Dua şiirleri
118 şiir · 23 şair
Duanın kalıbı yüzyıllarca aynı kalır; değişen, o kalıbın içine ne konduğudur. Fuzûlî'nin “Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ meni” gazeli kalıbı olduğu gibi kullanıp isteği tersine çevirir: kurtuluş değil, belâdan hiç ayrılmamak dilenir. Lütuf kelimesi bela çokluğu diye açıklanınca dua dilinin sözlüğü de yerinden oynar.
Aynı ses Leylâ vü Mecnûn'un içinde daha da ileri gider. “Yâ Rab bu harem-serâ hakiyçün” diye başlayan mesnevi bölümünde Mecnûn en kutsal yerde şifa değil sürekli gam, akıldan ayrılmak ve insan tozunun bile ulaşmadığı bir ülke ister. İbadetin yönü sevgiliye çevrildiği için bu dua, kabul edilmesi en zor olan şeyi en ağır yeminle ister.
Tekke ilahisinde dua tek bir dileğe indirilir. Eşrefoğlu Rûmî'nin “Ey Allahım beni senden ayırma” ilahisinde beyitler birbiri ardına yeni benzetmeler kurar — yaprak ile gül, bülbül ile gül, balık ile su — ve hepsi aynı dilekle biter. İstenen şey kavuşmak değil, hâlihazırdaki bağın kopmaması; ayrılığın bedeli her beyitte biraz daha ağırlaşır, mahlas beytinde benzetme büsbütün kalkar ve dilek çıplak hâliyle tekrarlanır.
On dokuzuncu ve yirminci yüzyılda dua kamusallaşır. Recaizade Mahmut Ekrem'in Âyişe redifli tarih manzumesi bir kız çocuğunun doğumu için yazılmıştır; dört beyit dua eder, son dizenin harfleri de doğum yılını verir. Çocuktan istenen şey şan ya da miras değil, anne babasının yanında kalmasıdır. Ziya Gökalp'in “Elimde tüfek, gönlümde iman,” diye başlayan Asker Duası ise yakarışı kurumsallaştırır: her bent iki dilekle kapanır ve metin bir dua olarak başlayıp bir talimname gibi biter. Bu sayfadaki şiirler aynı kalıbın kimin adına konuştuğuna göre nasıl bambaşka şeyler istediğini gösteriyor.
118 şiir

