DDizegâhDijital şiir arşivi
Bütün temalar
Tema

Meyhane şiirleri

34 şiir · 17 şair

Meyhane divan şiirinde önce gerçek bir yerdir. Bâkî “Hoş geldi bana mey-gedenüñ âb u hevâsı” diye başlar ve ikinci dizede konuşma diline düşer: “Va'llâhi güzel yirde yapılmış yıkılası”. Aynı gazelde aşk meselesini yasaklayan müderrise cevap verilir; meyhane böylece medresenin karşısına konan bir mekân hâline gelir.

Nedîm'de mekânın içi ile dışı ayrılır: “Meyhâne mukassî görünür taşradan amma / Bir başka ferah başka letâfet var içinde”. Gazel oradan üç çifte kayığa, Göksu'ya geçer — meyhane İstanbul'un gündelik eğlence coğrafyasında bir duraktır, mazmun değil adres.

Şeyh Gâlib'de aynı mekân ibadet sahnesine dönüşür: “Devr eder meyhâneyi muğbeççeler / Ka'bede san hâciyân eyler semâ”. Meyhanenin çevresindeki dönüş ile tavaf aynı harekettir; şarap içilen bir şey olmaktan çıkıp bir hâlin tarifi olur.

Recaizade Mahmut Ekrem'de ise meyhane boşalır: “Bu kühen meyhânede esbâb-ı işret kalmamış”. Gazelin redifi duyulan geçmiş zamandır, yani şairin kendi görmediği bir tükenişin haberi; son beyitte kimsede şarabın niteliğini anlayacak himmet kalmadığı söylenir. Bu sayfadaki şiirler meyhanenin nasıl önce bir yer, sonra bir mabet, sonunda bir hatıra olduğunu izliyor.

Dönemsel dağılım
315. yüzyıl
216. yüzyıl
417. yüzyıl
117.–18. yüzyıl
1118. yüzyıl
618.–19. yüzyıl
519. yüzyıl
119.–20. yüzyıl
120. yüzyıl
Arşivden

34 şiir

Katalogda filtrele →
Bu şiirlerin paylaştığı başka temalar