Bir Kırlangıç
Uçmayı yeni öğrenen bir kuşa verilen öğütler dizisi. İlk yarı göğü ve yaratılışı görmeye çağırır, ikinci yarı yere inip insanın avcılığını, on paralık gümüş için işlediği cinayeti ve bir kızın ırzına kastını sayar. Sonunda kuşa uzaklaşmayı salık verir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gel çocugum naz ile
Göklere ile
1Gel çocuğum, naz ederek
2Göklere kanat çırparak
- 2
Bil ne imiş asmân
Gör ne imiş
1Gökyüzü neymiş, bil
2Yücelerde olanlar neymiş, gör
İki dize aynı kalıbı iki fiille yürütüyor: bil ve gör. Kuşa verilen görev yalnız uçmak değil, uçtuğu yeri tanımak. “Ulviyân” yücelerde bulunanlar demek. Kaynakta “asmân” iki hece dizilmiş, kalıp üç heceli okunuşu ister; dizeye dokunulmadı.
- 3
Çık meh ü kevkeblere
Bak güneşe. hâvere
1Aya ve yıldızlara çık
2Güneşe, doğu ufkuna bak
Yükseliş basamaklanıyor: önce ay ve yıldızlar, sonra güneş ve doğu. Gece göğünden gündüz göğüne geçiş iki dizede tamamlanıyor. Kaynakta “güneşe” ile “hâvere” arasında virgül yerine nokta duruyor; bu dizgi olduğu gibi bırakıldı.
- 4
Âlem-i a'lâyı gör
bid'at-i mevlâyı gör
1En yüce âlemi gör
2Mevlâ'nın icadını gör
“Gör” redifi burada kuruluyor ve dört dize sürecek. “Bid'at” bu beyitte kötüleyici anlamıyla değil, ilk kez var etme anlamıyla kullanılmış: konu Tanrı'nın icadı. Kaynakta ikinci dizenin ilk harfi küçük dizilmiş, düzeltilmedi.
- 5
Kudret-i yezdânı gör
Soñra in insanı gör
1Tanrı'nın kudretini gör
2Sonra aşağı in de insanı gör
Şiirin ekseni bu beyitte dönüyor: aynı “gör” emri önce Tanrı'nın kudretine, sonra yere inip insana çevriliyor. “Soñra in” buyruğu yükselişi bitirir; buradan sonrası hep aşağıdaki manzaradır ve ton hayranlıktan şikâyete geçer.
- 6
Meşcereden seyre dal
Bir dereden âbı al
1Ağaçlıktan seyre dal
2Bir dereden su al
İki dize kuşun gündelik hayatını sıraya koyuyor: bir koruluktan bakmak, bir dereden su içmek. “Meşcere” ağaçlık demek. Yüksek kelimelerle kurulmuş gök tasvirinden sonra beyit birden somutlaşıyor; şiirin dili burada yere iniyor.
- 7
Bir dereden dane kap
Bir tarafla lâne yap
1Bir dereden tane kap
2Bir yanda yuva kur
Önceki beytin “bir dereden” öbeği burada tekrarlanıyor: su, tane, yuva — kuşun bütün ihtiyacı üç adımda sayılıyor. Kaynakta “Bir tarafla lâne yap” yazılı; beklenen “tarafta” yerine “tarafla” dizilmiş, düzeltilmeden bırakıldı.
- 8
Bak beşeriñ hâline
Gûş ver akvâline
1İnsanın hâline bak
2Sözlerine kulak ver
Emirler bu kez insana yöneliyor ve iki duyuya bölünüyor: bak, kulak ver. “Akvâl” sözler demek; insanın hâliyle sözü ayrı ayrı yoklanmak isteniyor, çünkü sonraki beyitler ikisinin birbirini tutmadığını gösterecek.
- 9
Gör fıten-i âlemi
Gör hıyel-i âdemi
1Âlemin fitnelerini gör
2İnsanın hilelerini gör
“Gör” emri geri geliyor, ama nesnesi değişti: gökteki kudretin yerini âlemin fitneleri ve insanın hileleri aldı. “Fiten” ile “hıyel” iki çoğul; kötülük tek tek olaylar değil, bir sınıf olarak sayılıyor. Kafiye “âlem” ile “âdem”i eşliyor.
- 10
Añla nedür în ü ân
Meşreb-i
1Şu nedir, bu nedir, anla
2Yeryüzü insanlarının huyunu anla
“În ü ân” Farsça “bu ve şu” demek; şair ad vermeden bütün bir manzaraya işaret ediyor. İkinci dize bunu tek tamlamada topluyor: nâsûtiyânın, yani beşer âlemi sakinlerinin meşrebi. Nâsût lâhûtun karşıtıdır; gök gezisinden sonra bu kelime bilinçle seçilmiş.
- 11
Bagdaki sayyâdlar
Şehirde cellâdlar
1Bağdaki avcılar
2Şehirdeki cellatlar
Beyit fiilsiz: yalnız iki yer ve iki meslek. Bağda avcı, şehirde cellat — tehlike kır ile şehir arasında bölüşülüyor. İki dizenin altı heceyle kısa kalması, sayım listesine benzeyen bu kuruluşu daha da sertleştiriyor.
- 12
Mahv ider insanları
İnsanı hayvanları
1İnsanları yok eder
2İnsanı da, hayvanları da
Önceki beyitte yüklemsiz bırakılan iki özne fiilini burada buluyor. “İnsanları”ndan “insanı hayvanları”na geçiş kurbanı genişletiyor: insan hem fâil hem maktul. Kafiye aynı ekle kurulduğu için insanla hayvan aynı sırada, aynı âkıbette duruyor.
- 13
On paralık sîm içün
Nefsini temsîm içün
1On paralık gümüş için
2Nefsini semirtmek için
Bedel küçültülerek söyleniyor: on paralık gümüş. “İçün” redifi iki dizeyi sebep üstüne sebep diye yığıyor. Kaynaktaki “temsîm” bozuk görünüyor; bağlam nefsi semirtme anlamındaki “tesmîn” okunuşunu destekliyor, ama dizeye dokunulmadı.
- 14
Kasd-ı hayât-ı nedîm
Anlara emr-i kâdim
1Bir dostun canına kastetmek
2Onlar için öteden beri süregelen bir buyruktur
Cinayet bir alışkanlığa bağlanıyor: dostun canına kastetmek onlar için “emr-i kâdim”, yani eskiden beri yürüyen bir buyruk. “Nedîm” yakın arkadaş demek; kurbanın yabancı değil dost seçilmesi, suçu tanıdıklık çemberinin içine taşıyor.
- 15
Bir tarafa gitseñ âh
Atf-ı nazar etsen âh
1Bir yana gitsen, ah
2Bir bakış çevirsen, ah
İki dize de “âh” ile kapanıyor ve şart cümlesini tamamlamadan bırakıyor: gitsen… baksan… Cevap sonraki beyitlere erteleniyor, araya giren “âh” ise cevabın ne olacağını baştan duyuruyor. Şiirin en kırılgan yeri bu askıda kalmış cümle.
- 16
Bir meh-i pâkîzeniñ
Bir meh-i dûşîzeniñ
1Tertemiz bir ay yüzlünün
2El sürülmemiş bir ay yüzlünün
Aynı tamlama iki kez, tek kelimesi değişerek tekrarlanıyor: “pâkîze” temiz, “dûşîze” el sürülmemiş kız demek. Tekrar bir ısrar gibi çalışıyor. İki dize de tamlayan hâlinde bitiyor; kurban söylendi, suç hâlâ söylenmedi.
- 17
Mahveder ikbâlini
Irzını, emvâlini
1Talihini yok eder
2Irzını, malını da
Bekletilen yüklem geliyor: mahveder. Kaybedilenler artan bir sırayla sayılıyor — ikbâl geleceği, ırz onuru, emvâl mülkü karşılıyor. Üçü birlikte bir hayatın bütün varlığını kapsıyor; virgül kaynağın dizgisidir.
- 18
Gasbederek bir denî
eder gülşeni
1Alçak biri zorla el koyarak
2Gül bahçesini cehenneme çevirir
Fâil ancak burada anılıyor ve adı yok: “bir denî”, alçak biri. Beyit son iki kelimede bir yer değiştirme kuruyor, gülşen cehenneme dönüyor. Bahçe ile cehennemin karşıtlığı, şiirin başındaki gök gezisiyle de hesaplaşıyor.
- 19
Haydi uç uç zevk ile
Göklere çık şevk ile
1Haydi uç uç zevkle
2Göklere çık şevkle
Şiir açılıştaki çağrıya dönüyor, ama sebebi değişti: ilk davet öğrenmek içindi, bu ikincisi kaçmak için. “Zevk ile / şevk ile” kafiyesi ilk beyitteki “naz ile / pervâz ile” kalıbını tekrarlayarak dönüşü duyulur hâle getiriyor.
- 20
Bul eşini haydi git
Yavrucugun hâsıl et
1Eşini bul, haydi git
2Yavrularını yetiştir
Kapanış öğüt olmaktan çıkıp vedaya dönüyor: eşini bul, git, yavrunu yetiştir. İnsanın hilelerini sayan şiir, kuşa insanın yanında kalmamayı salık veriyor. “Hâsıl et” meydana getir demek; soyu sürdürmek burada uzaklaşmanın şartı olarak konuyor.
Metnin kaynağı
Tâmât'ın Türkçe Vikikaynak'taki 153100 numaralı sürümü esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Başlık (“BİR KIRLANGIÇ”), yanındaki yıldız işareti, sayfa altındaki yıldız dipnotu ve metnin sonundaki matbu süsleme metne alınmadı — dipnot dize değildir. Nazal “ñ” yazımları (beşeriñ, gitseñ, Añla, Soñra, pâkîzeniñ, dûşîzeniñ), küçük harfle dizilmiş “bid'at-i” ve “Bak güneşe. hâvere” dizesindeki nokta korundu. İki dizgi kusuru olduğu gibi bırakıldı: “Bir tarafla lâne yap” (beklenen “tarafta”) ve “Nefsini temsîm içün” (büyük olasılıkla “tesmîn”, yani semirtme). Üçüncü, on altıncı, yirmi birinci ve yirmi ikinci dizeler altı hece; kalıbı Fâ'ilün yerine Fa'lün ile kapatıyorlar, hece eklenmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir sabâh-ı neşve-zâ-yı nev-bahârCenab Şahabeddin · Manzume→
Şiir bir çağrıyla açılıyor ve muhatabını belirsiz bırakıyor: “çocugum” hem yavru kuş hem insan yavrusu olabilir. İki dizenin de “ile” ile kapanması yedi heceli kısa kalıbı tekerleme temposuna oturtuyor; öğüt daha ilk beyitte bir ninni sesi kazanıyor.