DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Tâmât/Güzel Bir Rü'ya
Mesnevi düzenli rüya şiiri · 19. yüzyıl

Tâmât/Güzel Bir Rü'ya

Bahar ve ışıkla kurulan rüya bahçesinde sevgili, gökyüzü ile su arasında parlayan erişilmez bir varlık olarak belirir. Konuşan yaklaştığında görüntü dereye çekilir; uyanış, coşkulu tabiat sahnesinin arzu tarafından kurulmuş geçici bir hayal olduğunu açığa çıkarır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gûyâ ki dem-i bahâr gelmiş

    Avân-ı safâ-nisâr gelmiş

    1Sanki bahar vakti gelmiş

    2Sevinç saçan zaman gelmiş

    1. beyit: “Gûyâ ki dem-i bahâr gelmiş” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Bahar vaktinin ve sevinç saçan zamanın birlikte gelmesi, rüyayı takvimden çok duygusal bir açılış olarak kurar; iki dize aynı ânın doğa ile ruh üzerindeki etkisini çoğaltır.

  2. 2

    Dünyada nişîmenim çemenmiş

    Üşkûfelerim de yâsemenmiş

    1Dünyadaki yuvam çimenlikmiş

    2Çiçeklerim de yaseminmiş

    2. beyit: “Dünyada nişîmenim çemenmiş” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Çimenlik yuva ile yasemin çiçekleri özel bir barınma alanı çizer; konuşanın “benim” dediği yer, rüya içindeki huzurun sahiplenilmiş fakat kırılgan merkezidir.

  3. 3

    Bir sâhil-i neşve-zâda durdum

    Bir cây-ı safâ-fezâda durdum

    1Neşe veren bir kıyıda durdum

    2Ferahlık veren bir yerde durdum

    3. beyit: “Bir sâhil-i neşve-zâda durdum” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Neşe veren kıyı ile ferahlık veren yer eş anlamlı iki duruş noktasıdır; tekrar, henüz hareket etmeyen konuşanın çevresindeki mutluluğu dikkatle sınamasını sağlar.

  4. 4

    Mahzûn u melûl cihâna baktım

    Bir kerre de âsümâna baktım

    1Hüzünlü ve kederli dünyaya baktım

    2Bir kez de gökyüzüne baktım

    4. beyit: “Mahzûn u melûl cihâna baktım” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Hüzünlü dünyaya bakışın ardından gökyüzüne çevrilen göz, aşağı ile yukarıyı karşılaştırır; rüyanın coşkusu, konuşanın taşıdığı kederi bütünüyle silmez.

  5. 5

    Etrafımı sarmış almış

    Âgûşuma serpilirdi

    1Ağaçlar çevremi sarıp sarmalamış

    2Çiçekler kucağıma serpilirdi

    5. beyit: “Etrafımı sarmış almış eşcâr” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Ağaçların çevreyi sarması ve çiçeklerin kucağa serpilmesi, manzarayı seyredilen uzaktan görüntü olmaktan çıkarır; tabiat doğrudan bedene yaklaşan bir çevreye dönüşür.

  6. 6

    Şiddetle eserdi bâd-ı tâze

    gelirdi ihtizâze

    1Taze rüzgâr şiddetle eserdi

    2Ağaçlar titreşirdi

    6. beyit: “Şiddetle eserdi bâd-ı tâze” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Şiddetli taze rüzgârın ağaçları titreştirmesi, sakin bahçeye ilk hareketi getirir; titreyiş ilerideki ürkme ve uyanma anlarının tabiat içindeki erken yankısıdır.

  7. 7

    Bir yanda kucaklaşırdı

    Bir yerde uzaklaşırdı

    1Ağaçlar bir yanda kucaklaşırdı

    2Ağaçlar başka bir yerde birbirinden uzaklaşırdı

    7. beyit: “Bir yanda kucaklaşırdı eşcâr” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Ağaçların bir yerde kucaklaşıp başka yerde uzaklaşması, yakınlık ile ayrılığı aynı sahnede gösterir; sevgiliye yaklaşma ve onu yitirme çizgisi daha görünmeden hazırlanır.

  8. 8

    Gökler gibi yer parıldıyordu

    Cûlar taşarak şarıldıyordu

    1Yer, gökler gibi parlıyordu

    2Dereler taşıp şarıldıyordu

    8. beyit: “Gökler gibi yer parıldıyordu” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gökler gibi parlayan yer ve taşarak şarıldayan dereler ışıkla sesi birleştirir; rüya mekânı hem görülen hem işitilen yoğun bir canlılık kazanır.

  9. 9

    Göklerde şihâb olurdu tâir

    Yerlerde feriştelerdi sâir

    1Göklerde kayan yıldızlar uçuşurdu

    2Yeryüzünde melekler dolaşırdı

    9. beyit: “Göklerde şihâb olurdu tâir” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gökte kayan yıldızlar ile yerde dolaşan melekler yukarı ve aşağı yönleri yer değiştirir; olağan dünyanın sınırları bu dikey hareketle rüya mantığına açılır.

  10. 10

    saçarak gelirdi

    Dünyalara serpilirdi

    1Güneş ışık saçarak gelirdi

    2Güneşin ışığı dünyalara serpilirdi

    10. beyit: “Pertev saçarak gelirdi hurşîd” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Işık saçarak gelen güneşin dünyalara serpilmesi tek bir gök cismini çoğalan bir aydınlığa dönüştürür; “gelmek” ve “serpilmek” fiilleri ışığı canlılaştırır.

  11. 11

    Envâr dökerdi hâk-dâne

    Elvân saçılırdı âsümâne

    1Işıklar toprağa dökülürdü

    2Renkler gökyüzüne saçılırdı

    11. beyit: “Envâr dökerdi hâk-dâne” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Işıkların toprağa dökülmesi ve renklerin göğe saçılması ters yönlü iki akıştır; yeryüzü ile gökyüzü, birbirine madde ve renk taşıyan ortak bir yüzey hâline gelir.

  12. 12

    Birden ateşe dalardı âlem

    yarıldı derdi âdem

    1Âlem birden ateşe dalardı

    2İnsan, güneş yarıldı sanırdı

    12. beyit: “Birden ateşe dalardı âlem” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Âlemin ateşe dalmasıyla güneşin yarıldığı sanısı, güzelliği tehlikeli bir parlaklığa yükseltir; hayranlık, bir an için felaket görüntüsüne yaklaşır.

  13. 13

    Gûyâ ki nüzûl eder melâik

    Yâhut ki suûd eder mehâlik

    1Sanki melekler iniyordu

    2Yahut tehlikeler yükseliyordu

    13. beyit: “Gûyâ ki nüzûl eder melâik” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Meleklerin inişi ile tehlikelerin yükselişi birbirine karşıt iki ihtimaldir; konuşan, gördüğü olağanüstü hareketi kutsallık mı yoksa tehdit mi diye ayıramaz.

  14. 14

    Bir velvele-i azâb içinde

    Bin nâle-i ıztırâb içinde

    1Bir azap uğultusu içinde

    2Bin acı iniltisi içinde

    14. beyit: “Bir velvele-i azâb içinde” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Azap uğultusu ve bin acı iniltisi, önceki ışık şöleninin işitsel karanlık yüzünü açar; çoğalan sesler rüyanın huzurlu bahçesini sıkıntılı bir eşiğe taşır.

  15. 15

    Bir fikr-i safâ-meâle daldım

    Emvâc-ı hayâl içinde kaldım

    1Ferahlığa ulaşan bir düşünceye daldım

    2Hayal dalgaları içinde kaldım

    15. beyit: “Bir fikr-i safâ-meâle daldım” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Ferahlığa ulaşan düşünce ile hayal dalgalarında kalmak aynı iç hareketi iki yönden anlatır; zihin hem rahatlamaya yönelir hem de görüntülerin akışına teslim olur.

  16. 16

    Birdenbire âh yârı gördüm

    Ol dilber-i cân-şikârı gördüm

    1Birden sevgiliyi gördüm

    2O can avlayan dilberi gördüm

    16. beyit: “Birdenbire âh yârı gördüm” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Sevgilinin birden görünmesi, uzun tabiat hazırlığının odak noktasını açık eder; “can avlayan” nitelemesi güzelliğin çekiciliğiyle taşıdığı tehlikeyi birlikte verir.

  17. 17

    Sevdâlı bulutlara bürünmüş

    Pertevler ile bana görünmüş

    1Aşk yüklü bulutlara bürünmüştü

    2Işıkların içinde bana görünmüştü

    17. beyit: “Sevdâlı bulutlara bürünmüş” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Aşk yüklü bulutlara bürünen sevgili ışıklar içinde seçilir; beden ile hava arasındaki sınır bulanıklaşırken görünüş, maddi kişiden çok parlak bir belirtiye dönüşür.

  18. 18

    Gûyâ ki muhabbet-i mücessem!

    Rûyunda safâ-yı dil müressem!

    1Sanki sevginin cisimleşmiş hâliydi

    2Yüzünde gönül ferahlığı resmedilmişti

    18. beyit: “Gûyâ ki muhabbet-i mücessem!” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Sevginin cisimleşmesi ve gönül ferahlığının yüzde resmedilmesi, soyut duyguları görünür bedene taşır; rüya sevgiliyi bir kişinin ötesinde anlam taşıyan şekil olarak kurar.

  19. 19

    Karşımda hafif hafif gülerdi

    Gâyetle zarif zarif gülerdi

    1Karşımda usulca gülerdi

    2Son derece zarif biçimde gülerdi

    19. beyit: “Karşımda hafif hafif gülerdi” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Usulca ve son derece zarif gülüş, önceki uğultu ile ateşin karşısına ölçülü bir hareket koyar; iki dizenin dereceli tekrarı bakışın ayrıntıya yaklaşmasını sağlar.

  20. 20

    dökülür dudaklarından

    düşer yanaklarından

    1Dudaklarından ışık dökülürdü

    2Yanaklarına güneş vururdu

    20. beyit: “Pertev dökülür dudaklarından” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Dudaktan dökülen ışık ile yanağa vuran güneş, yüzün iki bölümünü ayrı aydınlatır; sözün çıktığı yer ve bakışın toplandığı yüz aynı parlaklık alanında birleşir.

  21. 21

    Âlem kızarır melâhatinden

    Eflâk yanardı humretinden

    1Dünya onun güzelliğiyle kızarırdı

    2Gökler kızıllığıyla yanardı

    21. beyit: “Âlem kızarır melâhatinden” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Dünyanın güzellikle kızarması, göklerin kızıllıkla yanmasına büyür; sevgilinin yüzündeki renk, önce çevreyi sonra bütün evreni etkileyen bir ateş gibi yayılır.

  22. 22

    Saçlar dağınıktı bir elinde

    Bir ebr-i safâ-bâr belinde

    1Saçları bir elinde dağınıktı

    2Belinde sevinç yağdıran bir bulut vardı

    22. beyit: “Saçlar dağınıktı bir elinde” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Dağınık saç ve beldeki sevinç yağdıran bulut, bedeni gök olaylarıyla süsler; düzensizlik ile bereket aynı figürde toplanarak rüyanın görsel aşırılığını artırır.

  23. 23

    Gûyâ ki ziyâ tecessüm etmiş

    Yâhut ki semâ tebessüm etmiş

    1Sanki ışık beden kazanmıştı

    2Yahut gökyüzü gülümsemişti

    23. beyit: “Gûyâ ki ziyâ tecessüm etmiş” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Işığın beden kazanması ve gökyüzünün gülümsemesi iki ayrı açıklama denemesidir; konuşan, gördüğünü ne insan biçimine ne de kozmik harekete tek başına sığdırabilir.

  24. 24

    Bir lahzada titretir cihânı

    Bir nazrada oynatır cihânı

    1Bir anda dünyayı titretirdi

    2Bir bakışta dünyayı oynatırdı

    24. beyit: “Bir lahzada titretir cihânı” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Bir anda dünyayı titretmek ile tek bakışta oynatmak zaman ve hareketi sıkıştırır; sevgilinin en küçük jesti evren ölçeğinde sonuç veren bir kuvvet olarak abartılır.

  25. 25

    Bir gamzesi bin şihâbı muhtır

    İndimde melek melek bu mehdir

    1Bir yan bakışı bin yıldız kaymasını hatıra getirirdi

    2Benim gözümde bu ay yüzlü sevgili bir melekti

    25. beyit: “Bir gamzesi bin şihâbı muhtır” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Yan bakışın yıldız kaymalarını hatırlatması, ay yüzlü sevgiliyi melek sayan kişisel hükme bağlanır; göksel benzetmeler artık konuşanın açık değerlendirmesine dönüşür.

  26. 26

    Bir nûr mu bu semâdan inmiş!

    Hayret! Ne kadar da dil-nişînmiş!

    1Bu, gökten inmiş bir nur muydu?

    2Hayret, ne kadar gönle işleyenmiş!

    26. beyit: “Bir nûr mu bu semâdan inmiş!” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gökten inmiş nur sorusu ile gönle işleyen güzellik karşısındaki hayret, görüntünün kaynağını belirsiz bırakır; soru ve ünlem, aklın hayranlığa yetişemediğini gösterir.

  27. 27

    Pîşimde bu dil-rübâ tecellî

    Ettikçe bulurdu cân tesellî

    1Bu gönül alan sevgili önümde göründükçe

    2Can teselli bulurdu

    27. beyit: “Pîşimde bu dil-rübâ tecellî” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Gönül alan sevgili önünde belirdikçe can teselli bulur; görünüş tekrarlanan bir iyileşme hareketidir, fakat huzur bütünüyle sevgilinin görünür kalmasına bağlıdır.

  28. 28

    Oldukça da rû-nümâ bu hâlet

    Kalsın mı dil-i safâda tâkat

    1Bu hâl belirginleştikçe

    2Ferah gönülde dayanma gücü kalır mıydı?

    28. beyit: “Oldukça da rû-nümâ bu hâlet” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Görüntü belirginleştikçe ferah gönülde dayanma gücünün kalmaması paradoks kurar; teselli veren güzellik aynı zamanda duyguyu taşıyamayacak kadar yoğunlaştırır.

  29. 29

    Bin hâl o dem tahayyül ettim

    Ol şûha biraz temâyül ettim

    1O anda bin bir hâl hayal ettim

    2O cilveli güzele biraz yöneldim

    29. beyit: “Bin hâl o dem tahayyül ettim” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Bin bir hâli hayal etmekten cilveli güzele yönelmeye geçiş, iç düşünceyi dış harekete çevirir; konuşan artık yalnız seyretmez, arzusunun yönünü bedeniyle izler.

  30. 30

    Tâ yanına dek ettim

    Yerden sürüne sürüne gittim

    1Yanına kadar yaklaştım

    2Yerde sürüne sürüne ilerledim

    30. beyit: “Tâ yanına dek takarrüb ettim” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Yanına yaklaşma isteği yerde sürünerek ilerlemeye dönüşür; alçalma ve yavaşlık, sevgilinin üstün konumunu ve konuşanın mesafeyi kapatmak için harcadığı çabayı gösterir.

  31. 31

    Âgûşuna atlamaktı fikrim

    Esrârını anlamaktı fikrim

    1Kucağına atılmayı düşünüyordum

    2Sırlarını anlamayı düşünüyordum

    31. beyit: “Âgûşuna atlamaktı fikrim” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Kucağa atılma düşüncesi ile sırları anlama arzusu bedensel yakınlığı bilgi isteğiyle birleştirir; rüya kişisi hem sevgiliye dokunmak hem de görüntünün anlamını çözmek ister.

  32. 32

    Gördü beni de etti

    Peygûle-i ihtifâya gitti!

    1Beni görünce ürktü

    2Saklanacağı bir köşeye çekildi

    32. beyit: “Gördü beni de tevahhuş etti” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Sevgilinin konuşanı görünce ürküp saklanacağı köşeye çekilmesi, yaklaşmanın karşılıksız olduğunu açık eder; hareket, hayranlığı karşılıklı bir yakınlık gibi okumayı engeller.

  33. 33

    Birdenbire cûybâra girdi!

    Yaldız saçarak amâka erdi

    1Birden dereye girdi

    2Yaldız saçarak derinlere ulaştı

    33. beyit: “Birdenbire cûybâra girdi!” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Birden dereye girip yaldız saçarak derinlere ulaşması, sevgiliyi yeniden tabiatın içine çözer; ışık yüzeyde kalırken beden suyun görünmez katmanına çekilir.

  34. 34

    Heyhât! Gurûb ederce gitti

    Etrafta da sürûr bitti!

    1Ne yazık, batar gibi uzaklaştı

    2Çevredeki bütün sevinç sona erdi

    34. beyit: “Heyhât! Gurûb ederce gitti” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Batar gibi uzaklaşma ile çevredeki sevincin bitmesi eş zamanlıdır; sevgilinin kaybı yalnız konuşanın duygusunu değil, rüya bahçesinin bütün canlılığını söndürür.

  35. 35

    Aşk âlihesi ne işve-perver!

    Sevdâ meleği ne şanlı dilber!

    1Aşk tanrıçası ne cilveliymiş!

    2Sevda meleği ne görkemli bir sevgiliymiş!

    35. beyit: “Aşk âlihesi ne işve-perver!” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Aşk tanrıçası ve sevda meleği nitelemeleri görüntüyü iki ayrı kutsal figürle büyütür; cilve ile görkem, erişilemeyen sevgilinin son değerlendirmeleri olur.

  36. 36

    Bir lerziş ile olunca bîdâr

    Bildim ki hayâl imiş o dildâr

    1Bir titremeyle uyanınca

    2O sevgilinin bir hayal olduğunu anladım

    36. beyit: “Bir lerziş ile olunca bîdâr” dizesi bu birimin çıkış noktasıdır. Titremeyle uyanış, baştaki ağaç titreşimini bedende tamamlar; son dize sevgilinin hayal olduğunu bildirirken yaşanan duygunun etkisini ortadan kaldırmaz.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Cenab Şahabeddin adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 142956 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTâmât/Hilâl-i Seher
Zemîn; zemîn geçiyor feyz-i pür-celâl-i seher?..
Cenab Şahabeddin · Beş bentli şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

eşcâr

Ağaçlar

ezhâr

Çiçekler

pertev

Işık, parıltı

hurşîd

Güneş

cân-şikâr

Can avlayan; gönül çeken

takarrüb

Yaklaşma

tevahhuş

Ürkme

cûybâr

Dere, akarsu