DDizegâhDijital şiir arşivi
Bütün temalar
Tema

Emek şiirleri

31 şiir · 9 şair

Klasik şiirde çalışmanın kendisi değil, aşkın kanıtı olarak yapılan iş görünür. Necâtî Bey'in “Dağları Ferhâd anunçün hâk ile yeksân ider” dizesi bunun en bilinen örneği: dağ delinir, ama üretmek için değil, Şîrîn'in derdiyle. Emek burada bir sonuç değil bir ispattır.

Servet-i Fünûn'da ölçü değişir ve emek zamanla tartılmaya başlar. Tevfik Fikret'in “Bir buçuk, işte bir buçuk sâat” diye açılan manzumesi küçük bir şiire harcanan süreyi hesaplar ve o süreyi bir ömürle karşılaştırır: aynı bir buçuk saatte kimi canlı doğar, yaşar ve ömrünü tamamlar. Cenab Şahabeddin'in “Ey pîr-i cinân-perest gâfil!” diye başlayan mezar taşı yazıtı ise dünyanın geçiciliğini sayıp beklenmedik bir yerde durur: çıkarılacak ders dünyayı bırakmak değil, çalışmaktır.

Millî Edebiyat'ta emek nihayet kendi araçlarıyla şiire girer. Mehmet Emin Yurdakul'un “Ey toprağın işkenceye dayanıklı madeni!” diye açılan şiirinde şair demire, altın hiç ses çıkarmazken onun neden inlediğini sorar; demir, kendisini döven çekicin kendi cinsinden olduğunu söyleyerek cevap verir. “— Altın, altın...” diye başlayan Çiftçilik ise çağı adlandırır — altın devri bitmiş, demir devri başlamıştır — ve zenginliği tohum, öküz, bel ve orakla yeniden tanımlar.

Beş şiir arasındaki fark bir sınıf farkı değil, bir ölçü farkı: Ferhad'ın kazması aşkı, Fikret'in saati ömrü, Mehmet Emin'in sabanı ürünü ölçüyor.

Dönemsel dağılım
115. yüzyıl
218. yüzyıl
119. yüzyıl
1619.–20. yüzyıl
920. yüzyıl
2Dönemi kesinleşmemiş
Arşivden

31 şiir

Katalogda filtrele →
Bu şiirlerin paylaştığı başka temalar