Yine müjde kıldı sultân-ı nevrûz
Nevruzun gelişi güneşi, çiçekleri, akarsuları ve kırmızı laleleri canlandırır; sakinin kadehiyle bülbülün sesi aynı bahar meclisinde birleşir ve şair hayatın kısa zevkini sürmeye çağırır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yine müjde kıldı
Şu’le-i nûr ile
1Nevruz sultanı yine müjde verdi;
2geceyi aydınlatan güneş ışığı parladı.
- 2
İrişti zerrîne feth-i
kıldı mücellâ
1Mesih’e ilişkin altın renkli fetih erişti;
2göğün aynasını parlattı.
Birim, kaynakta açıkça ‘zerrîne feth-i Messîhâ’ der; bu tamlama günümüz Türkçesinde baskıda bulunmayan ‘nefes’ veya ‘soluk’la değiştirilmez. Altın renkli geliş ile göğün aynasının parlaması korunur, tamlamanın özel anlamı kesinleştirilmez.
- 3
Dürlü şükûfeler dürlü kokular
Hep eridi karlar revanî sular
1Çeşit çeşit çiçekler, türlü kokular belirdi;
2karlar eridi, sular akmaya başladı.
Çiçek ve koku çeşitliliği görme ile koklamayı birlikte harekete geçirir. Karın eriyip suyun akması, baharı yalnız süslü bir manzara olmaktan çıkarır; donmuş dünyanın yeniden dolaşıma girdiği fiziksel değişimi bildirir.
- 4
Dürlü hâlet verir cihâna bûlar
Irmaklar bulandı mevc urdu deryâ
1Bu kokular dünyaya türlü hâller verir;
2ırmaklar bulanıp taşar, deniz dalgalanır.
Kokuların dünyaya hâl vermesi, görünmez etkinin bütün çevreyi dönüştürmesidir. Irmağın bulanıp denizin dalgalanması da baharın sakin bir dekor değil, suyu yerinden oynatan güçlü ve taşkın bir hareket olduğunu gösterir.
- 5
Nergisin kalmadı uyhu gözünde
Çemen mevc urdukça sahrâ yüzünde
1Nergisin gözünde artık uyku kalmadı;
2çimen kırların yüzünde dalgalandıkça.
Nergis, biçimi gözle ilişkilendirilen bir çiçektir; uykusunun kaçması çiçeğin açılışını insan uyanışı gibi anlatır. Çimenin kır yüzünde dalgalanmasıyla bütün tabiat tek bir canlı beden görünümü kazanır.
- 6
Uyanıp bir ferah buldu özünde
Görünür lâle-i hamrâ
1O da uyanıp içinde bir ferahlık buldu;
2yer yer kırmızı laleler görünür.
Uyanan öznenin ferahlığı, önceki nergis imgesini sürdürür; kırmızı laleler bu canlanmanın görünen işaretleridir. ‘Yer yer’ ifadesi kır yüzeyine dağılan renk lekelerini belirtir ve baharın alanını genişletir.
- 7
Sâkiyâ piyâle alınca ele
Gör ne rümûz ile arzeder güle
1Ey saki, kadehi eline aldığında
2güle nasıl işaretler sunduğuna bak.
Saki kadehi kaldırınca yaptığı hareket, güle sunulan gizli bir işaretler dili sayılır. Kadeh ile gülün renk ve biçim yakınlığı, meclis davranışını tabiatla konuşturur; insan eli baharın söyleşisine katılır.
- 8
Surâhi şevk ile eder gulgüle
Mahabbet namesin bülbül-i gûyâ
1Sürahi şevkle fokurdayıp ses verir;
2konuşan bülbül sevgi mektubunu okur.
Sürahinin dökülürken çıkardığı ses şevkli bir gürültüye, bülbülün ötüşü ise sevgi mektubunun okunmasına dönüşür. Cansız kap ve kuş aynı mecliste konuşur; sesler bahar aşkının haberini birlikte yayar.
- 9
Ömer elde ferah bir ’dir
Ölmeden sürelim bu da bir demdir
1Ömer’in elindeki ferahlatıcı kadeh Cem’in kadehidir;
2ölmeden bu anı da yaşayalım.
Cem’in efsanevi kadehi eldeki şaraba görkem ve dünya bilgisi çağrışımı kazandırır. Şair ölümü anarak zevki sınırsızlaştırmaz; tam tersine anın geçiciliğini kabul edip eldeki kısa zamanı değerlendirmeyi önerir.
- 10
Meclis-i kayd u elemdir
Mey ü mâhbûb ile kekişti sahra
1Gam evi meclisi bağ ve elemdir;
2sahra, şarap ve sevgiliyle çekişti.
İlk dize gamhâne meclisini bağ ve elemle tanımlar. İkinci dizede özne sahradır; çekiştiği veya karşılaştırıldığı unsurlar şarap ile sevgilidir. ‘Kekişti’ yüzeyi korunur, kaynakta olmayan neşenin kederle savaşı ilişkisi kurulmaz.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.10 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n10-4D2E8D381A10. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.10, PDF 117–118; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘feth-i Messîhâ’ nefes/soluk diye değiştirilmedi; ‘kekişti’ yüzeyinde özne sahra, eşlik eden unsurlar mey ü mâhbûbdur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yine tahtına cülûs eyledi şâh-ı ramazanÂşık Ömer · Şiir→
Nevruz kişileştirilerek müjde getiren bir sultan olur; onun gelişi geceyi yaran güneş ışığıyla duyurulur. Böylece takvimdeki yeni gün, yalnız bir tarih değil karanlığı dağıtan görkemli bir hükümdar girişi gibi sahnelenir.