DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Şevk-aver olunca dile nezzârelerin hep
Gazel · 19. yüzyıl

Şevk-aver olunca dile nezzârelerin hep

Beş beyit boyunca göğüsteki yara biçim değiştirir: bakışla açılan bir nur goncası, ayrılıkla ışık akıtan fıskiye, elmas tozu ve sonunda boyna geçirilen gam zinciri olur. Dönüşümler yalnız mevcut beyitlerin imgeleriyle açıklanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    olunca dile nezzârelerin hep

    Çün gonçe-i envâr açılır yârelerin hep

    1Bakışların gönle şevk getirince

    2yaraların hep bir nur goncası gibi açılır.

    Bakış gönle şevk getirince yaralar nur goncası gibi açılır. ‘Şevk-âver’ ile ‘gonçe-i envâr’ aynı aydınlanma hareketini iki aşamada kurar: önce gönül canlanır, sonra yaralar ışıklı çiçeklere dönüşür. Dışarıdan bir nazire ilişkisi kanıt diye eklenmez.

  2. 2

    Bir tig-ı çekip çârelerin gör

    Geldi der-i ihsânına bî-çârelerin hep

    1Baş uçuran bir kılıç çekip çarelerine bak;

    2çaresizlerin hepsi ihsan kapına geldi.

    Beyit “çâre” ile “bî-çâre” arasında bir kelime oyunu kuruyor: çare kılıçtır, çaresizler de onu istemeye gelmiştir. Sevgilinin kapısı bir hayır kapısına benzetiliyor, ama orada dağıtılan şey ekmek değil ölüm. “Ser-endâz” baş atan, baş uçuran demek.

  3. 3

    Gör sîne-i pür-dâgımı ey

    Envâr akıtır hicr ile fevvârelerin hep

    1Ey tecelli virdi, yaralarla dolu sinemi gör;

    2fıskiyelerin ayrılıkla hep nurlar akıtır.

    Yaralarla dolu sine bir bahçe havuzuna dönüşür: her yara bir fıskiye ağzı gibi ayrılıkla nur akıtır. Su yerine ışığın akması, ‘vird-i tecelli’ hitabındaki ilahî görünüşle ‘envâr’ı aynı beyitte birleştirir; başka bir şiirle karşılaştırma yapılmaz.

  4. 4

    Hûrşîde eder nâz olıcak -i elmas

    Her -ı dili sînesi sad pârelerin hep

    1Elmas tozuna dönüşünce güneşe naz eder

    2göğsü yüz parça olanların her gönül yarası.

    Cümle ikinci dizedeki özneyi sona bırakır: göğsü yüz parça olanların her gönül yarası, elmas tozuna dönüşünce güneşe naz eder. Yaranın parlaklığı güneşle yarışır; modern iki satır özgündeki yüklem ve özne sırasını korur.

  5. 5

    Ekrem gibi gördükçe ser-i zülfün olurlar

    -i zencîr-i gam âvârelerin hep

    1Avarelerin hepsi, Ekrem gibi zülfünün ucunu gördükçe

    2gam zincirini boyunlarına vururlar.

    Zülfün ucu gam zincirine dönüşür. ‘Gerden-zen’ boyna vuran demektir; avareler Ekrem gibi zülfü gördükçe zinciri kendi boyunlarına geçirir. Böylece tutsaklığın eyleyeni dışarıdaki biri değil âşıkların kendisidir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142836 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar ve yıldızların açtığı fazla boşluk atıldı. Bu gazel, arşivde Namık Kemal adıyla kayıtlı “Sad-pâre edüp sînemi nezzârelerin hep” gazeliyle aynı vezni, aynı redifi ve kafiye kelimelerinin çoğunu paylaşır; ayrı bir metindir, nazire ilişkisi yorumda anıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirŞu'le-i Dâg-ı Cünûnun Arş-rahmândır Yeri
Şu'le-i dâg-ı cünûnun arş-rahmândır yeri
Recaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

şevk-aver

Şevk getiren, coşku veren

nezzâre

Bakış, seyretme

ser-endâz

Baş atan, baş uçuran

vird-i tecelli

Tecelli virdi; ilahî görünüşün sürekli tekrarlanan zikri

dâg

Yanık yarası; âşığın göğsündeki iz

fevvâre

Fıskiye

sûde

Ezilmiş, toz hâline getirilmiş

gerden-zen

Boyna vuran, boyna geçiren