Şarap şiirleri
35 şiir · 20 şair
Şarap divan gazelinde içilirken az görünür; çoğu zaman ya yasağıyla ya hasretiyle anılır. Nedîm'in “Esdikçe bâd-ı subh perîşânsın ey gönül” diye başlayan gazelinde şairin içtiğine dair tek söz yoktur — gül mevsiminde şaraptan tövbe etmiş olmanın pişmanlığı vardır. Tövbe, şarabı anmanın en emin yoludur.
Hayretî'de içmek tek kişilik olmaktan çıkar. “Nice bir zülf gibi hâk ile yeksân olalım” diye açılan altı bentlik murabbaın her bendi kadeh tasının getirilmesini isteyerek biter ve şiir karşısına zahidi, hoca-fakihi alır. Sarhoşluk burada kaçış değil, saf tutmaktır.
Recaizade Mahmut Ekrem'de kadeh bir daha ele alınmaz. “Hasret-i bâde ile olsa tenim hâk benim” diyen rind şarabın hasretiyle ölmüş biridir; mezarından asma biter. Başka bir gazelinde istediği şey neşe değil, acıyı yakacak bir içkidir. Bu sayfadaki şiirler şarabın nasıl önce bozulmuş bir yemin, sonra ortak bir eylem, sonunda da hiç ulaşılmamış bir hasret olarak anıldığını gösteriyor.
35 şiir

