DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Yine müjde kıldı sultân-ı nevrûz
Şiir · 17. yüzyıl

Yine müjde kıldı sultân-ı nevrûz

Nevruzun gelişi güneşi, çiçekleri, akarsuları ve kırmızı laleleri canlandırır; sakinin kadehiyle bülbülün sesi aynı bahar meclisinde birleşir ve şair hayatın kısa zevkini sürmeye çağırır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Yine müjde kıldı

    Şu’le-i nûr ile

    1Nevruz sultanı yine müjde verdi;

    2geceyi aydınlatan güneş ışığı parladı.

    Nevruz kişileştirilerek müjde getiren bir sultan olur; onun gelişi geceyi yaran güneş ışığıyla duyurulur. Böylece takvimdeki yeni gün, yalnız bir tarih değil karanlığı dağıtan görkemli bir hükümdar girişi gibi sahnelenir.

  2. 2

    İrişti zerrîne feth-i

    kıldı mücellâ

    1Mesih’e ilişkin altın renkli fetih erişti;

    2göğün aynasını parlattı.

    Birim, kaynakta açıkça ‘zerrîne feth-i Messîhâ’ der; bu tamlama günümüz Türkçesinde baskıda bulunmayan ‘nefes’ veya ‘soluk’la değiştirilmez. Altın renkli geliş ile göğün aynasının parlaması korunur, tamlamanın özel anlamı kesinleştirilmez.

  3. 3

    Dürlü şükûfeler dürlü kokular

    Hep eridi karlar revanî sular

    1Çeşit çeşit çiçekler, türlü kokular belirdi;

    2karlar eridi, sular akmaya başladı.

    Çiçek ve koku çeşitliliği görme ile koklamayı birlikte harekete geçirir. Karın eriyip suyun akması, baharı yalnız süslü bir manzara olmaktan çıkarır; donmuş dünyanın yeniden dolaşıma girdiği fiziksel değişimi bildirir.

  4. 4

    Dürlü hâlet verir cihâna bûlar

    Irmaklar bulandı mevc urdu deryâ

    1Bu kokular dünyaya türlü hâller verir;

    2ırmaklar bulanıp taşar, deniz dalgalanır.

    Kokuların dünyaya hâl vermesi, görünmez etkinin bütün çevreyi dönüştürmesidir. Irmağın bulanıp denizin dalgalanması da baharın sakin bir dekor değil, suyu yerinden oynatan güçlü ve taşkın bir hareket olduğunu gösterir.

  5. 5

    Nergisin kalmadı uyhu gözünde

    Çemen mevc urdukça sahrâ yüzünde

    1Nergisin gözünde artık uyku kalmadı;

    2çimen kırların yüzünde dalgalandıkça.

    Nergis, biçimi gözle ilişkilendirilen bir çiçektir; uykusunun kaçması çiçeğin açılışını insan uyanışı gibi anlatır. Çimenin kır yüzünde dalgalanmasıyla bütün tabiat tek bir canlı beden görünümü kazanır.

  6. 6

    Uyanıp bir ferah buldu özünde

    Görünür lâle-i hamrâ

    1O da uyanıp içinde bir ferahlık buldu;

    2yer yer kırmızı laleler görünür.

    Uyanan öznenin ferahlığı, önceki nergis imgesini sürdürür; kırmızı laleler bu canlanmanın görünen işaretleridir. ‘Yer yer’ ifadesi kır yüzeyine dağılan renk lekelerini belirtir ve baharın alanını genişletir.

  7. 7

    Sâkiyâ piyâle alınca ele

    Gör ne rümûz ile arzeder güle

    1Ey saki, kadehi eline aldığında

    2güle nasıl işaretler sunduğuna bak.

    Saki kadehi kaldırınca yaptığı hareket, güle sunulan gizli bir işaretler dili sayılır. Kadeh ile gülün renk ve biçim yakınlığı, meclis davranışını tabiatla konuşturur; insan eli baharın söyleşisine katılır.

  8. 8

    Surâhi şevk ile eder gulgüle

    Mahabbet namesin bülbül-i gûyâ

    1Sürahi şevkle fokurdayıp ses verir;

    2konuşan bülbül sevgi mektubunu okur.

    Sürahinin dökülürken çıkardığı ses şevkli bir gürültüye, bülbülün ötüşü ise sevgi mektubunun okunmasına dönüşür. Cansız kap ve kuş aynı mecliste konuşur; sesler bahar aşkının haberini birlikte yayar.

  9. 9

    Ömer elde ferah bir ’dir

    Ölmeden sürelim bu da bir demdir

    1Ömer’in elindeki ferahlatıcı kadeh Cem’in kadehidir;

    2ölmeden bu anı da yaşayalım.

    Cem’in efsanevi kadehi eldeki şaraba görkem ve dünya bilgisi çağrışımı kazandırır. Şair ölümü anarak zevki sınırsızlaştırmaz; tam tersine anın geçiciliğini kabul edip eldeki kısa zamanı değerlendirmeyi önerir.

  10. 10

    Meclis-i kayd u elemdir

    Mey ü mâhbûb ile kekişti sahra

    1Gam evi meclisi bağ ve elemdir;

    2sahra, şarap ve sevgiliyle çekişti.

    İlk dize gamhâne meclisini bağ ve elemle tanımlar. İkinci dizede özne sahradır; çekiştiği veya karşılaştırıldığı unsurlar şarap ile sevgilidir. ‘Kekişti’ yüzeyi korunur, kaynakta olmayan neşenin kederle savaşı ilişkisi kurulmaz.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.10 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n10-4D2E8D381A10. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.10, PDF 117–118; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘feth-i Messîhâ’ nefes/soluk diye değiştirilmedi; ‘kekişti’ yüzeyinde özne sahra, eşlik eden unsurlar mey ü mâhbûbdur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirRamazan Şahı Tahtına Çıktı
Yine tahtına cülûs eyledi şâh-ı ramazan
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

sultân-ı nevrûz

Baharın başlangıcı olan nevruzun hükümdar gibi kişileştirilmesi.

mihr-i şebefrûz

Geceyi aydınlatan güneş.

Messîhâ

Mesih; ‘feth-i Messîhâ’ birleşiğinin buradaki tam karşılığı kesinleştirilmemiştir.

Mir’ât-ı feleği

Göğün aynasını.

câbecâ

Yer yer.

sâki

Mecliste içki sunan kişi.

câm-ı Cem

Cem’e nispet edilen efsanevi kadeh.

gamhâne

Kederle dolu yer veya meclis.