Ölüm şiirleri
146 şiir · 40 şair
Ölüm, Türk şiirinin en eski ve en çok biçim değiştiren konusu. Klasik şiirde mersiye bir tür olarak vardır ve ölen kişinin mertebesine göre yazılır: Bâkî'nin Kanûnî için yazdığı mersiye bir padişahın değil, bir düzenin sonunu anlatır. Ölüm burada kişisel bir kayıp değil, kamusal bir olaydır.
Tanzimat'la birlikte ses değişir. Abdülhak Hâmid Tarhan'ın Makber'i eşinin ölümünden sonra yazılmıştır ve teselliyi açıkça reddeder — “Çık Fatıma! Lahdden kıyam et” diyerek ölüye emir verir. Türkçede yas, ilk kez bu kadar açık bir itiraz hâline gelir.
Cumhuriyet döneminde ölçek yeniden küçülür ama bu kez aşağıya doğru. Orhan Veli'nin Süleyman Efendi'si nasırından çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemiştir ve öldüğünde geriye bir kahvehane duvarına yazılmış bir beyit kalır. Bu sayfadaki şiirler ölümün nasıl önce devlet, sonra birey, sonra sıradan bir insan meselesi hâline geldiğini izliyor.
146 şiir





