Rakipten Vazgeçmedin
Şair, sevgilinin kötü rakipten ve kan dökücü bakıştan vazgeçmemesini eleştirir; öğüdün boşa çıkışını, gelecekteki pişmanlığı ve kendi kaderindeki uğursuzluğu düşünerek fanî dünyanın gaddarlığına bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sevdiğim hayfâ ki ol ağyârdan vazgelmedin
Ol yüzü kara bed efsûn hârdan vazgelmedin
1Sevdiğim, yazık ki o rakipten vazgeçmedin.
2O yüzü kara, kötü büyülü dikenden vazgeçmedin.
- 2
Tutmadın pendin yazıklar pek hebâ oldu hebâ
Bâis oldun derde böyle kârdan vaz gelmedin
1Öğüdümü tutmadın; yazık, bütünüyle boşa gitti.
2Böylece derde sebep oldun; bu işten vazgeçmedin.
Şairin öğüdü tutulmadığı için bütünüyle boşa gider. Sevgilinin sürdürdüğü iş derde sebep olur; beyit yalnız sonucu yakınmaz, uyarıya rağmen aynı davranışın bilinçli biçimde devam ettirilmesini eleştirir.
- 3
Bu gidişle başına çok iş gelür bilmez misin
Son ucunda hâtıra teşvîş gelür bilmez misin
1Bu gidişle başına çok iş geleceğini bilmez misin?
2Sonunda gönlüne sıkıntı geleceğini bilmez misin?
Bu gidişin başa iş ve gönle sıkıntı getireceği peş peşe sorulur. Gelecek zaman tehdidi, bugünkü seçimin cezasını henüz görünmeyen sonuca taşır ve sevgiliyi önceden düşünmeye çağırır.
- 4
Mihribanlık defterinden kış gelür bilmez misin
Fikredüp encâmını her bârdan vazgelmedin
1Şefkat defterine kış geleceğini bilmez misin?
2Sonunu düşünüp her seferinde vazgeçmedin.
Şefkat defterine kış gelmesi, merhametin soğuyup verimsizleşmesidir. Her seferinde sonu düşünmeden aynı rakibe dönmek, sevgilinin tek anlık yanılgı değil tekrarlanan tercih yaptığını gösterir.
- 5
Sana lâyık mı benim her dem dü çeşmim edüp
Eyleyüp bend üstüne bend zülfüne Mecnûn edüp
1İki gözümü her an kan ağlatmak sana yakışır mı?
2Saçına bağ üstüne bağ kurup beni Mecnun etmek yakışır mı?
Âşığın iki gözünü kan ağlatmak sevgiliye yakıştırılmaz. Saç bağlarıyla Mecnunlaştırma, güzellik aracının tutsaklığı kat kat artırdığını söyler; soru merhamet kadar uygun davranış talep eder.
- 6
Kahrile sancup derûnum lâ’l veş edüp
Sen dahi ol gamze-i hunhârdan vazgelmedin
1Kahrınla içimi delip yakut gibi şarap rengine çevirdin.
2Sen yine o kan dökücü bakıştan vazgeçmedin.
Kahır içi delip yakut ve şarap rengine boyar; yara hem değerli taş parlaklığı hem kan kızıllığı taşır. Buna rağmen kan dökücü bakıştan vazgeçilmemesi, acının kaynağının bilerek korunduğunu belirtir.
- 7
Bilmedin çün tâ ezel olduğun devr-i kamer
Dâd alup dilberlerinden almadın çün bir haber
1Ay devrinin ezelden uğursuz olduğunu bilemedin.
2Sevgililerinden hakkını alıp bir haber edinmedin.
Ayın devri ezelden uğursuz sayılarak kişisel talih göksel zamana bağlanır. Şair, sevgililerinden hakkını alamadığını ve onlardan güvenilir haber bile edinmediğini kendi deneyimiyle kaydeder.
- 8
Sürülüp dondan dona zillette ey Âşık Ömer
Ba’dehu dehr-i fenâ gaddârdan vazgelmedin
1Ey Âşık Ömer, kılıktan kılığa sürülüp aşağılandın.
2Bundan sonra da geçici ve gaddar dünyadan vazgeçmedin.
Mahlas beytinde Ömer kılıktan kılığa sürülmüş ve zillet yaşamıştır. Yine de fanî dünyanın gaddarlığından vazgeçmemesi, sevgiliye yöneltilen inadı kendisinde de görerek şiiri öz eleştiriyle kapatır.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 15. dize “Sürülüp dondan dona zillette ey Âşık Ömer”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 462 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgili, yüzü kara ve kötü büyülü diye nitelenen rakipten ayrılmaz. Rakibin diken olması, âşığın gül çevresindeki acısını açıklar; “yazık” sözü bu tercihi hem kayıp hem ahlaki hata sayar.