Bekleyiş şiirleri
41 şiir · 17 şair
Bekleyişin şiirdeki karşılığı tekrardır. Ömer Seyfettin'in “Güneş gurub ediyor... Ellerim cebimde, hazin” diye açılan sonesinde aynı cümle dört bendin başında yeniden kurulur ve her seferinde biraz daha kararır; bekleyen kişi hiçbir şey yapmaz, yapmayacağı da baştan bellidir. Şiirin adındaki müzminlik, biçimin kendisiyle söylenmiş olur.
Tanzimat ve Servet-i Fünûn şiirinde aynı hâl bir emeğe dönüşür. Recaizade Mahmut Ekrem'in “Sanma lâ'linde olan tebhâledir çeşmânıma” gazelinde bakış iplik, bekleyiş o ipliğin uzatılması, sonuç ise dokunmuş bir kumaştır — yolu gözlemekle geçen zaman somut bir üretim gibi anlatılır. Cenab Şahabeddin'in “Hâl-i bîreng-i ihtizârında” diye açılan sonesi ise on bir dize boyunca ölmekte olan bir mevsimi tarif edip sonunda beklemeyi çoğul bir işe çevirir: gelecek baharı birlikte bekleyelim.
Mehmet Âkif'te beklenen taraf bir kişi olmaktan çıkar. “Hayır! Şark'ın, o hodgâm olmayan Mecnûn-i nâ-kâmın,” diye başlayan Leylâ, klasik hikâyeyi bir alegoriye çevirir ve sevgilinin adını geleceğe verir. Çağrı cevapsız kaldıkça ses sertleşir; şiirin ortasında bekleyiş bir özleme değil, bir hesap sormaya dönüşür — bunca bedel kimin uğrunaydı.
Tekke şiirinde beklenen kişinin adı bellidir ve bekleyiş bir inanç biçimidir. Derviş Mehmed'in “Hak nasîb eylese görsem yüzünü” nefesinde her bent beklenen Mehdî'yi yeniden adlandırır; bütün fiiller dilek kipindedir ve buluşmayı ısrarla gerçekleşmemiş tarafta tutar. Bu sayfadaki şiirler aynı fiilin nasıl sırayla alışkanlık, emek, hesap ve iman hâline geldiğini gösteriyor.
41 şiir

