Şevk-aver olunca dile nezzârelerin hep
Beş beyit boyunca göğüsteki yara biçim değiştirir: bakışla açılan bir nur goncası, ayrılıkla ışık akıtan fıskiye, elmas tozu ve sonunda boyna geçirilen gam zinciri olur. Dönüşümler yalnız mevcut beyitlerin imgeleriyle açıklanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
olunca dile nezzârelerin hep
Çün gonçe-i envâr açılır yârelerin hep
1Bakışların gönle şevk getirince
2yaraların hep bir nur goncası gibi açılır.
- 2
Bir tig-ı çekip çârelerin gör
Geldi der-i ihsânına bî-çârelerin hep
1Baş uçuran bir kılıç çekip çarelerine bak;
2çaresizlerin hepsi ihsan kapına geldi.
Beyit “çâre” ile “bî-çâre” arasında bir kelime oyunu kuruyor: çare kılıçtır, çaresizler de onu istemeye gelmiştir. Sevgilinin kapısı bir hayır kapısına benzetiliyor, ama orada dağıtılan şey ekmek değil ölüm. “Ser-endâz” baş atan, baş uçuran demek.
- 3
Gör sîne-i pür-dâgımı ey
Envâr akıtır hicr ile fevvârelerin hep
1Ey tecelli virdi, yaralarla dolu sinemi gör;
2fıskiyelerin ayrılıkla hep nurlar akıtır.
Yaralarla dolu sine bir bahçe havuzuna dönüşür: her yara bir fıskiye ağzı gibi ayrılıkla nur akıtır. Su yerine ışığın akması, ‘vird-i tecelli’ hitabındaki ilahî görünüşle ‘envâr’ı aynı beyitte birleştirir; başka bir şiirle karşılaştırma yapılmaz.
- 4
Hûrşîde eder nâz olıcak -i elmas
Her -ı dili sînesi sad pârelerin hep
1Elmas tozuna dönüşünce güneşe naz eder
2göğsü yüz parça olanların her gönül yarası.
Cümle ikinci dizedeki özneyi sona bırakır: göğsü yüz parça olanların her gönül yarası, elmas tozuna dönüşünce güneşe naz eder. Yaranın parlaklığı güneşle yarışır; modern iki satır özgündeki yüklem ve özne sırasını korur.
- 5
Ekrem gibi gördükçe ser-i zülfün olurlar
-i zencîr-i gam âvârelerin hep
1Avarelerin hepsi, Ekrem gibi zülfünün ucunu gördükçe
2gam zincirini boyunlarına vururlar.
Zülfün ucu gam zincirine dönüşür. ‘Gerden-zen’ boyna vuran demektir; avareler Ekrem gibi zülfü gördükçe zinciri kendi boyunlarına geçirir. Böylece tutsaklığın eyleyeni dışarıdaki biri değil âşıkların kendisidir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142836 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar ve yıldızların açtığı fazla boşluk atıldı. Bu gazel, arşivde Namık Kemal adıyla kayıtlı “Sad-pâre edüp sînemi nezzârelerin hep” gazeliyle aynı vezni, aynı redifi ve kafiye kelimelerinin çoğunu paylaşır; ayrı bir metindir, nazire ilişkisi yorumda anıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Şu'le-i dâg-ı cünûnun arş-rahmândır yeriRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel→
Bakış gönle şevk getirince yaralar nur goncası gibi açılır. ‘Şevk-âver’ ile ‘gonçe-i envâr’ aynı aydınlanma hareketini iki aşamada kurar: önce gönül canlanır, sonra yaralar ışıklı çiçeklere dönüşür. Dışarıdan bir nazire ilişkisi kanıt diye eklenmez.