çağrıyla açılıyor ve muhatabını belirsiz bırakıyor: “çocugum” hem yavru kuş hem insan yavrusu olabilir. İki dizenin de “ile” ile kapanması yedi heceli kısa kalıbı tekerleme temposuna oturtuyor; öğüt daha ilk beyitte bir ninni sesi kazanıyor.

  2. 2

    Bil ne imiş asmân

    Gör ne imiş

    1Gökyüzü neymiş, bil

    2Yücelerde olanlar neymiş, gör

    İki dize aynı kalıbı iki fiille yürütüyor: bil ve gör. Kuşa verilen görev yalnız uçmak değil, uçtuğu yeri tanımak. “Ulviyân” yücelerde bulunanlar demek. Kaynakta “asmân” iki hece dizilmiş, kalıp üç heceli okunuşu ister; dizeye dokunulmadı.

  3. 3

    Çık meh ü kevkeblere

    Bak güneşe. hâvere

    1Aya ve yıldızlara çık

    2Güneşe, doğu ufkuna bak

    Yükseliş basamaklanıyor: önce ay ve yıldızlar, sonra güneş ve doğu. Gece göğünden gündüz göğüne geçiş iki dizede tamamlanıyor. Kaynakta “güneşe” ile “hâvere” arasında virgül yerine nokta duruyor; bu dizgi olduğu gibi bırakıldı.

  4. 4

    Âlem-i a'lâyı gör

    bid'at-i mevlâyı gör

    1En yüce âlemi gör

    2Mevlâ'nın icadını gör

    “Gör” redifi burada kuruluyor ve dört dize sürecek. “Bid'at” bu beyitte kötüleyici anlamıyla değil, ilk kez var etme anlamıyla kullanılmış: konu Tanrı'nın icadı. Kaynakta ikinci dizenin ilk harfi küçük dizilmiş, düzeltilmedi.

  5. 5

    Kudret-i yezdânı gör

    Soñra in insanı gör

    1Tanrı'nın kudretini gör

    2Sonra aşağı in de insanı gör

    Şiirin ekseni bu beyitte dönüyor: aynı “gör” emri önce Tanrı'nın kudretine, sonra yere inip insana çevriliyor. “Soñra in” buyruğu yükselişi bitirir; buradan sonrası hep aşağıdaki manzaradır ve ton hayranlıktan şikâyete geçer.

  6. 6

    Meşcereden seyre dal

    Bir dereden âbı al

    1Ağaçlıktan seyre dal

    2Bir dereden su al

    İki dize kuşun gündelik hayatını sıraya koyuyor: bir koruluktan bakmak, bir dereden su içmek. “Meşcere” ağaçlık demek. Yüksek kelimelerle kurulmuş gök tasvirinden sonra beyit birden somutlaşıyor; şiirin dili burada yere iniyor.

  7. 7

    Bir dereden dane kap

    Bir tarafla lâne yap

    1Bir dereden tane kap

    2Bir yanda yuva kur

    Önceki beytin “bir dereden” öbeği burada tekrarlanıyor: su, tane, yuva — kuşun bütün ihtiyacı üç adımda sayılıyor. Kaynakta “Bir tarafla lâne yap” yazılı; beklenen “tarafta” yerine “tarafla” dizilmiş, düzeltilmeden bırakıldı.

  8. 8

    Bak beşeriñ hâline

    Gûş ver akvâline

    1İnsanın hâline bak

    2Sözlerine kulak ver

    Emirler bu kez insana yöneliyor ve iki duyuya bölünüyor: bak, kulak ver. “Akvâl” sözler demek; insanın hâliyle sözü ayrı ayrı yoklanmak isteniyor, çünkü sonraki beyitler ikisinin birbirini tutmadığını gösterecek.

  9. 9

    Gör fıten-i âlemi

    Gör hıyel-i âdemi

    1Âlemin fitnelerini gör

    2İnsanın hilelerini gör

    “Gör” emri geri geliyor, ama nesnesi değişti: gökteki kudretin yerini âlemin fitneleri ve insanın hileleri aldı. “Fiten” ile “hıyel” iki çoğul; kötülük tek tek olaylar değil, bir sınıf olarak sayılıyor. Kafiye “âlem” ile “âdem”i eşliyor.

  10. 10

    Añla nedür în ü ân

    Meşreb-i

    1Şu nedir, bu nedir, anla

    2Yeryüzü insanlarının huyunu anla

    “În ü ân” Farsça “bu ve şu” demek; şair ad vermeden bütün bir manzaraya işaret ediyor. İkinci dize bunu tek tamlamada topluyor: nâsûtiyânın, yani beşer âlemi sakinlerinin meşrebi. Nâsût lâhûtun karşıtıdır; gök gezisinden sonra bu kelime bilinçle seçilmiş.

  11. 11

    Bagdaki sayyâdlar

    Şehirde cellâdlar

    1Bağdaki avcılar

    2Şehirdeki cellatlar

    Beyit fiilsiz: yalnız iki yer ve iki meslek. Bağda avcı, şehirde cellat — tehlike kır ile şehir arasında bölüşülüyor. İki dizenin altı heceyle kısa kalması, sayım listesine benzeyen bu kuruluşu daha da sertleştiriyor.

  12. 12

    Mahv ider insanları

    İnsanı hayvanları

    1İnsanları yok eder

    2İnsanı da, hayvanları da

    Önceki beyitte yüklemsiz bırakılan iki özne fiilini burada buluyor. “İnsanları”ndan “insanı hayvanları”na geçiş kurbanı genişletiyor: insan hem fâil hem maktul. Kafiye aynı ekle kurulduğu için insanla hayvan aynı sırada, aynı âkıbette duruyor.

  13. 13

    On paralık sîm içün

    Nefsini temsîm içün

    1On paralık gümüş için

    2Nefsini semirtmek için

    Bedel küçültülerek söyleniyor: on paralık gümüş. “İçün” redifi iki dizeyi sebep üstüne sebep diye yığıyor. Kaynaktaki “temsîm” bozuk görünüyor; bağlam nefsi semirtme anlamındaki “tesmîn” okunuşunu destekliyor, ama dizeye dokunulmadı.

  14. 14

    Kasd-ı hayât-ı nedîm

    Anlara emr-i kâdim

    1Bir dostun canına kastetmek

    2Onlar için öteden beri süregelen bir buyruktur

    Cinayet bir alışkanlığa bağlanıyor: dostun canına kastetmek onlar için “emr-i kâdim”, yani eskiden beri yürüyen bir buyruk. “Nedîm” yakın arkadaş demek; kurbanın yabancı değil dost seçilmesi, suçu tanıdıklık çemberinin içine taşıyor.

  15. 15

    Bir tarafa gitseñ âh

    Atf-ı nazar etsen âh

    1Bir yana gitsen, ah

    2Bir bakış çevirsen, ah

    İki dize de “âh” ile kapanıyor ve şart cümlesini tamamlamadan bırakıyor: gitsen… baksan… Cevap sonraki beyitlere erteleniyor, araya giren “âh” ise cevabın ne olacağını baştan duyuruyor. Şiirin en kırılgan yeri bu askıda kalmış cümle.

  16. 16

    Bir meh-i pâkîzeniñ

    Bir meh-i dûşîzeniñ

    1Tertemiz bir ay yüzlünün

    2El sürülmemiş bir ay yüzlünün

    Aynı tamlama iki kez, tek kelimesi değişerek tekrarlanıyor: “pâkîze” temiz, “dûşîze” el sürülmemiş kız demek. Tekrar bir ısrar gibi çalışıyor. İki dize de tamlayan hâlinde bitiyor; kurban söylendi, suç hâlâ söylenmedi.

  17. 17

    Mahveder ikbâlini

    Irzını, emvâlini

    1Talihini yok eder

    2Irzını, malını da

    Bekletilen yüklem geliyor: mahveder. Kaybedilenler artan bir sırayla sayılıyor — ikbâl geleceği, ırz onuru, emvâl mülkü karşılıyor. Üçü birlikte bir hayatın bütün varlığını kapsıyor; virgül kaynağın dizgisidir.

  18. 18

    Gasbederek bir denî

    eder gülşeni

    1Alçak biri zorla el koyarak

    2Gül bahçesini cehenneme çevirir

    Fâil ancak burada anılıyor ve adı yok: “bir denî”, alçak biri. Beyit son iki kelimede bir yer değiştirme kuruyor, gülşen cehenneme dönüyor. Bahçe ile cehennemin karşıtlığı, şiirin başındaki gök gezisiyle de hesaplaşıyor.

  19. 19

    Haydi uç uç zevk ile

    Göklere çık şevk ile

    1Haydi uç uç zevkle

    2Göklere çık şevkle

    Şiir açılıştaki çağrıya dönüyor, ama sebebi değişti: ilk davet öğrenmek içindi, bu ikincisi kaçmak için. “Zevk ile / şevk ile” kafiyesi ilk beyitteki “naz ile / pervâz ile” kalıbını tekrarlayarak dönüşü duyulur hâle getiriyor.

  20. 20

    Bul eşini haydi git

    Yavrucugun hâsıl et

    1Eşini bul, haydi git

    2Yavrularını yetiştir

    Kapanış öğüt olmaktan çıkıp vedaya dönüyor: eşini bul, git, yavrunu yetiştir. İnsanın hilelerini sayan şiir, kuşa insanın yanında kalmamayı salık veriyor. “Hâsıl et” meydana getir demek; soyu sürdürmek burada uzaklaşmanın şartı olarak konuyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Tâmât'ın Türkçe Vikikaynak'taki 153100 numaralı sürümü esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Başlık (“BİR KIRLANGIÇ”), yanındaki yıldız işareti, sayfa altındaki yıldız dipnotu ve metnin sonundaki matbu süsleme metne alınmadı — dipnot dize değildir. Nazal “ñ” yazımları (beşeriñ, gitseñ, Añla, Soñra, pâkîzeniñ, dûşîzeniñ), küçük harfle dizilmiş “bid'at-i” ve “Bak güneşe. hâvere” dizesindeki nokta korundu. İki dizgi kusuru olduğu gibi bırakıldı: “Bir tarafla lâne yap” (beklenen “tarafta”) ve “Nefsini temsîm içün” (büyük olasılıkla “tesmîn”, yani semirtme). Üçüncü, on altıncı, yirmi birinci ve yirmi ikinci dizeler altı hece; kalıbı Fâ'ilün yerine Fa'lün ile kapatıyorlar, hece eklenmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTahassür
Bir sabâh-ı neşve-zâ-yı nev-bahâr
Cenab Şahabeddin · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

pervâz

Uçuş, kanat çırpma

ulviyân

Yücelerde bulunanlar, göksel varlıklar

meşcere

Ağaçlık, koru

akvâl

Sözler

nâsûtiyân

Beşer âleminin sakinleri, insanlar

sayyâd

Avcı

dûşîze

El sürülmemiş kız, bâkire

dûzeh

Cehennem